I Ching Falı Bak

(11 oy) 3/5 5470
1 Yorum


İçing diye telaffuz edilen I Ching sözlükte değişim kitabı veya değişimler kitabı anlamlarına karşılık gelmektedir. Bu anlam Çince’de “klasik eser veya kitap” anlamına gelen Ching ile değişim ve bilgelik anlamları taşıyan I kelimelerinin birleşiminden ortaya çıkmıştır. Bu kelime M.Ö 200 yıllarında Çin’de klasik eserlerin basımıyla ortaya çıkmış ve yayılmıştır. Bu meydana gelmeden önce var olan kitaplara ise Chou denirdi. Bu kitaplar isimlerini M.Ö 1100 yılına kadar varlığını devam ettirmiş Chou hanedanlığından alır.

Başta da belirttiğimiz gibi I kelimesi değişim anlamına gelir, ancak bu rastgele bir değişimden ziyade olağan dışı ya da garip bir olay sonucu meydana gelen belli bir değişim olarak düşünülmelidir. Bundan yola çıkarak I Ching falı bize böyle değişimler sırasında nasıl davranmamız gerektiğini de söyler diyebiliriz. İlk olarak nerede veya kimler tarafından uygulandığı bilgisi günümüze ulaşmasa da bu gelenek 3000 yıldan eskidir.

I ChingKadim Çin’in Tao ile bağlantı ve uyum içinde yaşamak için kullandığı tekniklerdendir. Kullanılan kelimeler çoğu I adı verilen 3500 yıllık eski ve özel bir dile aittir. Kadim Çin’de kinler tarafından keşfedilip kullanılan bu dil/alfabe, kraliyet ailesine kadar girmiş zaman içinde de evirilmiştir. I dilinin çıkış noktasının ise, düz ve kesikli çizgiler aracılığıyla “erişilebilen” şarkılardan, türkülerden, hikâyelerden, sihirden oluşan şamanlara özgü bir gelenek olduğu düşünülmektedir. Gelişme sürecinde bu düz ve kesikli çizgiler hegzagram şeklini almıştır.

M.Ö.1100 yıllarında Wu Hsien (Fu Hsi) bu çizgileri ve kelimeleri bir araya getirmiştir. Ayrıca kendisi kandil çiçeklerinin saplarını da bir araya getirmiş, böylece Chou I denen kitabın temellerini atmıştır. Anlatıldığı üzere Chou hanedanlığının kralları uzun hanedanlıkları boyunca ayaklanmaları bastırabilmek, yönetimin uyumlu ve düzenli işlemesini sağlamak ve tao ile bağlantılarını koruyabilmek için Chou I kitabına başvurmuştur. Zaman geçtikçe kitabın ünü hanedanlık dışındaki insanlara da yayılmıştır. Kitabın yayılmaya başladığı tarihler sosyal çöküşün, karmaşanın ama aynı zamanda kaotik ve yaratıcı güçlerin devreye girdiği tarihsel dönemle çakışır. Özellikle de böyle bir dönemde Chou I’ın tavsiyeleri insanları derinden etkilemiştir.

Bu gelişim sürecinin sonunda M.Ö 200 tarihinde Hen Hanedanlığı başa geldiği zamanlarda bir grup bilgenin Chou I kitabını baştan düzenleyerek “klasik kitap” olan Ching’e dönüştürdükleri bilinir. Şifrelerle dolu bu kitabın kodlarını bilgi birikimleriyle deşifre etmiş, kadim yazıları da ekleyerek son halini almasını sağlamışlardır. Bu olaydan sonra kitaba ekleme yapılmamış, üzerinde sadece sadeleştirme ve Konfüçyüs, Richard Wilhelm vb tarafından tercüme çalışmaları yapılmıştır. Bu halini koruyarak günümüze gelen I Ching kitabı anlayacağınız üzere 2000 yaşının üzerindedir. I Ching’in kullanımı o kadar yaygındır ki sokak falcılarından, devletin idari konumundakilere, resmi makamlardan, sıradan vatandaşlara kadar herkesin elinde görebilirsiniz. Ayrıca bu kitap şiirsel, felsefi, ruhsal ve edebi değerler içeren görüntüleri de barındırır.

