Bir Doğu Masalı: Kars Gezi Rehberi

(0 oy) 0/5 23
Yorum Yaz


Kars adının kaynağı, bir Türk boyu olan Karsaklardan gelmektedir. M.Ö. 130-127 yıllarında Kafkasya’dan Anadolu’ya gelerek Kars çevresine yerleşmiş ve buraya adlarını vermişlerdir. Dolayısıyla Kars Türkiye’deki en eski Türkçe il adına sahip ilk olma özelliğini taşımaktadır. Çeşitli miletlerin egemenliğinde yer alan ve kendine özgü doğası olan bu güzide ilimizin gezi olanakları yerli yabancı birçok kişiyi cezbetmektedir. Bu yazı Kars gezi planı yapan  okuyucularımız için önemli bir rehber olacaktır.

Kümbet Camii – 12 Havariler Kilisesi:

Kümbet Camisi, Kars Kalesi’nin güney eteğinde olup, Kale İçi Mahallesinde Kars Çayı’nın kuzey kıyısında yer almaktadır. Bagratlı Krallığı döneminde 932-937 yılları arasında Kral Abbas tarafından 12 Havari adına, Hivarium Kilisesi adıyla yaptırılmıştır. Kilise merkezi haç planlı, dört yonca yaprağını andıran, dört nişle genişleyen dik açılı bir mekâna sahiptir. Kilise, kesme bazalt taş duvarlı olup, pencere kemerleri arasında 12 Havariye ait taş kabartmalar bulunmaktadır. Kilisenin ana giriş kapısı batı yönündedir ve güney ve kuzey yönünde iki giriş kapısı daha bulunmaktadır. Kilise 1064 yılında Selçuklular tarafından camiye çevrilmiştir. 1579’da Kethüda Camisi adını almış, 1878 deki Rus işgali döneminde tekrar kiliseye çevrilmiştir. Cumhuriyet döneminde 1964 yılında, Halkevi tarafından onartılan bina, Halkevi İl Müzesi olarak açılmış ve 1978 yılına kadar da müze olarak kullanılmıştır. Bu tarihten itibaren bir müddet boş ve bakımsız kalan bina, daha sonra camiye çevrilerek Kümbet Camii adını almıştır. Halen camii olarak kullanılmaktadır.

Kars Kalesi:

M.Ö. 8. Yüzyılda bölgeye hakim olan Urartu devleti tarafından yaptırıldığı anlaşılan kale daha sonra Anadolu Selçuklu devletine bağlı Saltuklu Sultanı Melik İzzeddin’in emri ile Veziri Firuz Akay tarafından M.S. 1153 yılında, yeniden inşaa ettirilmiştir. 1 3 86 yılında, Timur’un Anadolu’ya akınları sırasında yıkılan kale; 1579 yılında, Osmanlı Padişahı III. Murat’ın fermanı ile Kars’a gelen Lala Mustafa Paşa tarafından, yeniden yaptırılmıştır. Bu yıllardan itibaren birçok kez tahribata uğrayan kale, defalarca onarımdan geçmiştir. 1878 yılında Kars’ın Rus işgaline girmesinden sonra ciddi şekilde tahribata uğrayan orta ve dış surları sökülen kaleden geriye iç kale kalmıştır. İç Kalenin uzunluğu 250 metre genişliği ise 90 metredir. Surları, bazalt taşından yapılmış olup, yapının orijinalinde 220 burç ve kule 2080 mazgal vardır. Çevre uzunluğu 3500 metredir. Cumhuriyet döneminde de restorasyonlar gören iç kalede, günümüzde Celal Baba Türbesi, askeri koğuşlar, cephanelikler ve çeşitli askeri yapılar sağlam halde bulunmaktadır.

