Çay ve kafein arasındaki ilişki

(0 oy) 0/5 60
Yorum Yaz


Çayın insanlarda yorgunluk giderici, canlılık verici etkisi, içerdiği kafein ile yakından ilgilidir.  Bugünkü bilgilerimize göre kahve gibi çay da kafein içermektedir. Bir bardak çayın kafein içeriği özdeş miktardaki kahvenin kafein içeriğinden yaklaşık % 50 daha azdır. Siyah çay % 2-5 oranında kafein içerir. Bu nedenle Çay ve kafein arasındaki ilişki çok önemlidir.

Çayın içeriğinde ne kadar kafein bulunur?

Normal şekilde yapılan demleme ile çayda bulunan kafeinin yaklaşık % 80’i deme geçer. Buna göre 5-6 bardak çay içen kimse ortalama 300 mg kafein alıyor demektir. Yani 100 gram çayda 11 mg kafein bulunmaktadır. Bu miktar, İngiliz Eczacılık Kodeksi’nce kabul edilen (650 mg arı kafein) günlük dozun yarısından azdır. Ancak kafeinin özel fizikokimyasal durumu nedeniyle çay içildiği zaman vücudun kafeine karşı direnci daha fazla olmakta, tolerans sınırı yükselmektedir. Kafein ve kafeinden oluşan metabolik maddeler de vücutta birikmemektedir. Anılan metabolik maddeler dimetile ve okside halde bulundukları için vücuttan ifrazat yoluyla metil ürik asit şeklinde atılmaktadır. Aşırı kafein tüketiminin baş ağrısı ve migrene neden olduğu saptanmıştır.

Kafeinin insan vücudu üzerindeki etkileri

İnsan sağlığı üzerine kafeinin etkileri geniş şekilde araştırılmıştır. Kafein beyin dahil vücuttaki kılcal damarların önemli derecede genişlemesine neden olur. Özellikle beyindeki kılcal damarların genişlemesi ise kan hareketinin hızlanmasına, insanların canlılık kazanmasına ve yorgunluğu atmalarına yol açar.

Bir grup gönüllü üzerinde yapılan denemeler, çay içenlerin matematik problemlerini zihinsel olarak daha kolay çözdüklerini, sözlü soruları daha kolay anlayıp yanıtladıklarını, geçmiş olayları daha hızlı ve kolay hatırladıklarını göstermiştir. Siyah çay içenlerde ruhsal durumun daha güçlü olduğu ve bu kişilerin gün içerisinde aktivitelerinin hız kazandığı saptanmıştır. Özdeş şekilde gençlerden yaşlılara kadar her yaştaki insanlar üzerinde yapılan denemeler, çayın zihinsel yorgunluğunun giderilmesine etkili olduğunu göstermiştir. Bu deneme sonuçları, çayın genelde sinir sistemi üzerinde güçlendirici etki yaptığına ilişkin görüşleri destekler niteliktedir.

Çayın ateşi düşürdüğü ve baş ağrılarını giderdiği hususunda Çin Halkının inancı, çayda bulunan kafeinin beyin ve derideki kılcal damarların genişletmesi olgusu ile kanıtlanmıştır. Derinin yüzeyine yakın yerlerdeki kılcal damarların genişlemesi, sıcaklığın dışarıya atılmasına neden olur ve böylece vücudun yüksek olan sıcaklığı düşer. Bu sav, yazın sıcak günlerinde içilen çayın insana serinletici etki yapmasının nedenini açıklamada da geçerlidir. Öte yandan çayın baş ağrısını gidermesi olgusu ise, beyindeki kılcal damarların genişlemesi sonucu kan basıncının düşmesi ve ağrının ortadan kalkması şeklinde açıklanmıştır.

Altı hafta süreyle çay içen deneklerde stresin göreceli olarak azaldığı, bireylerin kendilerini daha iyi hissettikleri ve kan analiz sonuçlarının da kanda pıhtılaşmaya yardımcı olan elemanların azaldığını göstermiştir.

Çay; kateşin, kafein ve teanin bileşenlerinin neden olduğu yağ ve enerji metabolizmasındaki artış ile kilo yönetiminde önemli bir rol oynamaktadır.

Arı kafein çözeltisinin mide salgılarını çoğalttığı kesin olarak bilindiğine göre kafein içeren çayın olumlu etkileri nasıl açıklanabilir? Kafeinin olumsuz etkilerinin çayda olumlu şekle dönüşmesi gerçekten ilginçtir. Çay içerisinde bulunan ve tirubigin adı verilen bileşikler kafein ile tepkimeye girerek mide üzerinde kafeinin olumsuz etkilerini önlemektedir. Midenin asit ortamında, anılan tepkime geçerliliğini sürdürmektedir. Ancak alkali bir ortamın oluşması ya da bir anda alkali tepkimeli bir madde ile karşılaşılması kafeinin bileşikten bağımsız şekle dönüşerek kana geçmesine ve insan vücudu üzerine belirtilen olumlu etkilerini gerçekleştirmesine neden olmaktadır.

Çayda bulunan kateşin polifenolleri ile kafeinin termogenezis ve yağ oksidasyonu yolu ile beden ağırlığında azalma meydana getirdiği şeklinde açıklanmaktadır. (Ş. Demir-YLT)