Erich Fromm’a göre rüya

(3 oy) 5/5 474
Yorum Yaz


Erich Fromm, Almanya doğumlu Amerikalı bir psikanalist ve sosyologdur. Sigmund Freud, Alfred Adler ve Carl Gustav Jung’ın temellendirdikleri psikanalist rüya analizlerinin bir diğer temsilcisidir. Rüya analizlerine getirdiği yeni bakış açılarıyla seleflerinden ayrılır. Erich Fromm’a göre rüya görme, uykudayken ruhun gösterdiği bütün faaliyetlerin anlamlı ve özellikli bir biçimde yansımasıdır. İnsanların gün boyu varlıklarından haberdar olmadıkları tecrübe ve hatıraların açıkça ortaya çıkmasıdır. Sembol dilini kavrayabilenlerin mitos ve rüyaların benzer yönlerini bulabileceklerine inanır. Fromm’a göre rüyalardaki en çarpıcı nokta, rüyada hangi role bürünülmüş olursa olsun, rüyanın sahibi rüyayı gören kişidir. Rüyadaki olayları kendi yaratır. Görülen rüyalar yüzde yüz gerçektir ve uyanık halin gerçekleri gibi tam olarak geçerlidir . Rüyalar aynı zamanda kaynakları geçmiş yıllara uzanan arzuları da temsil ettikleri gibi geleceğe de yönelerek, rüya gören kişinin hedef ve düşüncelerine ışık tutarlar.

Sembol dilini bir çeşit şifre, rüyaları da bu şifrelerin anahtarı olarak gören Fromm, seleflerinin rüya hakkındaki düşüncelerini eleştirmiştir. Rüyanın Jung’ın iddia ettiği gibi mitolojik imparatorluk olmadığını ve S. Freud’un savunduğu gibi akıl dışı kökenli ve libido destekli arzuların tatmini de olmadığını savunur. Rüyalar, düşünceler ve duygular yapılanlardan etkilenir prensibiyle açıklanmalıdır. Rüyalarda akıldışı arzuların mı yoksa akılcı duyguların mı işlendiği ancak rüyayı görenin kişiliği ve yaşadığı tecrübeler göz önüne tutularak bilinebilir.

Fromm, rüyaların bazı semboller içerdiğine ve rüyaların anlaşılabilmesi için bu sembol dilinin çözülmesi gerektiğine inanır. Herkesin kullandığı bu dil ortak bir dildir ve rüyalarda daha çok belirir. Bu rüya dilinin evrensel bazı değerleri vardır. Rüya dilinin en önemli özelliği ise geceleri ve uykuda ortaya çıkmasıdır. Rüyalar, insanların yaratıcı güçlerini artırır. Gerçekte sanatla ilgisi olmayan insanlar, rüyalarında başarılı ve üretken birer sanatçı olabilirler. İnsanlar, uyanıkken yaşamak için uğraş göstermek zorundadırlar. Bu yüzden hayal güçleri azalabilir. Fakat uyku halinde ve rüyada hayal için çok vakit vardır. Bu yüzden uykuda yönetimi bilinçaltı ele alır ve böylece hiçbir şey gizli kalmaz. Rüyalar daha berrak oldukları ve insanlar rüyalarında daha özgür oldukları için, kendileri hakkında daha fazla bilgiye sahip olabilirler.(M.S.Çelebi-dt)