Kars Tabyaları:

Osmanlı İmparatorluğumun, 1699 tarihinde imzaladığı Karlofça Antlaşması’ndan sonra, devletin doğu sınırlarında yeni savunma sistemleri oluşturmak amacıyla, 1734 tarihinden başlayarak şehri, doğudan Ruslara ve güneyden İran’a karşı savunacak tahkimatlar (tabyalar) oluşturulmaya başlanmış ve 19. yy. sonuna kadar, bu çalışmalar devam etmiştir. 1734-1878 yılları arasında, 154 yıl boyunca, Kars şehrini düşman saldırılarından korumak amacıyla yaptırılan tabyalar, Rus saldırılarına karşı, devletin doğu sınırının korunmasını sağlamıştır. Bu savunma hatları, Kars Şehri’nin coğrafi yapısına göre oluşturulan ve 1734-1878 yılları arasında yaptırılan 46 tabyadan oluşmaktadır. Bu tabyalardan 24’ ü ya tamamen tahrip olmuş ya da sadece savunma mevzileri günümüze kadar ulaşabilmiştir. Diğer 12 tabya ise halen, askeri denetim altında bulunmaktadır. Geriye kalan 10 tabyadan, 5’i önemli ölçüde zarar görmüş; 5 tabya ise günümüze sağlam bir şekilde ulaşmıştır. Karadağ Tabya, Kerimpaşa Tabya ve Süvari Tabya isimleri ile bilinen tabyalar ise yapılacak onarım ve yenileme çalışmalarından sonra, turizme açılabilecek durumdadır.

Evliya Camisi:

1579 yılında, Kars’ın imarı sırasında, Ebûl Hasan Harakani’nin mezarının bulunmasından sonra; III. Murat tarafından çıkarılan ferman üzerine, buraya bir cami ve türbe inşa edilmiştir. 1604 yılında, İran istilasında, temellerine kadar sökülen bu cami; 1617 yılında, toprak damlı olarak yeniden yapılmıştır. İkinci yıkımı, 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşlarında meydana gelen cami, 1996 yılında yeniden yapılıp, ibadete açılmıştır.

Ebûl Hasan Harakani Türbesi:

Evliya Camisi’nin bahçesinde yer alan türbe, Buhara’nın Rey Kasabası’nın Harakan köyünde doğan Caferoğlu Şeyh Ebul Hasan Harakani adlı Eren’e aittir. 1021’de Sultan Alparslan’ın babası, Çağrı Bey ile birlikte başlayan ilk Selçuklu akınları sırasında, Horasan’dan Kars’a gelen eren, Yahni Dağı’ndaki çatışmaların birinde şehit olmuştur. Eren adına 1579 yılında, Kars Kalesi ile birlikte yapılan türbe; İran akınları sırasında, 1604 yılında aynı alanda bulunan Evliya Camisi ile birlikte yıkılmıştır. 1617 yılında, toprak damlı olarak yeniden yapılan cami ve türbe; 1996 yılında, Evliya Camisi ile birlikte yeniden inşa edilmiştir.

Gazi Ahmet Muhtar Paşa Konağı:

19. yüzyılın ilk çeyreğinde yapılmış olan iki katlı olup, bu dönem Osmanlı mimari tarzını yansıtan önemli sivil mimari örneklerinden birisidir. Konağın güney cephesindeki büyük balkonunun ahşap süslemesi ile iç mekânındaki ısıtmayı sağlayan peç sitemi yapının en dikkat çekici mimari özelliğini yansıtır. 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşı sırasında ordu komutanı Gazi Ahmet muhtar paşa tarafından bir süre karargah binası olarak kullanılan konak 2001 yılında restore edilerek güzel sanatlar galerisi olarak hizmete açılmıştır.

Namık Kemal Evi:

Taşköprü ile Mazlumağa Hamamı arasındaki kâgir konak, Namık Kemal Evi’dir. Zemin katı, 350 yıllıktır. Vatan Şairi Namık Kemal; 1853-1854 yıllarında Kars Mutasarrıfı olan dedesi Abdullatif Paşa ile bir buçuk yıl, bu konakta yaşamış ve ilk şiirlerini burada yazmıştır. Konağın yeniden işlevlendirilmesi için yapılan çalışmalar tamamlanmış olup, Toplum Merkezi olarak hizmet vermektedir.

