Botticelli ve Venüs’ün Doğuşu

(0 oy) 0/5 70
Yorum Yaz


Botticelli, Floransa’nın yetiştirdiği sanatçılar arasında bu şehri tablolarıyla en iyi temsil eden sanatçıdır. Onun Floransa’sı Lorenzo dei Medici ve Savonarola’nın Floransa’sıdır. Floransa’yı gezince kalın duvarlı, sert yapıların ağırlığı göze çarpar. Ancak bu yapılar son derece ölçülü, düzenli, ahenkli kurulmuş ve duygu, düşünce, güzellik inancıyla perçinlenmiştir ki bu ağır yapı topluluğu rahatlatıcı ve hafif, şehir ise tüllere bürünmüş bir görünüm alır. Floransa’nın insanda uyandırdığı şiir etkisinde hiç şüphesiz doğanın da büyük rolü vardır. Floransa’nın bu özellikleri Botticelli’nin karakterinde de kendini gösterir. Sanatçı, bir yandan sert, kesin ve enerjik, diğer yandan ise çok duyguludur. Tablolarında edebi bir yan vardır; mitolojiye yer vermiştir. Bir yandan narin yapılı, ince, uzun, dalgın bakışlı kadın tipleri resmederken diğer yandan da İsa, Meryem, melekler ve havarilerin yer aldığı, mistik havanın hakim olduğu resimler yapmıştır. Bu birbirine aykırı duygu ve düşünceler Floransa’nın ruhunda yaşar, bu nedenle de Botticelli Floransa’nın en güzel temsilcisidir.

Cosimo dei Medici’nn kurduğu “Eflatun Akademisi” Lorenzo dei Medici’nin döneminde dönemin insancıl bakışçıları, sanatkar ve düşünürler bir araya getirilerek ortamı güncel Platoncu akademi haline getirmişlerdir. Botticelli de Neoplatonik felsefenin ve antikitenin etkisinde kalmış bir ressamdır.

Botticelli ve Venüs’ün Doğuşu Tablosu

“Venüs’ün Doğuşu” mitoloji konulu resimlerine en güzel örnektir. Botticelli bu eserlerde Floransa Rönesansı’ na yeni Platoncu tasvire yönelik, eksiksiz bir duyarlılık içeren yeni bir anlatım şekli oluşturmuştur. “Venüs’ün Doğuşu’ndaki figürün zarif duruşu, dağınık saçları, hüzünlü bakışları ve yumuşak hatları, Masaccio ve Piero della Francesca’nın resimlerindeki anıtsallıktan, hacim ve kütlesellikten, plastik görünüşten tamamen ayrılmaktadır. “Venüs’ün Doğuşu” ve “İlkbahar Alegorisi” tablolarında eski Antik devir mitlerini ve Yunan mitolojisini esas almıştır. Sanatçı, çağının gereklerine uyarak Yunan Mitolojisinden faydalanmış, ancak bu figürleri Yunan heykelcileri tarzında işlememiştir. Tamamen özgün olması de bundan kaynaklanmaktadır.(T.Kaya-YLT)