Başlıca Sümer Tanrıları

(0 oy) 0/5 19
Yorum Yaz


Sevgili burclar.net okurlarımız Sümer mitolojisi tanrıları ve tanrıçaları konulu yazımızı sizlere sunmak istiyoruz. Bu yazımızda en eski medeniyetlerden olan çivi yazısını bulan Sümerlerin mitolojisinde yer alan Sümer Tanrıları’ndan ayrıntılarıyla bahsedeceğiz. İşte Sümer mitolojisinde yer alan 7 büyük tanrı:

An

Sümer Tanrıları’nın başında An bulunmaktaydı. Sümerlilerin en büyük tanrısı olan An, gök ilahı ve tanrılar kralıydı. Ancak zaman içinde önemini yitirmiş ve silikleşmiş, bu süre içinde onun sahip olduğu güçlerin çoğu Enlil’e geçmiştir.

O bütün tanrıların babası, gökte kaynayıp, coşan hayat suyunun da muhafızıdır.  Oğlu Enlil ile dünyayı idare ve geleceği tayin eder. Sümer krallarından Lugalzaggisi, kitabelerinde An’ı “Dağlık Ülke Hükümdarı” olarak yad etmektedir.

An Sümer yazısıyla tek bir yıldızla ifade ediliyordu. Diğer tanrılar ise onun semavi ordusunu teşkil etmekteydi. Tarihten evvelki devirlerden beri An, büyük tanrı olarak kabul ediliyordu. Bütün tanrılar “emirleri ile gökyüzünün ve yeryüzünün temelini oluşturan” An’a itaat etmekteydiler.

Enlil veya Ellil

Metinlerde bazen Ellil olarak da anılan bu tanrı Sümerlilerin en büyük tanrılarındandır. Yeryüzünün ve göğün beyidir. “Tanrıların babası” unvanı ile tanrılar topluluğuna başkanlık eder. Hava tanrısı Enlil fırtına ve boralara hakimdir. Geçmişte hava ve yeryüzü tanrısı iken, yavaş yavaş An’ın yerine geçmiş, onun tanrıların babası ünvanını alarak Sumerlilerin en büyük tanrısı olmuştur.

Enlil’in makamı Nippur şehrindeydi.

Enlil her şeyi yöneten, her şeyi araştıran, derinden saygı duyulan bir tanrıdır. Mekânını da, en soylu, en ruhani ve insani değerlerin bekçisi, kutsal kenti Nippur’daki “Gökyüzü ve Yeryüzünün Kemiği” adı verilen tapınakta kurmuştur. ”Dağ Evi” olarak da bilinen tapınağa efendiler ve prensler kurbanlar ve duacılar getirirler ve bütün yabancı ülkeler bu şehre ağır vergi öderlerdi. Enlil’siz uygar bir yaşam düşünülemez. O olmasaydı kentler, ahırlar, krallar ve başrahipler, dünyevi memurlar, sulama ve taşkınlar olmayacağı gibi, balık ve kuşlar, yağmur ve bitkiler, insanın ve hayvanın üremesi de olmazdı.

Sümer Tanrıları – Enki

Enki, Akat metinlerinde genellikle Ea olarak adlandırılır ve Sümer tanrıları’nın üçüncüsüdür. Eski Sümer şiirlerinde bulunan tekrarlara, nakaratlara göre, ilk ilah sayılmaktadır.

Enki adının manası, “yeryüzü” ya da yalnızca “yer” anlamına gelen “ki’nin efendisi, kralı veya sahibi”dir. Bu tanrının Sumerce adı (Enki) “Yer(yüzü)nün beyi” anlamına geldiği halde Samice ismi (Ea) “Su(yun) evi, mabedi” anlamına gelmektedir. “Hikmetin Efendisi”, “Medeniyetin Tanrısı” idi.

Enki, vaktiyle Fırat’ın denize döküldüğü yerde bulunan ve Sumerce güzel şehir anlamına gelen Eridu şehrinin tanrısı idi. Sembolü suda ve karada yaşayan yarı keçi, yarı balık garip bir mahlûktur ve rakamı da kırktır.

Enki okyanusların sularına hakimdi. Sonradan yeraltı derinliklerinin, yeraltı sularının ve nihayet denizlerin tanrısı olmuştur. Malikânesi Apsu (Bilim yuvası), arz üzerindeki ve etrafındaki sulardır. O yalnız Apsu’nun sahibi değil, aynı zamanda İlmin Ustası ve Bütün Sanatların Öğreticisi olarak da değer kazanmıştır. Enki derinliklerde bulunan su altı sarayında uyur, hiç kimse onu rahatsız edemezdi. Dünya yaratıklarıyla ilgilenirse de onlara, iyilik eder, ev eşyası ve şehircilik, ziraat ve sanat öğretir.

Enki, akıl ve hikmet ilahıdır. Hiçbir zaman aldatılamayan bir zekâyı temsil eder ve bütün güçlüklerden hilesiyle kurtulan bir tanrıdır. Enki, kudretli sözün tanrısıdır, kurnaz ve yaratıcıdır.