Karahanoğlu Köprüsü – Taşköprü:

Kars Çayı’nın üzerindeki ve İç Kale altındaki üç kemerli Taş Köprü; 1579’ da, Osmanlı döneminde, Sultan III. Murat’ın emri ile Lala Mustafa Paşa tarafından, şehrin imarı sırasında yaptırılmıştır. 1715 yılında yaşanan taşkın sırasında yıkılan ve sadece ayak temelleri kalan köprü, dört sene sonra Kars eşrafından Hacı Ebubekir Karahanoğlu tarafından, yeniden yaptırılmış ve 23 5 günümüze, bu şekliyle intikal etmiştir.

Paşa (Beylerbeyi) Sarayı:

1579 yılında III. Murad’ın, emri ile Lala Mustafa Paşa tarafından, şehrin yeniden inşaa edilmesi sırasında yaptırılmıştır. Saray, bugünkü iç kale önündedir. İki katlı olan yapı kesme bazalt taşlardan yapılmıştır. Paşa sarayı olarak ta bilinen yapı 1878 yılına kadar idare binası olarak kullanılmıştır. Bu tarihten sonra Kars’ın Rus işgaline girmesi ile kullanılmaz hale gelen yapıdan, günümüze sadece dış duvarları kalmıştır.

Alexander Nevski – Rus Askeri Kilisesi – Fethiye Camisi:

Ortakapı Mahallesinde bulunan yapı, Rus Ortodoks dini mimarisine iyi bir örnek teşkil etmektedir. 1905 Japon Harbi’nden sonra, Ruslar tarafından yapılmıştır. Kazak Kilisesi olarak da bilinen yapı, dikdörtgen plânlıdır. Üç giriş kapısı bulunur. Kapılar, duvar yüzeyinden bir metre kadar çıkıntılıdır. Çatı ile duvar bitiminde, batı cephesi üzerinde, kapının sağ ve sol tarafına gelen yanlarında; dört adet, sivri kemerli, çatı penceresi vardır. Bu sanat eserinin en dikkat çekici yanı, bugün yerinde olmayan soğan kubbeleridir. Kubbeler, 1953 yılında sökülmüştür. Cumhuriyet’in ilk yıllarından 1970’li yıllara kadar, kapalı spor salonu olarak kullanılan kilisenin iç mekânı, yoğun onarımlar nedeniyle özgünlüğünü büyük ölçüde kaybetmiştir. Yapı, 1985 yılında ise iki minare eklenerek camiye çevrilmiştir.

Vali Konağı (Eski):

1883 yılında yapılan konak Baltık Mimari Tarzında inşa edilmiş olup, tek katlı ve ‘L’ planlıdır. Doğu yönündeki giriş cephe duvarı, yalancı sütun ve rölyeflerle süslüdür. 1921 Kars Antlaşması’nın imzalandığı konak, Cumhuriyetin ilanından sonra, vali konağı olarak kullanılmaya başlanmış ve 2009 yılında, restore edilmiştir. Yapı günümüzde tekrar vali konağı olarak kullanılmaya başlanmıştır.

Ani Ören Yeri – Ani Harabeleri:

Kars kentine 42 km uzaklıktaki Ocaklı Köyü sınırları içerisinde yer alan, Ani Ören Yeri; Türkiye-Ermenistan sınırını ayıran Arpaçay Nehrinin batı yakasında, Türkiye sınırları içerisinde, volkanik tüfler üzerinde kurulmuş bir Orta Çağ şehridir (Harita 3.6). Ören Yeri’nin en eski tarihi, M.Ö. 5000 yıllarına kadar uzanmaktadır. Tarih öncesi dönemde, ören yerindeki yerleşim; Bostanlar Deresi olarak bilinen, vadideki volkanik kökenli mağaralardan oluşmuştur. Bugünkü ören yerini oluşturan İç Kale, M.S. 4. yy.’da, Kars şehrine ismini veren Karsaklılar tarafından yaptırılmıştır. Ören yerinin dış cephe surları; Bagratlı Kralı Aşot tarafından M.S. 964 yılında yaptırılmaya başlanmış; daha sonra Kral III. Sembat, 978 yılında 2. takviye sur sistemini yaptırmıştır. 1064 yılında Selçuklu Sultanı Alparslan’ın Ani’yi fethetmesinden sonra, Anı Beyi olan Ebul Menucehr tarafından, 1064 – 1072 yılları arasında 3. sur sistemini yaptırmıştır. Kale surları deve yünü ve siyah renkli tüf taşından, yer yer iki ve üç sıra halinde, Horasan Harcı ile yapılmıştır. Kurulduğu arazi üzerine uyumu sağlamak amacıyla, üçgenimsi bir şekilde inşa edilen surların yedi giriş kapısı mevcut olup bu kapıların en önemlileri: Aslanlı Kapı, Kars Kapısı ve Sarnıçlı kapılarıdır.

