Büyük ve küçük kıyamet alametleri

(8 oy) 5/5 1465
Yorum Yaz


Kıyametin gerçekleşmiş olan alametleri nelerdir? Hepimizin bildiği gibi bir gün mutlaka kopacak olan kıyamet öncesinde bazı büyük ve küçük kıyamet alametleri gerçekleşecektir. Bunların bazıları gerçekleşmiştir ve bazıları ise halen beklenmektedir.

Kıyamet alametleri nedir?

İslamiyet’te temel inanç esaslarından kabul edilen kıyamet ve ahirete iman konusu Müslümanların zihin dünyasında önemli bir yere sahiptir. Ahiret hayatının nasıl olduğu, ahirette insanların durumu, cennet ve cehennem gibi alt başlıkların yanı sıra, ahiretin başlangıcını teşkil eden kıyamet konusu da Müslümanların merakını celbetmiştir. Kıyamet, ahiret hayatının başlangıcını, dünya hayatının ise sonunu ifade etmektedir. Bu sona ilişkin insanlar arasında  büyük ve küçük kıyamet alametlerinden  bahsedilmektedir.

Kuran’da kıyametin mutlaka gerçekleşeceği ve yakın olduğu, aynı zamanda o günün çok acı ve dehşetli olacağı anlatılmakta, kıyametin başlangıç safhası ve kopuşu esnasında meydana gelecek kozmolojik değişimlerden bahsedilmekte, ancak kıyamet alametleri hakkında çok fazla bilgiye rastlanılmamaktadır. Kuran’da Yecüc ve Mecüc’ün gelişinden, Dabbetü’l-Arz’ın çıkışından, göğün insanları saracak bir duman yayacağından ve ayın yarılacağından bahsedilmiştir. Fakat Kuran’da geçen bu ifadelerin kıyamet alameti oldukları açık bir şekilde belirtilmemektedir. Bu kelimelerin geçtiği ayetler ancak hadis kültürü ve ehli kitap kültürü ile desteklendiği zaman kıyamet alameti olarak anlaşılmaktadır.

Kıyametin Küçük Alametleri

  1. Fitnenin, insanların ölümü istemesine sebep olacak kadar çoğalması
  2. Aynı dâvâya sahip iki büyük Müslüman grubun birbirleri ile savaşması
  3. Fitnenin ve Herc’in (katlin) çoğalması
  4. Müslümanlar arasında malın çoğalması
  5. Cariyenin efendisini doğurması
  6. İlmin azalması ve cehaletin artması
  7. Farklı milletlerle Müslümanlar arasında savaşın çıkması
  8. Yahudilerle savaşılması ve onların yenilmesi
  9. Kötülerin yönetimi ele geçirmesi
  10. Büyük karışıklıkların ortaya çıkması ve bu karışıklıklar zamanında yaşayan bir kişinin mü’min olarak sabahlayıp, kâfir olarak akşamlaması veya mü’min olarak akşamlayıp kâfir olarak sabahlaması
  11. Yalın ayak ve başı açık kişilerin idareci olması
  12. Yere batma, kılık değiştirme ve recm olaylarının artması
  13. Yeryüzünde, Allah diyen insanın kalmaması
  14. Depremlerin çoğalması
  15. Zamanın yaklaşması, gece ile gündüzün birbirine eşit olması
  16. Zinanın çoğalması, günahların açıkça işlenmesi
  17. Kadınların çoğalıp, erkeklerin azalması
  18. İçki içiminin çoğalması
  19. İnsanların bina dikmede yarış halinde olmaları
  20. Yaşları genç ancak düşünceleri bozuk insanların türeyeceği, bunların Kur’an-ı Kerim’i okuyacakları ancak okuduklarının köprücük kemiklerinden aşağıya inmeyeceği ve okun yaydan fırladığı gibi dinden çıkacakları.
  21. Yalancı peygamberlerin zuhuru ve Arapların putperestliğe dönmeleri.
  22. Dinin garip başladığı gibi garip sonlanacağı.

Kıyametin Büyük Alametleri

1-Duhan

Arapçada tütmek, dumanı çıkmak manasındaki “dehane” kökünden isim olan duhan, duman anlamına gelmektedir. Istılahta ise duhan, kıyamet alametleri arasında sayılan, doğu ile batı arasını dolduracak, kırk gün kırk gece sürecek olan, mü’minleri nezleye uğramış gibi, kafirleri ise sarhoş yapacak bir dumandır.

