Büyünün tarihçesi – çeşitli toplumlarda büyü

(1 oy) 5/5 513
Yorum Yaz


Bu yazımızda siz sevgili burclar.net okurlarına Büyünün tarihçesi – çeşitli toplumlarda büyü konusunu ele alıyoruz.

Büyü ilkel dönemlerden modern çağlara kadar insanoğlunun gündemini sürekli meşgul etmiştir. Büyü, ilk olarak, canlı veya cansız bazı eşyalara tabiatüstü güç yüklemek ve bu gücü çıkarlar doğrultusunda kullanmak şeklindeki bir inançtan doğmuştur. İlkel dönemlerden kalma bazı işaretler, ilkellerin büyü ile iç içe bir hayat yaşadığını göstermiştir. Özellikle mağara insanlarından kalma duvar resimleri büyünün Paleolitik dönemde bile örneklerinin bulunduğunun açık kanıtıdır. Her tarafı tehlikelerle dolu ilkel insan, kendini koruyabilmek için silahlardan ve kabile büyücülerinden medet ummuştur. Büyücülerden yardım umma, ilkel dönemlerden günümüze kadar varlığını korumuştur. 19.asrın sonlarına doğru araştırmalar yapan birçok antropolog ve dinler tarihi araştırmacısına göre dinin kaynağı, animizm, natüralizm veya totemizmdir. Bu iddiaya göre din, evrim yoluyla muhtelif safhalardan geçerek son halini yani monoteist biçimini almıştır. Evrimci düşünceye göre büyü ve din arasında doğrudan bir ilişki vardır ve ikisinde de tabiatüstü bir güce inanmak söz konusudur. Bu yaklaşımda büyüyü ilk çağların ve ilkel insanların sahip oldukları dinin bir parçası olarak görme söz konusudur. Bunun daha da ötesinde ilkel dinlerin kaynağını büyücülüğün teşkil ettiği kabul edilir. Evrimci anlayışa göre monoteist din, büyücülüğün ibadet boyutunu oluşturduğu ilkel dinlerin gelişmiş şeklidir. Monoteist dinler ise, bu düşüncenin aksine büyü faaliyetlerinin aslında başlangıçta var olan monoteist din ritüellerinin dejenerasyona uğramış şekilleri olduğunu kabul eder.

Sümer ve Mısırlılarda büyü

Büyücülüğün başlangıç zamanını saptamak zor olsa da başlangıç yerinin Orta Doğu olduğu kabul edilir. Özellikle de Mısır ve Sümer uygarlıkları büyüye ve yıldızbilime inanç sistemlerinde yer vermiştir. Sümerlerde büyücü-sihirbaz aynı zamanda bütün işlerini tanrısal yardımla yapan başrahip kabul edilmiştir. Öte yandan Mısır’da büyücülük, resmi ve aynı zamanda dini bir uğraş olmuştur. Öyle ki, Firavun en yüce sihirbaz kabul edilmiştir. Eski Mısır’dan günümüze ulaşan kalıntılardaki sözlerin çoğu, kötü büyücüleri ve cadıları kovma amacı taşır. Ayrıca bu kalıntılarda tanrılara, ateşe, tuza ve suya söylenen, ölü ruhlarla ilişki kurmaya yönelik bazı tılsımlı sözlere de rastlanır.

Mezopotamyada büyü

Asur büyücülüğü Orta Doğu’daki büyü faaliyetlerinin başlangıcı kabul edilmiştir. Büyüsel işlemlerde cinleri ve ruhları ilk olarak Asurlular kullanmıştır. Asurlular, insanların etrafını çevreleyen kötü ruhlara çeşitli isimler verilmiştir; kem gözlü “Sedu”, insanlığın düşmanı “Uttukku”, tecavüzcü “Ahhazu”, vampir “Ekkimmu” bunlardan bazılarıdır. Asurlu büyücüler en az bu kötü ruhlar kadar güçlü kabul edilmiş ve isterlerse insanları hasta etme, sakat bırakma hatta öldürme gücüne sahip oldukları düşünülmüştür. Asur’da tılsımlar ve düğümler büyüden korunmak için kullanılan en önemli araçlar olmuştur. Düğüm ile insanları bağlamak ya da çözmek mümkün kabul edilmiştir. Düğüm aynı zamanda rahatsızlıkları gidermek için de kullanılmıştır. Asur’da büyü çözmek için kullanılan bir diğer yöntemde su ile yıkayıp dua okumak şeklinde uygulanan arındırma yöntemiydi.

Orta Doğu’da dinsel geleneklerden biri olan kurbanlar; sihir, büyü ve astroloji malzemesi olmuştur. Kurban olarak sunulan canlı varlıkların sunum öncesinde, sunum esnasında ve sonrasındaki halleri veya organ ile kemikleri incelenip yorumlanarak bunlardan geleceğe yönelik çeşitli anlamlar çıkarılmıştır.

