Frida Kahlo’nun yaşamı ve en güzel eserleri

(0 oy) 0/5 54
Yorum Yaz


  1. Sevgili okurlar Frida Kahlo’nun yaşamı ve en güzel eserleri ile ilgili çok güzel bir haberi sizlere sunuyoruz. Bu haberimizde sanatçının herkesçe bilinen en güzel eserlerinin yanı sıra kimi sıra dışı resimlerine de yer vereceğiz. Seveceğinizi umuyoruz.

Frida Kahlo kimdir? Yaşam Öyküsü

Magdalena Carmen Frida Kahlo Y. Calderon, Temmuz 1907’de Coyoacon, Meksika’da, Wilhelm Kahlo ve Matilde Calderon Gonzales’in dört kızından üçüncüsü olarak dünyaya gelir. Ancak Frida, ilerleyen yıllarda doğum tarihini değiştirerek 6 Temmuz 1907 değil de Meksika Devrimi’nin gerçekleştiği tarih olan 7 Temmuz 1910 yılı olarak değiştirmiştir. Yaşamının modern Meksika ile başlamış olmasını istemiştir.

Frida’nın doğumu, zamanlama açısından talihsiz bir sürece rastlamıştır. Oğlunu yeni kaybeden Matilde, hüzünlüdür ve oğlunun yasını tutmaktadır. Yeni bir bebeğe annelik yapacak güçte değildir. Frida’nın ailesi onu; pek konuşkan olmayan, oldukça sakin, yerli bir sütnineye emanet etmişlerdir. Ailesinin en küçüğü statüsünden pek yararlanamayan Frida, henüz iki aylıkken annesi hamile kalmış ve doğumundan on bir ay sonra kardeşi Cristina dünyaya gelmiştir. Ailenin en küçük çocuklarının yapacağı şımarıklıkların ve heyecanların hiçbirini yaşayamamıştır Frida. Bunlara rağmen Frida mutsuz bir çocuk değildir. Canlı, muzip, özgür, yaramaz ve uyanık bir çocuktur. Anne babası, bütün çocuklarına da aynı sevgiyi beslemelerine rağmen Frida’nın daha akıllı ve gizilgücünü çok iyi kullandığının farkındadırlar.

Babası Wilhelm Kahlo, sara hastasıdır. Babasının sara krizlerine alışık olan Frida, bu durumdan dolayı kriz esnasında yapılması gereken işlemlerin ne olduğunu da iyi gözlemlemiştir. Ancak bu duruma alışık olmasına rağmen her defasında yaşadığı endişeler, çocuk hafızasında silinemeyecek izler bırakmıştır. Babasıyla yürüyüşe çıktıkları bir gün yine bu sahneye tanık olmuş ve babasına gereken yardımı sağlamaya çalışmıştır. Aynı gün yürüyüş esnasında ayağı toprak üstünde kalan bir ağacın köklerine takılıp düşen Frida, ayağındaki geçmeyen ağrı için gittiği doktorlardan biri, çocuk felci olduğunu söylemiştir. Aylarca süren yatak istirahati ve farklı tedavi yöntemlerine rağmen bacağı artık diğer bacağına göre daha ince, ayağı daha zayıf kalmıştır. Bu nedenle arkadaşları tarafından kendisine tahta bacak Frida denilmiştir ve hayatı boyunca nefret ettiği ince bacağını uzun Meksika etekleriyle saklamak zorunda kalmıştır. Bu fiziksel kusur, psikolojik olarak olumsuz etkilenmesine sebep olmuştur.