I Ching, her birine “kua” adı verilen 64 adet hegzagramdan (altılı çizgi) şeklinden oluşur. Bu kuaların her biri başımıza gelenlerin arka planında neyin olduğunu, başımıza gelebilecek olası durumlarda nasıl karşılık vermemiz gerektiğini detaylı ve etraflıca anlatan sözlükvari bir şekildir. I Ching’in hegzagramları sembolik olmalarıyla bilinirler. Ayrıca kuaların verdiği öğütler ve tavsiyeler tao ile uyum içinde olmak zorundadır

Bu sembolik dil kullanımda ne kadar kolay olsa da matematikseldir. Aklınızdaki sorulara yanıt almak için gittiğinizde kullanma yöntemlerine göre değişiklik gösterse de genelde 6 farklı çizgi sunar. Siz de bu 6 çizgiyi uygun şekilde sıralayıp kendi hegzagramınızı elde edersiniz. Hegzagramınızın da kendine ait iyi ayrı triagramı (üçlü çizgi) olur.

I Ching tablosundan, bu iki triagramın kesişimin noktasında olan hegzagramı bulursunuz ve bu sizin temel hegzagramınızı verir. Bir sonraki adımda bu hegzagramdan çeşitli hegzagramlar türeterek, konuya farklı açılardan sunulmuş cevaplar bulabilirsiniz. I Ching, eşzamanlılık teoreminden yola çıkar, mevcut an’ın enerjisini analiz eder ve bu sayede size geleceğe dair bir tahminde bulunur. Bu özellikleri onu bir fal olmaktan çıkarıp daha çok eski olayların karşılaştırmasından yola çıkan öngörüler haline getirir. Siz I Ching’e danıştığınız konularda değişikliğe gittikçe I Ching Falının tahminleri de değişecektir.

I Ching’i fal bakmaktan ayıran bir özelliği de sizin I Ching sürecinde hissettiklerinizdir. Sezgilerinizin ve farkındalığınızın arttığını hissedeceksiniz. I Ching i tıpkı en karanlık köşelerinize tutulmuş bir ayna gibi hayal edin. Her şeyden önce bir şekli içinde birçok anlam barındırabilir. I Ching sizi birden aşırı yüklemeye maruz bırakmayıp ihtiyacınız olanı anlamanızı sağlar. Değişim herkesin içinde vardır. I Ching ise bunu mümkün oldukça yumuşak ve yararlı bir şekilde değerlendirmemizi sağlamakta yardımcı olur.

I Ching Kullanma Yöntemleri

I Ching’e bir soruyla gitmeden önce soru soracağınız konunun I Ching’in hangi hegzagramına denk geldiğini hesaplamalısınız. Bunun için kullanılan farklı farklı araç ve yöntem vardır. Örneğin Kandil Çiçeği Sapı yöntemini ele alalım.  I Ching’in bilinen en eski yöntemi olması ayrıcalıklı sayılmasını sağlar. 50 adet kandil çiçeği sapı belli bir düzen izlenerek dizilir. Minimum 8 farklı ayrıştırma sonucu hegzagramın ilk çizgisini elde etmiş olursunuz. Bu işlemi beş defa daha tekrarlarsanız hegzagramın altı çizgisini de elde etmiş olursunuz ancak uyarıyoruz bu yöntem çok uzun sürebilir ve bir hayli kafa karıştırabilir. Belki de bu nedenle günümüzde popülerliğini yitirmiştir. I Ching kullanıcılar için artık bir günlük okuma yönteminden çok meditasyon yöntemi haline gelmiştir.

