Eski Türklerde hayat ağacı

(5 oy) 5/5 3531
Yorum Yaz


Eski Türk mitolojisi ağaç konusunda çok zengindir. Orta Asya Türklerinin ağaç mitiyle ilgili inançları vardır. Bu inançlar genellikle ağaçtan türeyen insanla ilgilidir. Ekrem Sarıkçıoğlu Din Fenomenolojisi adlı kitabında “ağaçtan türeme” konusuna değinmektedir. Eski Türklerde Hayat ağacı doğrudan yaratılış ile ilgili olmakla birlikte, genellikle Ana Tanrı ya da Tanrıçayla ilişkilendirilmektedir. Türklerin en kutsal saydığı ağaçlardan biri olan kayın, içinde Ana Tanrıçayı barındırırdı. Orta Asya inançlarında hayat ağacının, çoğu zaman kutsal dağın tepesinde yada cennette var olduğuna inanılmıştır. Dünyanın merkezinde olduğuna inanılan kutsal ağaçlara törenler yapıp, kurban adarlardı.

“Uygurların Türeyiş Efsanesine göre, Toğla ve Selanga nehirlerinin birleşme noktalarına yakın bir yerde, iki ırmak arasındaki iki ağaç arasına gökten bir ışık inmiş ve bu ağaçların gövdeleri şişmeye başlamıştır ve ağaçlardan iki çocuk doğmuştur. Ağaçları ve olayı hayretle izleyen çevre halkı bu çocukları büyütmüştür. Söz konusu çocuklar doğdukları ağaçlara ataları olarak saygı göstermişlerdir. Bu çocuklar büyüyünce, halk onları hükümdar seçmiş ve soylarından da Uygurlar türemiştir.” Uygurların atasının türediği ağacın köklerinden kaynayan otuz su kaynağının bulunduğu yerden otuz oymak meydana gelir. Bunlar da Uygurları oluşturur. Hayat ağacı, bugün bile bazı Türk bölgelerinde boy timsalidir.

“ Yeryüzünün merkezinden Tanrı katına yükselen bu ağaç, genellikle dokuz dallıdır ve bu şekliyle gök katını sembolize eder. Tanrı ‘nın göğün dokuzuncu katında oturduğu inancı, en yaygın olan inançtır. Abakan Tatarlarından derlenen bir inanca göre, dünyanın göbek kordonu olan ağaç, göğün on altıncı katında altın bir dağ üzerindeki altın taht üzerinde oturan Tanrı Baki Ülgen’in sarayına kadar ulaşır. O aynı zamanda Tanrı’nın at kazığıdır.”

“Güney Sibirya’daki Abakan Tatarlarına göre, dünyanın ortasında göklere yükselen bir demir dağ ve bu dağın üzerinde de yedi dallı bir kayın” ağacı vardır. Bu kayının kutsallığından dolayı saygı duyulur, özellikle genç şamanlar Şamanlığa başlarken önce bir ağaç dikerler ve ağaç büyüdükçe şamanın rütbesinin de yükseleceğine ve Şaman ölünce ağacın da yok edilmesi gerektiğine inanırlar.”

“Abakan Türkleri dini törenlerini dört kutsal kayın ağacının yanında yaparlardı. Bu törenler yapılacağı zaman bir tepeye çıkılır, kökleri parçalanmadan yerden çıkarılmış kayın ağaçları tören yerine dikilir, kurban kesildikten sonra orada bulunanlar kayın ağacının etrafında üç defa dönerlerdi.”

” Sibirya Tatarlarına göre, yer altındaki dünyada bu ulu ağacın bir örneği vardır. Bu ağaç, dokuz köklü bir çamdır. Türk düşüncesinde çocuk ve doğum da hayat ağacı ile ilişkilendirilir.“ “Altay mitolojisine göre de, gökyüzüne doğru büyük bir çam ağacı yükselmektedir. Gökleri delen bu ağacın tepesinde Tanrı Bay Ülgen oturur. Bu ağacın tasvirine şaman davullarında rastlanmaktadır. “’

Türk inanç dünyasının merkezinde bulunan hayat ağacı motifi, şaman davullarında sembolik anlamlar yüklenerek kullanılmıştır. Davul üzerindeki yatay hattın tepesinde resmedilen gezegen ve yıldız tasvirleri hayat ağacıyla ilişkilendirilen kozmik motiflerdir. Şamanlar hayat ağacı ya da sırık motifli davullar sayesinde transa geçmektedirler.

“Türklerde davulun yapılacağı ağaç, genel olarak kayın ve sedir ağacındandır. Özellikle Altay Türklerinde davul yüzeyi kozmik alemi yansıtır. Davul çoğu kez yatay ve dikey bir hatla bölünmekte ve davul üzerindeki dikey çizginin dünyanın eksenini ifade ettiği de düşünülmektedir. Bu bazen bir sırık şeklinde olduğu kabul edilen Dünya Ağacını çağrıştırır. Davulun aşağısında da resmi bulunan Dünya Ağacı (Bay Kayın) bilindiği gibi kökleri yer altı aleminde, gövdesi yeryüzünde, dalları ve yapraklarıysa göğün en üst tabakalarında olan bir eksen gibi düşünülmüştür.”