Başarılı bir öğrenci olan Frida, yıllarca geçirdiği çocuk felcinin vermiş olduğu eziklikten dolayı tıp eğitimi almaya karar verir. Mexico City’de Ulusal Hazırlık Okulu’nun Tıp Eğitimi 56 Bölümü’ne kaydı onaylanan Frida, aynı zamanda okula kabul edilen ilk kız öğrencilerden biri olmuştur. Ulusal Hazırlık Okulu’nda sanat, felsefe, edebiyat gibi çeşitli alanlarda da kendini geliştirme fırsatı bulmuştur. Okul, onu dönemin kültürel ve politik hayatına da yakınlaşmasını sağlamıştır. Burada tanıştığı erkek arkadaşı Alejandro Gomez Arias, Frida’nın ilk aşkı olmuştur. Alejandro Gomez Arias ile 17 Eylül 1925 tarihinde okul dönüşü birlikte bindikleri bir otobüsün tramvayla çarpışması sonucu geçirdikleri bir kaza ile henüz 18’inde olan Frida’nın tüm hayatı; acıların hüküm süreceği mücadelelerle dolu uzun bir sürece girmiştir.

Feci kaza da enkaz yığınına dönüşen Frida’nın bedeni, onarılamayacak derece de hasar almıştır:

Frida hastaneden eve döndüğünde, evlerinin; gördüğü evler arasında en kederli ev olduğunu söylemiştir. O günden ölümüne kadar geçen yirmi dokuz yıl boyunca ızdırap içinde ve sürekli hastalık tehdidiyle yaşamıştır.

Sessizliğinin arkasında içine saplanan acı, terk edilmenin mutsuzluluğu içerisine sürüklemişti Frida’yı. Nickolas’a karşı, sağlam duruşundan taviz vermemiş, acısının esiri olmadığını göstermeye çalışmıştır. Ancak kendisiyle baş başa kaldığında hıçkırıklara boğulan sesi, yüreğinin en derin çığlığı olmuştur.

Frida ve Diego Rivera

Kalbi kırık olan Frida’nın bedeni zaman içerisinde yavaş yavaş iyileşmeye başlamıştı. 1927 yılı sonrasında tekrar yürümeye başlayan Frida, sanat ve politik çevreler ile yakın ilişkiler kurmaya başladı, 1929’da Meksika Komünist Partisi’ne üye oldu. Bu süreç içerisinde ünü Meksika sınırlarını aşmış ünlü duvar ressamı Diego Rivera ile tanışmış oldu. Diego’nun eserlerini büyük bir hayranlıkla takip eden Frida, ünlü ressamı; kazadan sonra yaptığı oto portreler ve başka resimleri hakkındaki görüşlerini almak için gittiği ziyaretinde ona yakınlık ve hayranlık duymaya başlamıştır. Diego, resimlerine baktığı bu genç kadının yetenekli olduğunu söylerken bir yandan da bu ilginç kadından hoşlanır ve birbirilerine aşık olan Frida Kahlo ve Diego Rivera, 21 Ağustos 1929’da evlenirler.

Frida henüz yirmi iki yaşında iken Diego kırk dört yaşındadır, evlenme kararı aldıklarında Frida’nın annesi Matilde, bu evliliğe hiçbir şekilde onay vermemiştir. Şişman, yaşlı, iki evlilik yapmış, ateist ve komünist bir adamla evlenmesini hiç hoş karşılamamıştır. Ancak Frida’nın babası buna karşı çıkmamıştır. Kızının hastalıklarıyla mücadelesinde finansal bir desteğin yarar sağlayacağını düşünmüştür. Ayrıca Diego’nun Frida’ya olan ilgisi de önemli bir kriterdir.

Bu evlilik, kimilerine göre yakışıksız bir durumken kimilerince de Frida’nın kariyeri için bir fırsat niteliğindedir. Hasarlı bedeniyle tek amacının kariyer basamaklarını daha hızlı çıkabilmek olduğuna inanmışlardır. Frida’nın böyle bir kaygısı olmamıştır. Bedenindeki ağrılar ve yüreğindeki aşk acıları kariyerinden daha ön plandadır. Frida, hayatındaki tüm boşlukları Diego’yla tamamlamak istemiştir. Resimlerini Diego Rivera’ya gösterirken “Ciddi bir adamın eleştirisini istiyorum. Ben ne bir sanatsever, ne de bir amatörüm. Sadece yaşamını sürdürmek için çalışması gereken bir kızım.” demiştir.

