Edward Munch’un Çığlık Tablosu Neyi Anlatır?

(0 oy) 0/5 12
Yorum Yaz


1914 kuşağı olan Alman Dışavurumculuğu kapitalizmin gelişmesi ve yarattığı yaşam biçimleri (bir başka deyişle sefalet biçimleri) karşısında Alman gençliğinin duyduğu tedirginliktir; Buna bir de dünya paylaşım savaşının büyük teması olan ölüm de eklenince;  dışavurumculuğun sembolist habercisi, Edward Munch’un tabloları olacaktır. İşte bu yazımızda Edward Munch’un Çığlık Tablosu hakkında detaylı bilgiler sunacağız.

Edward Munch Resimleri

Munch’un sıkıntı, ölüm, çılgınlık, sefalet, hastalık, yaşamın dansı gibi temalarının dışavurumculuğun biçimlenmesinde, (böylesi bir kavramın doğmasında) büyük rolü olmuştur. Başta Edward Munch olmak üzere, dışavurumcu ressamların insan-doğa ikiliğinden, taklitçilikten ve geleneksel kural ve yasalardan kopuşundan dolayı resim sanatı müzikselliğe, kısacası müziğin üretim yasalarına ulaşmıştır. Sanatların arasında sınır olmadığına, müzik ve resim sanatının bütünleştiğine inanmışlardır.

Edward Munch ve Çığlık Tablosu

Yüzyılın sonlarına doğru geleneksel ressamlar dahil olmak üzere, bir çok sanatçı resimlerinde müziğe yaklaşmış, yapıtlarına müzik dilinden isimler vermeye başlamıştır. Dışavurumcu akımın önemli temsilcilerinden Edward Munch (Resimde görülen) Çığlık adlı yapıtında korkuyu, endişeyi, doğadan duyduğu çığlığı, bütün gerçekçiliğiyle işlemiştir.“

Çığlık tablosu neyi anlatır?

Tiz bir ses olarak çığlık bir estetik olgudur; toplumsal duruma karşı yöneltilmiştir. Ve karanlık bir dünya görüşünden kaynaklanır.” Çünkü soyutlama, hem estetikte bir ilerleme, hem de sanatçıyı toplum dışı bir yaşama iterek, ruhsal yalnızlığına neden olmaktadır. Munch yapıtlarının çoğunda, bu korkunun izlerini görselleştirmiştir. Munch’un sanatına hem duruluk hem de acı duygusu hakimdir.

Çığlık ‘ta korku tüm görselliğiyle ön plandadır.

Sanatçı tablonun kompozisyonu asimetrik bir açıyla bölen bir köprü üzerindedir. Korkudan gözleri dışarı fırlayan, ağzı açılmış, elleriyle kulaklarını kapatan bir figürle oluşturmuştur. Ön planda, portresi maske etkisinde olan figür, resmin büyük bir görünüme sahiptir. Sanatçı, ön plandaki figürle başlattığı dalgalı,  kısmını kaplayan manzara, gökyüzü ve deniz, kıvrımlı çizgilerle hareketli, dalgalı kıvrımlı hatları doğada hızla yayılan bir etkiyle, köprünün ucuna kadar devam ettirmiştir. Düz çizgilerle oluşturduğu köprü, arka plandaki bağıran renkli manzarayla, arkadaki iki figürün durağan çizgileri ise, ön plandaki hareketli çizgilerle tezatlık oluşturmaktadır. Ancak, tüm gerçek dışı görünümüne rağmen, bu resmi sürrealizmin estetik yönünden ayıran tek nokta, yaşamı ciddi bir biçimde ele almasıdır. (G.Gören-YLT)