Babil’de yaşayan Gıldaniler, yıldızların hareketlerini tespit edip burçları belirlemeyi ilk olarak gerçekleştirmiş kavimdir. Gıldaniler, büyücülerin suretleri ve tabiatı değiştirebilecek güce sahip olduğunu kabul etmiştir. Büyücülerin istedikleri takdirde bir insanı bir hayvana dönüştürebileceğine, havada uçarak uzun mesafeler alabileceğine inanılmıştır.

Antik Yunan ve Roma’da büyü

Putperest ve çok tanrılı inanca sahip Antik Yunan ve Roma’da Orta Doğu etkisiyle büyücülük geniş bir yayılma alanı bulmuştur. Gizli büyücü örgütleri ve büyüsel törenlerle Yunanistan’ın “Tesalya” bölgesi büyücülerin merkezi olmuştur. Yunanlar’ın büyüden daha çabuk etkilenmesine rağmen katı kuralcı yapıda olan Roma, M.Ö. 451 yılında bir yasa ile büyücülük faaliyetlerini kesinlikle yasaklamıştır. Bu katı yasağa rağmen bir süre sonra büyücülük özellikle soylular ve alt sınıflar arasında yayılmıştır. Yunan büyücülüğünde cinleri ve kötü ruhları çağırarak büyü yapmak yaygınlaşmıştır. Roma büyücülüğünün başlıca uğraş alanı ise, kehanete yönelik faaliyetler olmuştur. Başlarda büyüye şiddetle karşı çıkan Roma imparatorları zamanla sık sık büyücülere başvurur hale gelmiştir.

Eski Çin ve Hindistan’da büyü

Eski Çin’de, Konfüçyüsçülük hareketi büyüye karşı çıkmış ancak Taoist ve Budist rahipler bu işi sürdürmüştür. Çin’de büyü insanı güçlendirmeyi ve ruhları etki altına almayı hedeflemiştir. Eski Japonlar’ da ise, çeşitli büyü uygulamaları olsa da Şinto ayinlerinde büyüsel uygulamalara rastlanmamıştır. Ancak bazı Japon zahitler, büyücülük, gizli ilimler ve cincilikle uğraşmıştır. Japonlar arasında Budizm yayılmaya başladıktan sonra büyüsel uygulamalar geliştirilmiştir.

Hindistan’da eski tıp uygulamaları büyü yöntemlerinden pek de farklı olmamıştır. Hinduizm’in ana kaynağı Vedalar’da büyü ile büyü olmayanı ayırt etmek zordur. Büyü ile dinin iç içeliği Eski İran’da diğer bütün bölgelerden daha fazla olmuştur. Zerdüşt, dinini yaymanın yanında başta büyü olmak üzere batıl inançlarla yoğun mücadelede bulunmuştur. Bütün bunlara rağmen bir süre sonra Zerdüşt öğretilerle, halkın sürdürdüğü büyüsel işlemler bir araya gelerek Mecusilik olarak bilinen dinî sentezi oluşturmuştur. Zerdüşt dininin melekleri kabul edilen ateş, sığır ve yer cinlerine kurban ayini, daha sonraki devirlerde bir çeşit büyü ayinine dönüşmüştür. Hastalıklardan korunmak için de büyü yapmak Eski İran’da yaygın bir faaliyet olmuştur.

Eski Türklerde büyü

Eski Türklerde büyü, kehanet ve falcılık faaliyetleri fazlasıyla yaygınlaşmıştır. Kam (Şaman) adı verilen din adamları aynı zamanda tabiplik ve üfürükçülük yapmıştır. Kam, yaratılıştan hayali geniş, mistik özelliklere sahip ve tabiattaki özel sırlara vakıf kabul edilmiştir. Kam, kehanetlerde bulunan, efsunlu sözler söyleyen, gerektiğinde büyü yapan, kötü ruhları uzak tutan, gaipten haber veren, hastalıkları tedavi eden, nazarlıklar hazırlayan kişi olarak itibar görmüştür. Orta Asya’daki Türk kavimlerinde dudaklardaki uçuk, kötü ruhlardan bilinmiş ve gidermek için çeşitli efsunlar yapılmıştır. Bunun dışında havayı etkilemek için bazı efsunlar uygulanmıştır. Atları korumak için bazı nazarlık ve muskalar kullanılmıştır. Kurşun dökme geleneği de Eski Türklere dayanır. X. Asırdan itibaren İslam’ı kabul eden Türkler İslam’ın şiddetle yasaklamasına rağmen büyü faaliyetlerine devam etmiştir.(C.Burcin aydın-ylt)