Diego’nun dev gibi boyu, hep bir karış önde giden göbeği ve çekici olmayan duruşuna rağmen Frida, onun tüm bu özellikleri büyük bir asaletle taşıdığını savunmuştur. Diego, Frida’ya her ne kadar aşkı yaşatmışsa da, ona en büyük acıları yaşatan da yine Diego olmuştur.

Frida Kahlo’nun Resimlerinden Örnekler

Maymun ile Otoportre

  • Boyutları: 55,2 x 43,5cm
  • Tekniği: Tuval Üzerine Yağlıboya
  • Tarihi: 1940
  • Bulunduğu Yer: Özel Koleksiyon

Konusu: Frida Kahlo’nun Diego Rivera’dan boşandıktan sonra yaptığı iyi çalışmalarından biridir. 1938 tarihli Maymunlu Otoportre ile benzerlik gösterir. Bu resimde de maymun pençeleriyle Frida’yı kucaklamıştır. Kırmızı kurdele Frida’nın saçından, boynuna dört kez dolanarak maymunun boynundan gözden kaybolur. Sarı renkteki işlemeli blüzu gösterişlidir. Diego Rivera’dan ayrıldıktan sonra sarı rengi sık kullanması onun kendini deli gibi hissettiğini düşündürebilir. Bakışları ile karşısındakini kendisine doğru çekmek ister gibidir. Arka plan yine yeşil yapraklarla dolu olsa da bir kasvet hissedilir.

İki Frida

  • Boyutları: 173,5 x 173cm
  • Tekniği: Tuval Üzerine Yağlıboya
  • Tarihi: 1939
  • Bulunduğu Yer: Modern Sanat Müzesi, Mexico City

Konusu: Frida Kahlo’nun önceki resimlerine göre boyut olarak büyük ebatlı çalışmasıdır. Kendisini ikizi ile birlikte bir banka oturmuş olarak görüyoruz. Sağdaki Frida, Tehuana kıyafeti içinde Diego Rivera tarafından sevilen kadın Frida’dır. Elinde Diego’nun resmi olan bir madalyon tutar. Kalbi bütün haldedir, yani güçlü bir kadındır. Soldaki Frida ise gelinliği andıran beyaz bir kıyafet içindedir. Kalbi açılmış, parçalanmıştır. Bu acı çektiğinin bir ifadesidir. Kalbinin damarlarını makasıyla kesmiş kanlar eteğine yayılmıştır. Sağdaki Frida daha güçlü olandır ve diğer Frida’nın elini tutarak ona güç verir gibidir. İkisi de doğruca bize bakar. Yüzlerinde duygusal bir ifade yoktur. Arka planda yer alan bulutlar oldukça kasvetlidir. Bu resimde Frida Kahlo’nun kendisini iki tane göstermesi, yalnızlığının bir ifadesidir.

Kırpık Saçlı Otoportre

  • Boyutları: 40 x 28cm
  • Tekniği: Tuval Üzerine Yağlıboya
  • Tarihi: 1940
  • Bulunduğu Yer: Modern Sanat Müzesi, New York

Konusu: Frida Kahlo, bu resmini Diego Rivera ile boşandıktan sonra yapmıştır. Saçlarını kısacık keserek ona olan bir tepkisidir. Frida, kısacık kesilmiş siyah saç tutamlarıyla kaplı, kızıl-kahve topraklı bir alanda sarı renkte bir sandalyenin üzerinde oturmaktadır. Sandalyenin sarı parlak rengi, onun bir korku içinde olduğunu düşündürebilir. Resimde, Diego’nun sevdiği kadın değil, kısa saçlı ve Tehuana kıyafeti yerine bir erkek takımı giyen kadını görürüz. Siyah bir erkek ayakkabısı giymiştir. Dişiliğini yansıtan tek figür küpeleridir. Kadına özgü nitelikleri yıkan bir resimdir. Saçlarını kestiği makas, İki Frida da olduğu gibi aynı pozisyondadır. Arka planda; “Bak eğer seni sevdiysem, bu saçların içindi. Şimdi kelsin ve ben de seni sevmiyorum artık.” yazılıdır.