Şehrin surlarını; uzun kuşatmalara dayanıklı hale getirmek için, surlar arasına yapılan destekleme kuleleri, aynı zamanda erzak ve tahıl deposu olarak kullanılmıştır. Arazinin eğimine göre, yüksekliği yer yer 5 metre ’ye kadar uluşan surların dış cephelerinde: Haç motifleri, aslan ve yılan kabartmalı rölyefler, çini süslemeler mevcuttur.

Ören yerinin ana giriş kapısı olan aslanlı kapı, iki büyük giriş kapısından oluşmaktadır. Aslanlı kapının bulunduğu surların doğu yanındaki burç üzerinde, Selçuklu sultanı Alparslan’ın şehri 1064 yılında fethetmesini belgeleyen dört satırlık, Kûfi İslami Kitabe mevcuttur. Kentte toplam, dört buçuk kilometre uzunluğundaki surlar içinde kalan düzlüğün tamamı, iskân edilmiştir. Kentte, mahalleler, kuzeye doğru uzanmaktadır. Konut alanları dışında; dükkân, han, ambar, hamam, küçük kilise, bezirhane, çömlekçilik, demircilik vb. gibi küçük üretimlerin yapıldığı, imalathaneler bulunmaktadır. Plansız geliştiği tespit edilen Ani de ana yollar, dış surlardaki üç kapıdan başlamakta ve güney yönünde, İç Kale’ye kadar gitmektedir. Camiler, kiliseler, saraylar, kervansaray ve hamamlar gibi anıtsal yapılarla; mimari bütünlüğe ulaşan kent, 15. yüzyıl sonuna kadar ticari önemini korumuştur. Bu zaman içinde, farklı uygarlıkların ve kültürlerin etkisinde kalan, günümüzde, birinci derece arkeolojik sit alanı olan Ani de tescilli, 21 taşınmaz kültür varlığı bulunmaktadır. Bu anıtsal yapıların dışında, yıkılarak bir kısmı toprak altında kalmış, birçok sivil mimarlık örneği de mevcuttur. Ani’deki yapılar: Sasani, Arap, Ermeni, Selçuklu ve Gürcü uygarlıklarının mimari izlerini taşımaktadır. Birçok medeniyete beşiklik etmiş olan Ani, dünya uygarlıklarının ortak kültür mirasıdır.

Sarıkamış Kış Turizm Merkezi:

Kış sporları ve Kış turizmi bakımından, Türkiye’nin 1. derece öncelikli 5 merkezinden biri olan, Kars-Sarıkamış Cıbıltepe Kayak Merkezi; etrafı Sarıçam Ormanları ile kaplı, 2100-2600 metre yüksekliğindeki Cıbıltepe üzerinde yer almaktadır. Kars’a 54 km, Erzurum’a 153 km uzaklıktaki kayak merkezi;  Kars Havaalanına, 40 dakika mesafededir. Cıbıltepe Kayak Merkezi, yaklaşık “5.000 kayakçı / gün” büyüklüğünde bir kapasite sunmaktadır. Cıbıltepe Kayak Alanında, 3 adet telesiyej tesisi hizmete açılmıştır. 2012 yılı itibariyle, toplam 481 yatak kapasiteli 4 tesisin bulunduğu, Cıbıltepe Kayak Merkezi’nde; normal kış koşullarında, yılda ortalama 4 ay; 8 ile 120 cm kalınlığında karla kaplıdır. En uygun kayak mevsimi, 10 Aralık – 10 Nisan tarihleri arasındadır. Sarıkamış’ın Kış turizmi yanında, piknik ve mesire yeri alanı bakımından da zengin bir yöre olması, Kış mevsimindeki ilginin, Yaz mevsiminde de devam etmesini sağlamaktadır.

