Buda’nın keşfettiği dört yüce gerçek

(0 oy) 0/5 212
Yorum Yaz


Buda’nın keşfettiği dört yüce gerçek ve sekiz dilimli yol Budizm’de nihai kurtuluşa erişmenin aracı kabul edilir. “Orta Yol Doktrini” adı da verilen bu öğreti Budist kutsal metinlerinde önemle vurgulanır.

Dört yüce gerçek şunlardır:

  1. Hayat acıdır – Dukkha
  2. Acının kaynağı arzulardır, – Samudaya
  3. Acının sona erdirilmesi mümkündür – Nirodha
  4. Acıyı sona erdirecek bir yol vardır – Magga

İsterseniz Buda’nın keşfettiği dört yüce gerçek anlayışına daha detaylı bakalım:

  1. Dukkha: Hayat, bütün her şeyi ile acı ve ızdırap doludur. Upanişadlar sonrası diğer Hint düşünürler gibi Buda’ya göre de her şey acıdır. “Doğum acıdır, yaşlılık acıdır, hastalık acıdır, ölüm acıdır, hoş olmayan şeyleri yaşamak acıdır, güzel olandan ayrılmak acıdır, gerçekleşmeyen her arzu (hasret, özlem vb.) acıdır.”
  2. Samudaya: Acının kaynağı ise insanın dünyevî şeylere yönelik istekleridir. İnsanoğlu doyumsuzdur ve sürekli yeni zevklerin peşinde koşar. Bu durum, çölde susuz kalmış insan örneği ile anlatılır. Sonuçta arzu ve istek, yeniden doğumların sebebidir.
  3. Nirodha: Acıyı ortadan kaldırmak mümkündür. Bu, arzu ve isteklerin pençesinden kurtulmakla gerçekleşir. Nirvanaya eşdeğer olan bu gerçek, susuzluğun ortadan kalkmasına benzetilmektedir. Bu dünyada huzur ancak bütün arzuları sonlandırmak sûretiyle elde edilebilir ve aydınlanmaya sadece bu yolla ulaşılabilir.
  4. Magga: Acıyı ortadan kaldıracak yol, sekiz dilimli orta yoldur. Zihinsel disiplinler ve egzersizlerden ibaret olan “Orta Yolu” takip etmek suretiyle nirvanaya ulaşılır ve yeniden doğum çarkından kurtulunur.

Buda’nın öğretisi hayatın acı ve ızdırap (dukkha) dolu olduğu anlayışına dayanır. Dört hakikatin ilki konumunda olan bu düşüncede, Budist, Hindu ve Caynistler hemfikirdir. Buna göre her şey geçicidir ve bu durum insana kalıcı mutluluk vermez. Dolayısıyla insan hayatı acı, üzüntü ve ızdırap doludur. İnsan mutluluk, rahatlık, neşe, güven arayışında başkalarıyla hatta kendisiyle bile mücadele eder. Yani, bencil bir birey olarak kalmanın özünde acı vardır. Aslında, Buda’nın belirttiği “ruh yoktur” (anatta veya anatman) anlayışı Budist öğretinin temelini oluşturur. Buda muhtemelen, yükselen Upanişad idealizmine karşılık vermek için beşerî kişiliğin önemsiz ya da gereksiz mahiyetini ve genel olarak varoluşun önemsiz doğasını vurgulamıştır. Upanişad bilgeleri mutlak gerçekliğin insanın deruni özüyle (atman) özdeş olduğunu ifade ederek aslında dolaylı olarak ölümsüz bir kişisel ruhun varlığını vurgulamışlardır. Buda ruhun değişkenliğine yönelik bütün varsayımları reddetmiştir.

Buda’nın dört yüce gerçek anlayışını tekrar ve kısaca özetleyecek olursak:

  • İlk hakikat olan dünyanın acı ve ızdırapla dolu olduğu anlayışı, soyut terimlerle düşünmeden ziyade derin bir şekilde hissedilmelidir. Ancak bu sayede insan hayatında etkili olabilir.
  • İkinci hakikat, yani insandaki arzu ve istekler, özellikle yaşama arzusu, acı ve ızdırabın temel sebebidir. Mahayana Budizmi’nde ise, acının kaynağı cehâlettir.
  • Üçüncü hakikat, doğuştan gelen bu arzu ve isteklerin kesin bir şekilde sona erdirilmesidir. Arzunun azalması veya hafiflemesi yeterli değildir. Çünkü bu durumda bile o, hala bağlayıcı bir güç konumundadır. Derûnî huzur ve aydınlanma için arzunun tamamen ortadan kalkması gerekmektedir.
  • Dördüncü hakikat, arzu ve istekleri tamamen ortadan kaldırmayı hedefleyen sekiz dilimli yoldur. Bu yol sayesinde bencil kişilik kademe kademe gerçekleri görmeye başlar, aydınlanmaya doğru adım adım yol alır. Nirvana haline ulaşıldığında bütün acı ve ızdıraplar sona erer. Aydınlanmış varlık, her ne kadar kişisel karakterini ortaya koymaya devam etse de, bundan böyle bireyselleşmiş bir kişi değildir.

Buda, dört yüce gerçek keşif sürecinde, geleneksel Hint tıbbının tedavi yöntemleri çerçevesinde, önce hastalığa tanı koymuş, sonra bunun nedenini keşfetmiş, daha sonra bu nedeni ortadan kaldırmaya karar vermiş ve nihayet onu ortadan kaldıracak araçları sunmuştur. Buda’nın keşfettiği bu üçüncü yol arınma uygulaması olarak kabul edilir. Son basamak da, nirvananın varlığını kabul eder ve ona ulaşmak için özel meditasyon tekniklerinin gerekliğini vurgular.(H.Arslan-YLT)