Yaralı Geyik

  • Boyutları: 22,4 x 30cm
  • Tekniği: Tuval Üzerine Yağlıboya
  • Tarihi: 1946
  • Bulunduğu Yer: Carolyn Farb Koleksiyonu, Texas

Konusu: Suyun Bana Verdiği adlı resminde olduğu gibi Yaralı Geyik de Kahlo’nun sürrealist özellikler taşıyan çalışmasıdır. Yarı hayvan yarı insan bedeni Sürrealistlerden bildiğimiz simgelerdir. Ormanlık bir alandan geçen geyik, dokuz okla yaralanmıştır. Bedeninin yaralarına karşın yüzünde acılı bir ifade yoktur. Bu durum Frida’nın hem hastayken çektiği bedensel acılara hem de Diego’nun ona yaşattığı ruhsal acılarına bir gönderme olabilir. Dalları kırılmış ağaç gövdeleri çöküşü, ölümü anlatır. Ağaçların arkasından masmavi deniz ve gökyüzü süzülür.

Frida ve Diego Rivera

  • Boyutları: 100 x 79cm
  • Tekniği: Tuval Üzerine Yağlıboya
  • Tarihi: 1931
  • Bulunduğu Yer: Albert M. Bender Collection, San Francisco

Konusu: Diego Rivera ile Frida Kahlo’nun evlilik portresidir. Resim adeta bir fotoğraf gibidir. Frida, Meksika geleneksel kıyafetleri içindedir. Narin ayakları yere zorlukla temas etmektedir. Rivera ise, elinde paleti ve fırçalarıyla bir sanatçı görünümündedir. Oldukça iri durur Frida’nın yanında. Ayakları yere sağlam basmaktadır. Frida’yı elinden tutarak sanki düşmesine engel olur gibidir. Frida ise ona elini vererek teslimiyetini gösterir. Bu kenetli eller, Frida’nın evliliğe verdiği önemi yansıtır. Üstte kuşun ağzındaki kurdele içinde bilgilendirici bir yazı yazar:” Burada bizi görüyosunuz, ben Frieda Kahlo ve benim sevgili eşim Diego Rivera. Bu portreleri arkadaşımız Alber Bender için 1931 yılının Nisan ayında Kaliforniya’nın güzel şehri San Francisco’da yaptım.”

Kadife Elbiseli Otoportre

  • Boyutları: 79,7 x 60cm
  • Tekniği: Tuval Üzerine Yağlıboya
  • Tarihi: 1926
  • Bulunduğu Yer: Özel Koleksiyon

Konusu: Frida Kahlo’nun ilk oto -portresidir. Geçirdiği kazadan sonra sevgilisi Alejandro Arias için yapmıştır. Kendisini kırmızı renkli kadife bir elbise içinde görürüz. Sağ eli sanki bir boşlukta birinin o eli tutması gerektiği hissini uyandırır. Parmakların uzunluğu biraz abartılıdır. Bu da ilk çalışmalarında biraz daha amatör olduğunu gösterir. Belin inceliği ve göğüslerin oldukça dik duruşu kadınlığını öne çıkarır. Boyun kısmı ise uzun ve zarafetlidir. Yüzünde herhangi bir duygu ifadesi yoktur. Bakışlar izleyiciye dönüktür. Arka plan ise oldukça ürkütücü, karanlık, kasvetlidir. Bu da Kahlo’nun o yıllardaki ruh halinin bir çeşit ifadesidir.

Frida Kahlo’nun bunun gibi ilk çalışmaları İtalyan ressam, Amedeo Clemente Modigliani (1884-1920)‘nin kadın portreleri ile benzerlik gösterir. Özellikle boyun ve ellerin normalinden uzun oluşu aklımıza Frida’nın ilk zamanlarında Modigliani’den etkilendiğini getirebilmektedir.