Sarıkamış’ta bulunan Katerina Köşkü ve Keklik Şelalesi gibi unsurların, oluşturduğu çekiciliğin turizm faaliyetlerini destekleyeceği düşünülmektedir.

Çıldır Gölü:

 Göl, ilin kuzeydoğusunda yer alır. Kuzey kısmı, Ardahan ili sınırlarında bulunan gölün; güney kesimleri, Kars ilinin toprakları içerisindedir. Deniz seviyesinden, 1957 m yükseklikte bulunan ve 120 km lik yüzölçümü ile Van Gölü’nden sonra, Doğu Anadolu’nun en büyük ikinci gölü olan Çıldır Gölü’nün suları, tatlıdır. En derin yeri, 22 m’yi bulur. Çevresinde yaban kuşları barınan gölde, sazan ve alabalık bulunur. Gölün fazla suları, Cala Deresi’yle Kars Çayı’na karışır. Kış aylarında, tamamen donan göl civarında, turizm faaliyetleri canlanma göstermektedir. (Bu gölün haricinde, Kars çevresinde: Denizgölü, Kuyucuk Gölü gibi turizme hizmet edecek diğer göller de mevcuttur.

Kuyucuk Gölü:

Kars’ın, en önemli sulak alanlarından biri olup Uluslararası Önemli Doğa Alanı (Key Biodiversity Area) ve Yaban Hayatı Geliştirme Sahası statüsüne sahiptir. 219 hektarlık bir alanı kaplayan Kuyucuk Gölü, Kars kent merkezinin yaklaşık 30 km kuzeydoğusunda, Akyaka ilçe merkezinin yaklaşık 15 km batısında, denizden 1.627 m yükseklikte yer almaktadır. Kuyucuk Köyü, göle yaklaşık 1 km uzaklıktadır. Kars-Akyaka Platosu’nda yer alan göl, kaynak suyuyla beslenmekte olup, en derin noktası, 13 metredir. Yer yer, küçük saz öbekleri olsa da göl kıyısında, bitki örtüsü; fakirdir ve göl kıyısı ve çevresinde, koyun ve inek otlatılmaktadır. Ağaçsız bozkırla çevrelenmiş olan gölün etrafında, tahıl ve yem bitkileri yetiştirilmekte ve hayvancılık yapılmaktadır. Göl, en büyük doğa turizm potansiyeline sahip olan zengin kuş toplulukları, özellikle de bayrak tür niteliğini taşıyan Angıt (Tadorna ferruginea) ördekleri açısından, çok önemlidir.

Kuyucuk Gölü; kuşlar açısından, Kars ilindeki en önemli alandır ve Türkiye’nin, nesli tehlike altında (Endangered) kuş türü olan Dikkuyruk (Oxyura leucocephala) Ördeği’nin ve Sibirya Kazı’nın (Branta ruficollis) yanı sıra; en az 207 türden, on binlerce kuşu barındırmaktadır. Bu türlerin 136’ sı; ilk kez 2004-2007 yılları arasında, göldeki Kars- Iğdır Doğal Zenginlik Projesi kapsamında belirlenmiştir. Bir gün içinde, dünya Angıt (Tadorna ferruginea) nüfusunun yaklaşık %12’si (20,000 üzeri kuş); 2004 Eylül ayında, proje ekibi tarafından, göl üzerinde gözlenmiştir. (Üstüner Baki-YLT)

Kars gezi diğer unsurlar

Kentte, turistik çekicilik oluşturan birçok beşeri unsur içinde en önemli yeri, mimari eserler almaktadır. Buna rağmen; yerel kültüre özgü Âşıklık geleneği gibi somut olmayan kültür unsurları ile meşhur Kars balı, kaşar peyniri, sadece Kars’ta yapılan gravyer peyniri ve kentle özdeşleşen kaz yemekleri ile oluşan Gastroturizm potansiyeli de turistik çekim oluşturan diğer unsurları oluşturmaktadır. (Üstüner Baki-YLT)