El falının tarihi

(3 oy) 5/5 246
Yorum Yaz


El falının tarihi, ortaya çıkışı şimdiye kadar pek incelenmemiştir. Hindistan ve Antik Yunan da bilindiği kesindir. Hinduların 3 bin yıl önce yazılmış olan Vedalar kitabında da yer aldığı söylenmektedir. Doğudan, Batıya Bohemyalılar denilen çingeneler tarafından taşınmış olabileceği ihtimali üzerinde durulur. İlk zamanlar bu fal çeşidi insan yeteneklerinin saptanması için kullanıldığı halde giderek gelecekten haber verme (kehanet) şekline dönüşmüştür.

O çağlarda ilmin en fazla inceleme alanı insan olduğu için, Hindular ilk önce vücudun çizgilerini ve şeklini inceleyerek “mastrika” adını verdikleri bir ilim ortaya çıkarmışlar, sonraları ise ellerdeki çizgilere bakarak, onları incelemişler ve “samudrika” ismini verdikleri el falının esaslarını kurmuşlardır. Buna Hast Samudrika da denilir. Bu teknik oldukça ilkel bir görünümdedir. Kullanılan bu yöntemde, günümüze kadar fazla bir değişme olmamakla birlikte, hala kullanılmaktadır.

Hindulardan sonra el falı Çin’de, Tibet’te, İran’da, Mısır’da daha sonra M.Ö. 423 yılında Eski Yunanistan’da kullanılmıştır. El falının gelecekten haber verme şekline, “chıromante” (kiromanti, şiromansi) denilmiştir. Bu ismin Eski Yunanlılar tarafından verildiği, Yunanca’da “keir” in el, “manteia”nın da kehanet anlamına geldiği, bunun da el falını ifade ettiği görüşü yaygındır.

Bir de elin, özellikle el ayasının bir fal aynası gibi kullanılıp ona bakarak düş kurma, hallusinasyonlar oluşturmak için el yerine tırnağın kullanıldığı -özellikle de başparmağın- gelecekten haber verme yöntemi bulunmaktadır. Buna “Katoptromanti” adı verilmektedir. Bu usul, düşleme yoluyla bakılan fallar arasındadır. Özellikle Eski Yunan’da el falı, oldukça itibar edilmiş bir ilim dalı olarak görülmüştür. Zamanın Yunan filozoflarının birçoğu bu alanla ilgilenmiş, hem kendileri öğrenmiş hem de başkalarına öğretmişlerdir. Platon ve Aristo gibi büyük filozofların yanında Anaksagoras’ın da fala önem verenler arasında olduğu söylenir. Paracelsus, Cardamis ve İmparator Augustus gibi önemli şahsiyetler de falla ilgilenenler arasındadır.

Antik dönemde el okuma işi halk arasında oldukça yaygın olmasına rağmen, sosyal yaşamda rol oynadığını ortaya koyan herhangi bir araştırmanın olamadığı söylenmektedir. Roma döneminde astrolojiyle sıkı bir ilişkiye girerek Ortaçağda başarı elde etmiştir. El falının astrolojiyle olan alakasının temel sebebi astrologların yıldız ve gezegenlerin etkileri sonucu insanın doğum anında birtakım izlere sahip olduğu bunun da insanın karakteri ve vücut yapısında birtakım işaretleri olduğuna inanılmasıdır.

El falı, çağdaş biçimine büyük bir olasılıkla Ortaçağ da kavuşmuştur. Hindistan’dan ilkel bir şekilde Batı’ya taşınan el falına, Batılılar tarafından farklı bir ilim dalı olarak bakılmış, üzerinde çalışılmıştır. Onlar el falını, fal ve bilim olarak ikiye ayırmışlardır. Bir bilim dalı olarak gördükleri için de bu fal çeşidine önem vermişlerdir.

Arapça çeviriler sayesinde antik dönemin astrologlarının metinlerine ulaşan Ortaçağ bilim adamları, bu teorileri değiştirmemişler ve olduğu gibi almışlardır. XIII. Yüzyılda kiromanti tüm büyük skolastikler tarafından kapsamlı bir şekilde ele alınmaya başlanmıştır. Astrolojiyle olan sıkı bağlantısı onu diğer kehanet türlerinden ayırarak saraya girmesini sağlamıştır. Fakat kilisenin bazı temsilcileri tarafından bir bilim olarak kabul edilirken, bazıları tarafından dinsizlik olarak görülmüştür.

El falının çeşitleri

El falını yapılışına göre ikiye ayırmışlardır. Birincisi elin biçimini ve parmakların yapısını, boyutlarını v.s. ele alan (cheirognomy) şironomi, diğeri de, okültizmin benzeşim (analoji) ilkesine dayanarak, elin çizgileriyle ve aralarındaki boşluklarla ilgilenen (cheirosophy) şirozofidir. Şiromansi, gelecekle ilgili birtakım varsayımlarda bulunarak insan iradesini geçersiz kıldığı için Orta Çağ’da Katolik Kilisesi tarafından yasaklanan kehanet türleri arasına girmiştir.

1475 yılında “El çizgilerini okuma sanatı” adlı bir kitap yayınlanmış, Kral VIII. Henry, talip olduğu hanımların başlarına gelebilecek akıbetleri öğrenmelerini istemediği için 1490 yılında, bu kitabın da etkisiyle el falını yasaklamıştır. Kral Henry’nin talip olduğu hanımların öldürüldüğü söylenir.

Astrolojiyle olan sıkı ilişkisi sayesinde kiromanti doktorların teşhislerinde kullanılmıştır. Almanya’da üniversitelerde XVIII. yüzyıla kadar kiromantinin öğretildiği söylenmektedir. Bu üniversiteler arasında Halle üniversitesi de bulunmaktadır.

Eski Hindistan’da, Mısır’da, Eski Yunanlılarda, günümüze kadar devam eden süreç içeresinde ve günümüzde halen ilgi görmesinin temel sebebi, geleceği öğrenme merakı ile eldeki çizgilerin, işaretlerin kişinin sağlık durumunu, kaderini yansıttığına inanılmasıdır.(A.Uygun-YLT)