2- Deccal

Deccal ismi Kuran’da açık ve net bir şekilde geçmemektedir. Hz. Peygamber’e nispet edilen rivayetlerde ise “Muhatabını aldatmak gayesi ile güzel sözler söyleyen kişi; bir kaşı ve gözü bulunmayan kötü kimse” anlamındaki “el-Mesihud’deccal ve mesihû’d dalale” şeklinde kullanılmıştır.

Kuran’da Deccal ismi açık ve net bir şekilde geçmemektedir. Deccal inancı daha çok Hz. Peygambere atfedilen rivayetlere dayanmaktadır. Deccal, hadislerde ontolojik bir varlık olarak ismen geçmektedir. Neseî’nin Sünen’i hariç, Kütüb-i Sitte’de Deccal ile ilgili pek çok hadis mevcuttur.

 3- Dabbetü’l-Arz

Arapçada debb kelimesi yavaş yavaş ve sessizce yürümek, emeklemek, nüfuz ve sirayet etmek, hastalığın bedene yayılması, içilen şeylerin vücuda sirayet etmesi ve elbisenin yıpranması gibi gözle görülmeyen şeyler anlamlarına gelmektedir. Dabbe ise, debb kökünden sıfat olan yeryüzünde yürüyen canlı ve özellikle binek hayvanı manasında kullanılan bir kelimedir. Kuran’da dabbe kelimesi on dördü çoğul olmak üzere toplam on sekiz yerde geçmekte, bazen yeryüzünde yürüyen, bazen hem yerde hem gökte bulunan, bazen de yer belirtmeksizin mutlak olarak hareket eden bütün canlılar anlamlarına gelmektedir.

4- Güneşin Batıdan Doğması

Kıyamet alametlerinden biri olarak kabul edilen güneşin batıdan doğması ile ilgili bir ayet yoktur. Güneşin ve ayın belirlenmiş bir süre için yaratıldıkları ve kendi yörüngelerinde dönmeye devam ettiklerini anlatan ayetler her ne kadar dünyanın bir sonu olduğuna işaret etse de bunun kıyamet öncesi güneşin batıdan doğacağı hususuyla bir alakası yoktur.

Güneşin kıyamet kopmadan önce batıdan doğması ile ilgili Hz. Peygamber’e atfedilen bazı rivayetler vardır.

5- Hz. İsa’nın Nüzulü (Yeniden dünyaya gelmesi)

İslam alimleri, Hz. İsa’nın ölümünü ve kıyamet kopmadan önce tekrar dünyaya inişi meselesini asırlardır tartışmışlardır. Kuran’da Hz. İsa’nın tekrar yeryüzüne geleceğine dair net bir ifade bulunmamaktadır. Bu konuda İslam alimleri ihtilafa düşmüştür. Bazı müfessirler Hz İsa’nın yükseltilmesi ile ilgili ayetleri, O’nun kıyamet gününden önce tekrar dünyaya döneceği, dünyada yapacağı işler, kalış süresi ile ilgili rivayet edilen hadisler ışığında tefsir ederek ayetlerin zahirinde ifade edilmeyen bir manayı benimsemişlerdir. Bazı müfessirler ise, Hz. İsa’nın göğe yükseltilmesi ile ilgili ayetleri, maddi olan bir yükselme değil, manevi olan bir yücelme şeklinde yorumlamışlardır.

6- Mehdi

Mehdi kelimesi, doğru yolu bulmak, yol göstermek, rehberlik etmek anlamındaki hûda kökünden türemiş bir sıfat olup sözlükte, doğru yolu bulan, doğru yolda olan, yol gösteren, önde giden öncü manalarına gelmektedir.

Klasik kaynaklarda Mehdi, kıyamet öncesinde zulüm ve adaletsizliğin her tarafı kapladığı bir zamanda gelip, yeryüzünü adaletle dolduracağı ve İslam’ı hakim kılacağı söylenen Ehl-i Beyt’ten bir kimse şeklinde tarif edilmektedir.