“Değerli burclar.net okurları başka milletlerde olduğu gibi, Eski Türklerde ağaç, tanrı veya tanrıdan ayrılmış bir parça olarak görülmüş ve bu ağaçlar üzerine dualar tertiplemişlerdir. Altay Türkleri kayın ağaçlarına taparlardı. Kayın ağacı başka ağaçlardan daha kutsal kabul edilip, adına kurbanlar kesilirdi. Çam ve ardıç ağaçları da Türklerde kutsaldı. Altay Türklerince kozmik alemin yaradılışında Kara Han yarattığı bir adaya dokuz dallı bir çam ağacı dikmişti. Bu, dünya üzerindeki ilk çam ağacıydı ve bu çam tanrıyı temsil ederdi.”

“Yakutlara göre hayat ağacı, ilk insanın evidir. O, bütün ağaçların en iyisi ve en büyüğüdür. Ve yakut inancına göre, bu ağacın dalları üç katlı olarak kabul edilen gökyüzünü delip geçer, ve cennete kadar uzanırdı. Dallarından açık renkli bir sıvı akar ve ilk insan ve diğer bütün canlılar bu ağaçtan beslenirdi. Doğum ve kader tanrıçası

Umay da bu ağaç üzerinde bulunur. Eski Türklerde yaşam ağacı, ölümün de sembolüdür. Türk inanışında beden ölür ama ruh ölmez. Hayat ağacı, ruha, yukarı ya da aşağı yönde gideceği yolu gösterir. Yakutlara göre çocuk, ana rahminde büyürken ruhu gökte bir ağaç üzerindedir.”  Yakutlar yeraltındaki köklerinin altından, köpüklü bir sarı sıvı halinde güç veren bir suyun fışkırdığını kabul ettikleri, gövdesi dünyanın merkezinde yer alan ve dalları gök tabakalarını delip geçen bir dünya ve Hayat Ağacından söz etmektedirler. Sibirya’nın kuzeyinde yaşayan Yakut Türklerinin bir efsanesinde ağacın sesler çıkardığı ve içinde bir “Ana-Tanrı”nın bulunduğuna inanmışlardır.

“Eski Türklerde Hayat ağacı Orta Asya Destanlarında da sıkça karşımıza çıkmaktadır. Türk mitolojisi ve inanışlarında ağaçtan türeme motifinin izleri birçok eski metinde yaşamaktadır. Bu metinlerin en tanınmışlarından biri Oğuz Destanı’dır. Ağaçtan türemeyle ilgili efsaneler, Türk topluluklarında kökü tarih öncesi devirlere kadar uzanan orman kültünün bir yansıması olarak ele alınmalıdır. Kozmik ağaç, Dünya Ağacı ve Hayat Ağacı kavramları temelde orman kültüyle ilgilidir. Eski Türklerde, en makbul sayılan ağaç kayın ağacıydı.” Oğuz Kağan Destanı’nda Oğuz ilk karısını ağaç kovuğunda bulmuştu. Birtakım ağaçlar çok kutsal ve işlevseldi. Ardıç, Kayın ve Karaçam türeyişle ilgilidir. Oğuz Kağan destanının yanı sıra Manas Destanı’nda, Er- Töştük Destanı’nda, Dede Korkut Hikayelerinde ve Orhun Yazıtlarında da bu türden mitolojik ağaçlar çoktur. Manas destanına göre, kısır kadınlar kutsal elma ağacı altında oynarlarsa çocukları olurdu. Dede Korkut kitabında hayat ağacının kökleri dipsiz yani, yer altı aleminin en derin noktalarına kadar gidiyor ve oralardan da haber getiriyordu.

“Bütün kültürlerde görülen ve her zaman yeşil, her zaman çiçekli, her zaman meyve yüklü, meyvesini yiyeni ölümsüz kılan ve bütün ağaçları bünyesinde barındıran hayat ağacı, Türk’ün dünya görüşüne göre, meyvesizdir. Meyvesiz ağaç, Tanrı ‘nın kutsallığını ve herhangi bir ortağının ve benzerinin olmadığını, yani “Vahdaniyet” sıfatını sembolize eder. Orhun Yazıtlarında “Tengri teg tengride bolmış” tanımlamasıyla anlatılan Tanrı inancı, onun yüceliğini sembolize eden hayat ağacıyla paralellik taşımaktadır. “

“Bazı araştırmacılar tarafından kısmen Türk sayılan Choular, Hun, Kagnılı ve Tie-le olarak anılan Türk toplulukları, Göktürk ve Uygurlar, hatta İslamiyet’ten sonra özellikle Osmanlılar ağacı hükümdarlık simgesi ve ata ruhlarının makamı saymaktaydılar.” “Dut ağacı, Türkler için önemli olmakla beraber, yalnızca meyve olarak değil, ipek böceği yetiştirme işinde de büyük değer taşımaktaydı. Bu nedenle Türklerin kumaş ve giyecek kültürü de dut ağacı ile yakından ilgiliydi. Hun ve Göktürkler de dut ağacına değer vermişler ve dut ağacının liflerini kağıt yapımında kullanmışlardır.(Evrim Kılıç-ylt)