Gebelikte beslenme nasıl olmalıdır ?

(2 oy) 5/5 128
Yorum Yaz


Gebelikte kadının normal metabolizma düzeni üzerine fetal büyümenin eklediği değişiklikler vardır. Gebelik insan yaşamında beslenmenin en önemli olduğu devrelerden biridir. Bu gerçek, halk arasında gebe kadının iki kişilik yemesi gerektiği fikrini doğurmuştur. Oysa gebelikte fazla beslenme de yetersiz beslenme kadar anne ve bebek sağlığına zarar verir.

Gebelikte yetersiz beslenmenin neden olduğu sonuçlar şunlardır:

  1. Artan enerji ve protein gereksinmesinin karşılanmaması annede ağırlık azalmasına neden olabilir.
  2. Artan gereksinmeler karşılanamadığı zaman anemi, diş çürüklüğü, osteomalasi (kemik yumuşaması) gibi hastalıklar ortaya çıkabilir.
  3. Yetersiz ve dengesiz beslenen gebelerde toksemi (gebelik zehirlenmesi) görülme riski daha fazladır.
  4. Yetersiz protein alımına bağlı ödem oluşabilir.

Sosyo-ekonomik düzeyi düşük toplumlarda gebe kadınların gebelik süresince ortalama 6,5 kg ağırlık kazandığı ve bu kadınların çocuklarının % 13,7’ sinin prematüre veya düşük doğum ağırlıklı (LBW) bebekler olarak doğduğu saptanmıştır. Gebe kadınların besin gereksinmeleri yaş, fiziksel aktivite durumu, gebeliğin başlangıcındaki ağırlık, besin depolarının yeterlilik derecesi gibi birçok etmene bağlıdır. Gebelikte metabolizma hızı normalin ortalama % 20’si kadar artar. Bu artışın gerektirdiği besin öğelerinin karşılanması annenin kendi sağlığı için gerekli olduğu kadar fetusun normal gelişimi için de önemlidir.

Yapılan çalışmalarda eğer anne zayıfsa yani beden kitle indeksi (BKİ) 20’nin altında ise ağırlık kazanımının 2. ve 3. trimester süresince haftada 500 gr’ın altına düşmemesi gerekmektedir. Buna karşılık ağırca dediğimiz yani beden kitle indeksi 26’nın üzerinde olan kadınların haftalık tartı artış hızı ortalama 300 gr olmalıdır. Kişisel ayrıcalıklar da ağırlık kazanımına etki etmektedir, o nedenle gebeliğin ilk aylarında görülen iştahsızlık, bulantı, kusma isteği, aşırı uyku hali besin alımını güçleştirir. Gebeliği izleyen ilk 3-4 aylık dönemde bu yakınmaların azalması ile annede ağırlık kazanımı 20. haftada 3,5 kg gebeliğin sonuna kadar da haftada 300-500 gr’lık artışlarla toplam 10-12 kg ağırlık kazanımına ulaşır. Bunun sonucunda da 3-3,3 kg ağırlığında bir bebek dünyaya gelebilir .

Gebelik süresince alınan aşırı kilolar doğum sorunlarına öncelikle sezeryan, postmatürasyon (doğum tarihinin gecikmesi) fetusta mekonyum aspirasyonu gibi anne ve bebek için riskli durumlara neden olabilir. Gebelik süresince fetus gelişimi ve diğer fizyolojik olaylar sonucu 80.000 kalori enerji harcanır. Bu enerji adölesan (erken yaşta) gebeler için bazı değişiklikler gösterir. Adölesanın hem kendi büyümesi hem de fetusun gereksinmeleri, fiziksel olarak kişinin aktif veya pasif olması, hızlı büyüme dönemi adolesanların enerjiye olan gereksinmelerini arttırır. Annelerin gebelik süresince yetersiz kilo almaları düşük doğum ağırlıklı bebek doğurma riskini arttırırken, annede bazı sorunların çıkmasına da neden olabilir.

Gebelikte fetusun büyüme ve gelişmesi, annenin günlük aldığı besinlerin plasenta aracılığıyla fetusa taşınmasıyla olanaklıdır. Fetus her koşulda enerji ve besin öğeleri gereksinmelerini annenin depolarından karşılamaktadır. Özellikle gebeliğin 20. haftasından geçerli olmak üzere gereksinmeler artar. Bu artan gereksinmeleri karşılamak için gebe kadınlara günde 300 kkal ek olarak verilmesi gereği çalışmalarla gösterilmiştir. Enerji artışını oluşturan birincil etmenlerden biri de annede oluşan yağ birikimidir. Bu yağ birikimi gebelerin çoğunda ikinci trimesterde oluşmaya başlar ve 3,5 kg’lık bir yağ deposu oluşur. Bu oluşan yağ deposu emziklilik döneminde artan enerji gereksinmesini karşılamak ve metabolizmayı korumak içindir.

Günlük enerjinin % 15’i proteinler, % 30’u yağlar ve % 65’i de kompleks karbonhidratlardan sağlanmalı, basit şeker dediğimiz çay şekeri ve benzeri besinlerin aşırı tüketiminden kaçınılmalıdır. Günlük şeker tüketimi üzerine yapılan çalışmalarda diyetteki karbonhidrat türünün değil, miktarının önemli olduğu belirtilmiş, gebelik süresince diyette karbonhidrat sınırlamalarının annede protein ve enerji yeterli alınsa bile, fetusta beyin gelişimi, glikojen düzeyleri ve nörotransmitter sentezi üzerine olumsuz etki yaptığı saptanmıştır.