Cristiana Kahlo’nun Portresi

  • Boyutları: 99 x 81,5cm
  • Tekniği: Ahşap Üzerine Yağlıboya
  • Tarihi: 1928
  • Bulunduğu Yer: Özel Koleksiyon, Mexico City

Konusu: Frida Kahlo’nun kız kardeşi Cristiana Kahlo’nun portresidir. Oldukça sade ve açık renklerden oluşan bir portredir. Beyaz bir elbisenin içindeki kadının bakışları oldukça derin ve düşünceli gibidir. Eller birbirine kilitlenmiş, kıyafete ve arka planının sadeliğine karşın yüz gayet renklidir, canlıdır. Resme sağ taraftaki bir ağacın yapraklarıyla canlılık katılmıştır. Onun altında suni küçük bir ağaç yer alır.

Virginia’nın Portresi

  • Boyutları: 84 x 68cm
  • Tekniği: Tuval Üzerine Yağlıboya
  • Tarihi: 1929
  • Bulunduğu Yer: Dolores Olmedo Patino Müzesi, Mexico City

Konusu: Frida Kahlo’nun çocuk portrelerinin ilk örneklerindendir. Meksika’daki Hint kökenli insanların resimlerini yapması için Diego Rivera, Frida Kahlo’yu teşvik etmiştir. Bu portre de onlardan biridir. Küçük kız, bir sandalyenin üzerinde ellerini bağdaş yapmış şekilde oturmaktadır. Yeşil, kolları dantelli elbisesi Meksika geleneksel kıyafetini çağrıştırır. Yüzünde utangaç bir ifade vardır. Kaşlar klasik Frida Kahlo’nun kendi kaşları gibi bitişiktir. Arka plan iki farklı parlak renk bölgesine ayrılmıştır. Frida Kahlo’nun çevresindeki insanların portrelerini yaparken canlı, parlak renkler kullandığını görüyoruz.

Oto portre

  • Boyutları: 77,5 x 61cm
  • Tekniği: Tuval Üzerine Yağlıboya
  • Tarihi: 1929
  • Bulunduğu Yer: Antony Bryan Koleksiyonu

Konusu: İlk oto-portresindeki kasvetli havaya karşın burada Frida Kahlo’yu oldukça genç, güzel, cüretkâr bir genç kız olarak görüyoruz. Beyaz bluzun içinde, kolyesi, küpeleri ve pembe allığı ile bir genç kız Frida. Bakışları doğruca bize bakar. Yüzünde herhangi bir duygu ifadesi yoktur ki bu Kahlo’nun diğer oto-portrelerinde de görülür. Arka planda iki yana ayrılmış perde dikkat çeker. Perde, Kahlo’nun resimlerinde sıkça kullandığı figürlerden biridir. Sağ tarafta yer alan saat ile zamanın önemine dikkat çektiğini düşünebiliriz. Perdelerin arasından gökyüzü süzülür ve bir küçük uçak havalanmıştır.

 İki Kadın

  • Boyutları: 69 x 53cm
  • Tekniği: Tuval Üzerine Yağlıboya
  • Tarihi: 1929
  • Bulunduğu Yer: Özel Koleksiyon

Konusu: Resimde Meksika’daki Hint kökenli iki kadını görüyoruz. Gayet onurlu, dik duran, güçlü kadınların yüzleri ifadesizdir. Frontal duruştaki kadınlar birbirlerine benzemektedir. Kıyafetlerinde parlak renkler hakimdir. Arka planda Frida Kahlo’nun sonraki yıllarda sıkça kullandığı yeşil yaprakların yoğun olduğu bir meyve ağacı resmedilmiştir. Frida Kahlo, bu resimde kendine güvenen, kendinden emin bir kadın profilini izleyiciye sunmaktadır.(D.Çokatak-YLT)