I Ching Falının yöntemlerinden biri de Ching paralarıdır. Bu paralar kendi özel tasarımına sahiptir, ancak sizde yoksa herhangi üç adet demir parayı da kullanabilirsiniz. Paranın yazı kısmına 2, tura kısmına 3 sayısını verilir, ondan sonra da havaya atılır. Bir sonraki adımda gelen üç sayının toplamları hesaplanarak hegzagramın ilk çizgisine ulaşılır. Bu işlemi tüm çizgilere ulaşana kadar, yani beş defa daha, tekrarlamanız gerekir. Bu işlemler tamamlanınca toplam altı atış sonucu elde ettiğiniz altı hegzagram çizginiz olur. Elde ettiğiniz şekil öncelikle okuma ve klasik çözümlemeye tabi tutulur. Bu aşamanın da sonunda danışma kısmı gelir.

I Ching’in bir de 16 Çubuk Yöntemi vardır. Bu yöntem bizzat Konfüçyüs tarafından geliştirilmiştir. Diğer yöntemlere kıyasla oldukça pratiktir. 4 çubuk alır ve üzerine 4 değişkenden (yin, yang, hareketli yin, hareketli yang) birini damgalarsınız. Cevap aradığınız soruyu yöneltmenizin ardından çubuklar çekilerek bir sonuca varılır. Hegzagramın altı çizgisine ulaşmak için altı defa çekim yapmaya ihtiyaç duyarsınız.

I Ching ile İçinize Dönmek

I Ching’in ortaya çıkışı 5000 yıl önce bir baba ile oğlun birbirine girmesi sonucu babanın sürgüne gönderilmesiyle ve dönmesine izin verilmemesiyle başlar. Sizce de hayat paradokslarla dolu değil mi?

I Ching Falında ağaçlara bir bir bakarsanız birbirine hayatı zehreden baba-oğul renklerini görürsünüz. Ancak bir adım geri çıkıp tüm ormana göz attığınızda bütün insanlığın faydalanabileceği bir yaşam pınarı görebilirsiniz. Tahminler sürgündeki baba figürünün evreni sorguladığı bu şekilde kapıları bir bir açtığı yönünde. Kendisini serbest bıraktığı için derin sorulara açık. Tabi bu baba-oğul faslı az buçuk hikâye, elimizde varlıklarını kanıtlayan bir belge yok maalesef ki. Bunu aktarma sebebimiz sadece Çin’de I Ching’in bu yolla anlatılması. Bu hikâyeleştirmeden çıkarılması gereken başınız sıkıştığında intikam veya karamsarlık duygusu yerine benlik arayışına çıkılması gerektiği.

Bu köken hikayesinde esas dikkat etmeniz gereken babanın sürgününün insanın kendiyle baş başa kalma evresiyle ilgili bir metafor oluşu ve bize esas anlatmak istediğinin kendimizi tanımanın önemli olduğudur. Hikayenin ana düşüncesi hayatta bazı şeylerin neden başımıza geldiği üzerine kurulu. Neyin nasıl kimle olduğu sorularına takıntılı kalıp beynimizi yormak düşüncelerimizi içinden çıkılmaz bir düğüm haline getirir. Ayrıca bunu neredeyse bir alışkanlık gibi hiç ders çıkarmadan sürekli yaparız. Ancak esas amacımız ana fikri anlamak olmalıdır. Kendimize bunları neden yaşadın veya zihninde bunu yaratan nedir gibi sorular sormalıyız. Pek çoğumuz kafamızı kuma gömmeyi tercih eder, kendini anlamak, içindeki öfkeye kızgınlığa ve engellere karşı durmak gibi eylemlerden mümkün oldukça uzak durur. Örneğin çoğumuz işimizde bir problem varsa veya eşimizle kavgalıysak nedenini anlamaya çalışmadan sorunu ortadan kaldırmaya çalışıyoruz. Başınıza gelen çoğu talihsizlik, aslında yaşam haritanızın önemli parçalarıdır. Yapmanız gereken olaylara bakıp benliğinizi analiz etmek ve ruhsal arınmaya ulaşmaktır.