Kadının çalışma yaşamına atılması, eğitiminin uzaması, ilk gebeliğini geç yaşayan kadınların sayısında da artışa neden olmuştur. Bu yaş grubundaki kadınların da kişisel ayrıcalıkları değerlendirilip beslenme durumları saptanmalı, hipertansiyon, gebelik  şekeri, sezeryan doğum riski açısından değerlendirilip günlük 150-200 enerjilik ek yapılması uygun görülmektedir.

Ortalama tüm gebelik süresince oluşan fizyolojik değişikliklerin neden olduğu artışlardan dolayı gereksinim duyulan toplam enerji yaklaşık 39.000 kkal’ dir. Toplam enerji gereksinimi hesaplanmak istenirse bu değere gebenin bazal metabolizma hızı da eklenmelidir. Gebelik döneminde fizyolojik açıdan bakıldığında vücutta yağ birikiminin temel nedeni olarak gebenin gereksinimi olan ek enerjinin sağlanması gösterilmektedir. Gebelik süresince gereksinim duyulan  enerjinin yaklaşık 1/3’i yağlardan karşılanmaktadır. Vücudun daha önceki bileşimine bağlı olarak gebelikteki yağ depolama miktarı değişmektedir. Gebelik öncesi beslenme durumu iyi olan ve depoları dolu olan bireylerde gebelik süresince yağ depolama miktarı daha çok olmaktadır. Bu olay özellikle gelişmiş ülkelerde gebelik sonrası artan şişmanlık olaylarının temel nedenidir. Şişmanlığın neden olabileceği diğer hastalıklar da düşünüldüğünde olayın önemi daha da artmaktadır. Bu veriler ışığında gebelik süresince gereksinim duyulan ek enerji yaklaşık 39.000 kkal fizyolojik değişiklikler için ve yaklaşık 30.000 kkal BMH için olmak üzere toplam yaklaşık 70.000 kkal olarak verilmektedir. Bu değerden yola çıkarak gebeler için günlük ek enerji gereksinmesi hesaplandığında yaklaşık olarak 250 kkal/gün elde edilmektedir. Bu değer ise “Önerilen Besin Öğesi ve Enerji Alım Miktarı (RDA- 1989)” nın önerilerine oldukça yakındır .

Buna göre gebelik döneminde ilk 3 ay ek enerjiye gereksinim duyulmayacağı belirtilirken, son 6 aylık dönemde gebe kadının günde 300 kkal’ lik ek enerji alması alması önerilmektedir. Türkiye’ ye Özgü Belenme Rehberi (2004)’ de gebe kadının gebelik öncesindeki ağırlığına, yaşına, fiziksel aktivite durumuna ve bazal metabolizma hızına göre alması gereken enerjiye; 1. trimesterda duruma göre 0-250 kkal/gün, 2 ve trimesterlarda 300kkal/gün ek enerji önerilmektedir.

Enerjinin yaklaşık 1/3’i yağlardan karşılanmaktadır. Vücudun daha önceki bileşimine bağlı olarak gebelikteki yağ depolama miktarı değişmektedir. Gebelik öncesi beslenme durumu iyi olan ve depoları dolu olan bireylerde gebelik süresince yağ depolama miktarı daha çok olmaktadır. Bu olay özellikle gelişmiş ülkelerde gebelik sonrası artan şişmanlık olaylarının temel nedenidir. Şişmanlığın neden olabileceği diğer hastalıklar da düşünüldüğünde olayın önemi daha da artmaktadır. Bu veriler ışığında gebelik süresince gereksinim duyulan ek enerji yaklaşık 39.000 kkal fizyolojik değişiklikler için ve yaklaşık 30.000 kkal BMH için olmak üzere toplam yaklaşık 70.000 kkal olarak verilmektedir. Bu değerden yola çıkarak gebeler için günlük ek enerji gereksinmesi hesaplandığında yaklaşık olarak 250 kkal/gün elde edilmektedir. Bu değer ise “Önerilen Besin Öğesi ve Enerji Alım Miktarı (RDA- 1989)” nın önerilerine oldukça yakındır .

RDA-1989’ a göre gebelik döneminde ilk 3 ay ek enerjiye gereksinim duyulmayacağı belirtilirken, son 6 aylık dönemde gebe kadının günde 300 kkal’ lik ek enerji alması alması önerilmektedir . Türkiye’ ye Özgü Belenme Rehberi (2004)’ de gebe kadının gebelik öncesindeki ağırlığına, yaşına, fiziksel aktivite durumuna ve bazal metabolizma hızına göre alması gereken enerjiye; 1. trimesterda duruma göre 0-250 kkal/gün, 2 ve 3. trimesterlarda 300kkal/gün ek enerji önerilmektedir.

Gebe Beslenmesinde Dikkat Edilecek Hususları şu şekilde özetleyebiliriz:

  1. Fazla kilo alımını önlemek için şekerli, unlu, yağlı besinler az tüketilmelidir.
  2. Beyaz et (tavuk, balık) tercih edilmelidir.
  3. Kırmızı et tüketimi azaltılmalıdır.
  4. Organ etleri, sosis, salam, sucuk, pastırma vb. ürünlerin tüketimi sınırlandırılmalıdır.
  5. Kızartma, kavurma yerine haşlama, fırında pişirme yöntemleri tercih edilmelidir.
  6. Yiyecekler az tuzlu olmalı, sofrada tuz kullanılmamalıdır.
  7. Sebze, meyve ve kurubaklagiller iyice yıkanmalıdır (pestisid nedeniyle).
  8. Kahve – çay tüketimi azaltılmalıdır.
  9. Alkol – sigara kullanılmamalıdır.

Her öğünde tüm besin grularından besin tüketmeye özen gösterilmelidir

(S.G. Çaltı-YLT)

loading...
loading...