Galatasaray nasıl kuruldu?

(0 oy) 0/5 7
Yorum Yaz


Sevgili okurlarımız ve özellikle Galatasaray kulübü taraftarlarımız için bugünkü yazımızın ismi Galatasaray nasıl kuruldu? Bu güzide futbol takımımızın nasıl kurulduğuna renklerine ve ismine nasıl karar verildiğine sizlere anlatacağız.

Galatasaray Lisesi ve Galatasaray Spor Kulübü

Devlet adamı yetiştirmek amacıyla II. Beyazıt tarafından 1482’de kurulan bugünkü ismiyle Galatasaray Lisesi, adını kurulduğu bölgeden almaktadır ve ‘Galata Sarayı’ olarak anılmaya başlamıştır. Okul modern konumuna 1 Eylül 1868’de Sultan Abdülaziz döneminde kavuşmuştur. Okul’un yeniden yapılanmasıyla birlikte, Türkiye’de de gerçek anlamıyla ilk sportif çalışmalar başlamış ve okulda Beden Eğitimi dersi jimnastikçi ‘Monsieur Curel’ tarafından eğitim programına dâhil edilmiştir. Curel, modern aletler eşliğinde çalıştırdığı öğrencileri sportif açıdan geliştirirken, onlar için 1870’de Kâğıthane’de bir İdman Bayramı düzenlemiştir. Bu etkinlikte başarı gösteren sporcular değişik ödül ve madalyalar kazanmış ve yarışmaların sonunda öğrencilere ‘kuzulu pilav’ verilmiştir. Bu da, sonraki yıllarda bir başka geleneğin başlangıcını oluşturmaktadır.

Curel’den sonra görevi devralan yabancı spor hocaları (M. Moiroux, Signor Martinetti, Stangali gibi), jimnastik ve atletizmin yanı sıra, değişik branşlara da eğilerek (yüzme, kürek, aletli jimnastik), bir ilki daha başlatmışlardır. Bu çalışmaların ürünü çok geçmeden alınmaya başlanmış ve adı Türk Spor Tarihi’ne altın harflerle yazılan Faik Üstünidman’ın yanı sıra, Binbaşı Mazhar Kazancı, Abdurrahman ve Ahmet Robenson kardeşler Galatasaray Lisesi’nde görev almış, izcilik, tenis, hokey gibi spor dallarının öğrenciler arasında yaygınlaşmasını sağlamışlardır. Özellikle Üstünidman’ın ön ayak olmasıyla, öğrenciler futbolla tanışmışlardır. Ama oynanan futbol, bir kör dövüşünden farklı olmayan ve kural tanımayan bir koşuşturmayı andırmaktadır.

Galatasaray Futbol Kulübünün Kuruluşu

Galatasaray Spor Kulübü’nün kurucusu Ali Sami Yen, ‘Ellinci Yıl’ kitabında kuruluş öyküsünü şöyle anlatmaktadır:

“1 Teşrin 1905’te mektebin beşinci sınıfında edebiyat muallimimiz merhum Mehmet Ata beyin dersi esnasında birkaç arkadaş baş başa vererek Galatasaray’da bir futbol kulübü kurmaya karar verdik. İlk müteşebbisler oyuna ve mücadeleye meyyal arkadaşlardan Asım Tevfik Sonumut, Reşat Şirvani, Cevdet Kalpakçıoğlu, Abidin Daver, Kamil… gibi gençlerdi. Mektepde tahsilde bulunan Bulgar ve Sırp talebesinden çevik ve kuvvetli olanlar da bize iltihak etmişlerdi. Asım’ı muhasebeciliğe, Cevdet’i ikinci reisliğe seçmiş, kendim de Reis olmuştum. Asım her hafta arkadaşlardan birer kuruş toplamakta mahir olduğu için kendisini muhasebeci yapmıştık. Ben Reisliği topu yağlayıp şişirmekle almıştım. Topumuza evladım gibi bakardım.

Zaten varımız yoğumuz da toptu. Mektebe gelirken, domuz sokağından geçer, domuz yağı alırdım. Topu onunla yağlar, şişirirdim: yamasını yeni pabucumdan kesmiştim. Bunu gören arkadaşlar, bana hepimizden fazla paye vermişlerdi.

Yani o zaman Reisliğe ve diğer vazifelere payeyi, en çok çalışan kazanırdı. Cevdet de ikinci Reisliği formaları yıkadığı için almıştı.”

Galatasaray’ın Resmen Kurulması

1905’te Osmanlı İmparatorluğu’nda bir dernekler yasası bulunmadığından, Galatasaray Spor Kulübü yasal olarak tescil edilme olanağını bulamamıştır. 1912 yılında Cemiyetler Kanunu çıkarıldıktan sonra, kulüp yasal bir kimlik kazanmıştır. Yetkili makamlara kulüplerin tüzükleriyle birlikte, kurucu üyelerin ad ve adreslerinin de bildirilmesi zorunlu tutulduğundan, istifa eden ya da eğitimlerini tamamlayarak ülkelerine dönen üyeler ilk listeden çıkarılmış ve 1 Eylül 1913’te kurucu liste yeniden düzenlenmiştir.

Galatasaray Adı ve Sarı Kırmızı Renkleri

Kulübün adının Gloria (Zafer) ya da Audace (Cesaret) konulması yolunda görüşler ortaya atılmışsa da, sonuçta Galatasaray olmasında anlaşmaya varılmıştır. Araştırmacı Cem Atabeyoğlu, Galatasaray adının, bu takımın yaptığı ilk maçta Rum ekibini 2-0 yenerken, seyircilerin onlardan “Galata Sarayı efendileri” diye söz etmelerinden doğduğunu yazmaktadır.

Galatasaray Spor Kulübü’nün ilk renkleri kırmızı-beyazdır. Türkiye Cumhuriyeti bayrağının renklerinden esinlenerek seçilen bu renkler, dönemin baskıcı ve paranoyak yönetimi tarafından kuşkuyla karşılanmış ve futbolcular sıkı bir takibe alınmışlardır. Bu nedenle, sarı-siyah renkler gündeme gelmiş ama bunlar da kalıcı olmamış ve Galatasaray bugünkü sarı-kırmızı renklerine kavuşmuştur. Bu renklerin öyküsünü Ali Sami Yen şöyle aktarmaktadır:

“Birçok yerleri dolaştıktan sonra, nihayet Bahçekapı’daki Şişman Yanko’nun dükkânına gidilerek orada zarif iki yünlü kumaşa tesadüf ettik. Biri, vişneye çalan koyuca tatlı bir kırmızı, öteki de, içinde turuncudan iz taşıyan tok bir sarı. Tezgâhtar, mahirane bir el hareketi ile kumaşların dalgalarını birleştirdi. Bir saka kuşunun başı ile kanadının yarattığı renk güzelliğine benzer bir parlaklık hâsıl oldu. Ateşin içindeki renk oyunlarını görür gibi olmuştuk. Sarı-Kırmızı alevinin takımımız üstünde parıldamasını tasavvur ediyor ve bizi derhal galibiyetten galibiyete götüreceğini tahayyül ediyorduk. Nitekim de öyle oldu.”

Buna karşılık kuruculardan Bekir Sıtkı, söz konusu renklerin Gül Baba’nın II. Beyazıt’a verdiği sarı ve kırmızı güllerden esinlendiğini ileri sürmektedir