Ninhursag

Yaratıcı tanrıların dördüncüsü ana-tanrıça Ninmah “Yüceltilmiş hanım” olarak da bilinen Ninhursag’dır. Bu tanrıça eski günlerde oldukça yüksek düzeyde bulunuyordu. Onun ismi şu veya bu tarzdaki tanrı listelerinde Enki’den daha önce yazılmıştı. Onun isminin başlangıçtaki yeryüzü olduğuna, gök tanrısı An tarafından eş olarak alındığına ve ikisinin de pek çok tanrıların ailesi olduğuna inanmamız için nedenler vardır. O aynı zamanda Nintu “Doğuran hanım” olarak da biliniyor. Bütün eski Sümer hükümdarları kendilerinin, Ninhursag’ın güvenilir sütü ile beslendiklerini söylerlerdi. O bütün canlıların annesi, ana tanrıça olarak sayılıyordu. İnsanın yaratılmasında da büyük rol oynamıştır. Ve “yasak meyve” motifini işleyen diğer bir mitolojide tanrıları meydana getirdiğinden bahsedilir.

Anunnaki’ler ve İgigi’ler

Sümer tanrıları içerisinde  gök ilahı An ile yeryüzü ilahı Enlil’in maiyetlerinde iki grup ilahın olduğu dini metinlerden anlaşılmaktadır. Yaradılış efsanesinden önce tanrılar efendi ve köle olmak üzere ikiye ayrılmışlardır. Anunnaki ve İgigiler köle sınıfına dahil olup, büyük tanrıların hizmetkarı idiler. Yeraltındaki tatlı su okyanusunun hakimi Ea, tanrıların köle olmasını reddetmiş ve bundan dolayı insanlar yaratılmış ve tanrıların hizmetkarları onlar olmuştur; ve köle tanrılar da bu görevden çıkarılmışlardır. Bundan sonra Anunnakiler ve altı tanrısı Ereşkigal’in, İgigiler ise gökyüzü tanrısı An’ın maiyetini teşkil ettiler. Bu tanrıların Sümerlilerin dini hayatlarında ve bir çok telakkilerinde önemli nüfuzları olduğunu görmekteyiz.

Bunlardan An’ın maiyetini oluşturan grup gök tanrıları olan İgigi’lerdir. Lagaş şehir beyi Gudea, Umma şehrinde kutsanan aşk tanrıçası Nisaba’nın rüyasına girerek kendisine bazı şeyleri haber verdiğini naklettiği bir kitabesinde İgigi’lerden bahsetmiştir.

Ay ve Gün Tanrıları (Zuen – Utu)

Sümerliler gök cisimlerinin hareket ve konumlarıyla, insanların kısmet ve kaderleri arasında kuvvetli bağlar olduğuna inanıyorlardı. Bu nedenle bunların temsil ettiği tanrılar Sümer Panteonunda önemli bir yer teşkil ediyordu. Bu tanrıların başında ay tanrısı Zuen ile güneş tanrısı Utu bulunuyordu.

Ay tanrısı Sümerce olarak, Zuen (EN.ZU), ya da Nanna(r) olarak isimlendirilmiştir. Bazen her ikisi bir arada kullanılmıştır. Sümer döneminde ay tanrısı için bazı sıfatlar da kullanılmıştır. Bunlar; “ay ışığının parlaklığı”, “boğa” ve ”Enlil’in genç boğası”dır.

Samiler ise sonradan ay tanrısı Zuen’i Sin, güneş tanrısı Utu’yu da Şamaş adları ile kutsamışlardır.

Ay tanrısı Zuen’in rolü oldukça önemli idi. Zamanı belirleyen, ölçen, suçlu ve cezalı kralların senelerini, aylarını ve günlerini hıçkırıklar ve gözyaşları içerisinde geçirten o idi. Sembolü de hilal idi.

İnanna

Gök tanrısı An’ın kızı, güneş tanrısı Utu’nun kız kardeşidir.

İsmi İnanna veya İnnana gibi çeşitli şekilllerde yazılmış olan bu tanrının erkek olarak ifade edildiği de tesbit edilmiştir. O daha ziyade aşk tanrıçası olarak tanınmaktaydı. Sümer tanrıları ve Babilin en itibarlı dişi tanrısı, savaş tanrısı, aşk tanrısı olmakla beraber ana tanrı rolünü ve kudretini de üstlenmiştir. Takvim ilahı olarak da isim yapmıştır.

Sümer şairlerine göre Tanrıça İnanna, toplumun süsü, Sümer’in neşesidir. Akadlılar ve Samilerce İştar, Musevilerce Astarte, Yunanlarca Afrodit, Romalılarca Venüs adını taşıyarak yüzyıllar boyu çeşitli toplumların efsanelerinde yaşamıştır. Venüs yıldızını temsil etmektedir Sümerliler kadında gördükleri ve görmek istedikleri bütün nitelikleri İnanna’nın şahsında toplamış, onu yüceltmiş, ona tapmış ve hakkında yığınlarca şiirler, hikayeler yazarak onu ölümsüzleştirmişlerdir. O, güzelliğin, çekiciliğin, şuhluğun, şefkatin, hırsın, kavganın, önderliğin, kurnazlığın ve en önemlisi bereketin, çoğalmanın bir sembolü olmuştur.(özden g. Ötker-ylt)