7- Yecüc- Mecüc

Yecüc ve Mecüc kavramları Kuran’da Kehf Suresi 94. ayeti ve Enbiya Suresi 96. ayeti olmak üzere iki yerde geçmektedir. Bu iki ayette de Yecüc ve Mecüc’ün kıyamet alameti olduğuna dair kesin bir ifade yoktur. Fakat Mekke’de inen bu iki surenin Hz. Peygamber’e sorulan soru üzerine indirildiği ifade edilmektedir. Yecüc ve Mecüc kelimelerinin Kuran’da geçmesinden hareketle ve bu konudaki rivayetlere dayanılarak bunlar bir kıyamet alameti olarak düşünülmekte ve bununla kimlerin kastedilmiş olabileceği hakkında çeşitli yorumlar yapılmaktadır

8- Ayın Yarılması (İnşikâku’l Kamer)

İnşikâku’l Kamer tabiri Kuran’da “ Kıyamet yaklaştı ve ay yarıldı. Onlar bir mucize görseler yüz çevirirler ve Süregelen bir sihirdir’ derler.” şeklinde geçmektedir. Burada anlatılan hadise iki şekilde yorumlanmıştır. Bazı İslam alimlerine göre bu olay Hz. Peygamber zamanında gerçekleşen ve sona eren bir mucizedir. Bazı alimlere göre de kıyametin vukuuna işaret eden bir alamettir.

Sonuç olarak kıyamet alametleriyle ilgili şunları söyleyebiliriz:

Kuran’da değişik adlarla anılan kıyametin isimlerinden birisi de es- sâa’dır. Bu isim Kuran’da kırk yerde geçmektedir. Bu ismin yer aldığı ayetlerde kıyametin mutlaka vuku bulacağı belirtilmektedir. Ansızın gerçekleşecek olan kıyametin kopuş zamanına ait bilgi Allah nezdindedir. Allah bu bilgiyi bütün insanlardan gizlemiştir. Kuran’da kıyamet alametlerinin neler olduğuna dair bir bilgi verilmemiştir. Ancak İslam kültüründe kıyamet alametlerinden sayılan Yecüc ve Mecüc’ün gelişinden, Dabbetü’l- Arz’ın çıkışından, Duhan’dan, Ayın yarılacağından Kuran’da bahsedilmesine rağmen bunların birer kıyamet alameti olduğu belirtilmemiştir. Deccal’in çıkışı, Mehdi’nin gelişi ve Hz. İsa’nın tekrar yeryüzüne ineceğine dair ayetler olmamakla birlikte çok fazla hadis mevcuttur.

Hz. Peygamber’in hadislerinde kıyametin ansızın vuku bulacağını, alışveriş yapanların işlerini bitirmeden, yemek yiyenlerin lokmasını ağzına götürmeden, devesinin sütünü sağan kimsenin bunu misafirine ikram edemeden kıyametin kopacağı belirtilmiştir. Hz. Peygamber’in bu tür hadislerine rağmen, hadis şerhleriyle, ‘Fiten’ ve ‘Melahim’ türü kitaplarda, kıyamet alametleri ile ilgili pek çok rivayet Hz. Peygamber’e atfedilmektedir. Çoğu zayıf ve uydurma olan bu hadisler, toplumdaki dini, siyasi ve içtimai olayları yansıtmaktadır. Dini hayatın zayıflamasına ve ahlakî bozuluşa dair sahih olan hadislerde Hz. Peygamber’in kastettiği küresel kıyamet değil, toplumsal kıyamettir. Şayet kastedilen küresel kıyamet olsaydı, günümüze kadar çoktan kopmuş olması gerekirdi. Zira ahlakî bozuluş kategorisindeki kıyamet alametleri asrısaadetten itibaren sık sık vuku bulmuştur.

Kuran’da kıyametin varlığından bahseden pek çok ayet olmasına rağmen kıyamet alametleri ile ilgili açık bir ifadeye rastlanılmaması, Hz. Peygamber’e isnad edilen hadislerin ise birçoğunun zayıf ve uydurma olması sebebiyle, Müslüman kültürde mevcut olan kıyamet alametleri ve o yorumlara bağlı gelişen kültürel birikimin ehli Kitap kültürünün etkisinde kalarak ortaya çıktığı düşüncesini akla getirmektedir.( Sümeyra Gençtürk-YLT)