Osmanlı’da astroloji

(3 oy) 5/5 2579
Yorum Yaz


İlm-i tencim dediğimiz yıldızlar ilmi feleğin dönüşüyle ilgili olarak ortaya çıkmıştır. Buna göre Ay dünya çevresinde bir ayda, Güneş bir yılda, Atlas feleği ise yüz yılda döner. İnanışa göre her yıldızın biner yıllık bir devri daha vardır. Bazıları da her gezegenin devrini yedi bin yıl olarak hesaplar ve kâinatın ömrünü kırk dokuz bin yıl olarak gösterirler. Halen Dünya Devr-i Kamer (ay devri) halindedir. Feleklerin yalnız son ikisi yarılıp onulmazlar. Gezegenlere ait felekler ise yarılıp onulabilirler. Bu da insanların burçları üzerine etki eder. Dokuzuncu feleğin iki kutbu vardır ki biz bunlara kuzey ve güney kutbu deriz. Bu iki kutuptan geçtiği farz edilen daireye de meridyen denir. Eski bir inanca göre Güneş feleğin ve göğün sultanıdır. Diğer gezegenler de onun çevresinde birer vazife ve hizmet görürler. Buna göre Ay vezir, Utarit kâtip, Merih başkumandan, Müşteri kadı, Zühâl bekçi, Zühre de çalgıcıdır. İlk yedi felekteki gezegen yıldızların insanlar üzerinde hayırlı ve hayırsız tesirleri olur. Bu tesirler o yıldızın etkisinde doğan kişiler üzerinde değişik haller ortaya koyar. Meselâ Merih ile Zuhal uğursuz, Güneş ile Müşteri uğurlu yıldızlardır. Diğerleri ise bazen uğurlu, bazen uğursuz olurlar. Eski astronomiye göre bu yıldızların yeryüzüne hâkim oldukları aylar, günler ve saatler vardır. Uğurlu saatler ve uğursuz saatler, böylece onların işleri üzerinde etkili olurlar. İnsanlar da bu saatlerde başlarına gelenler için şikâyet veya şükür ederler. İki gezegenin bir burçta birleşmesine Osmanlıda “kırân” denilirdi. İki çeşit kırân vardır. Kutlu yıldızların kırânına kırân-ı sadeyn; kutsuz yıldızların kırânına da kırân-ı nahseyn denilir. Devrinde kırân-ı sadeyn olan sultana sahib-kırân lakabı verilir. Böyle padişahlar dört kılıç kuşanırmış. Müşteri ve Ay’ın kırânı en kutlu zaman olarak görülürdü.

 Osmanlı’da astroloji ilmine İlm-i nücûm denirdi. Saraylarda müneccimbaşılık mevkii kurulmuş ve eski hayat sistemi içinde ilm-i nücûm çok rağbet görmüştür.

Müneccimbaşılar yapılacak bütün işler için bir eşref-i saat (kutlu saat) ararlardı. Yıldızlar ilminin esasını yedi gezegen ile on iki burç oluşturur. Yıldız ilmine göre her insan, hayvan bitki ve maden bir yıldızın etkisindedir. Gezegenlerinin her birinin duygu, ahlak, huy ve sağlık üzerinde etkileri vardır. İlm-i nücûm gizli ilimlerdendir. Bu konuda yazılan eserlerde genellikle Güneş göğün sultanı, Ay bu sultanın veziri, Merkür katibi, Mars başkumandanı, Jüpiter kadısı, Satürn bekçisi, Venüs ise çalgıcısıdır. Bunlar soğan kabuğu gibi birbirini saran hava katmanlarından içten dışa doğru şöyle sıralanmışlardır: Ay, Merkür, Venüs, Güneş, Mars, Jüpiter, Satürn. Bunlardan her birinin bir feleği vardır.

“İslam dininde günah sayılmasına rağmen astroloji vasıtasıyla özellikle yıldızların hareketlerinden yola çıkarak yeryüzündeki birtakım olaylar ve insanların basına gelen iyi veya kötü durumlar için açıklamalar getirilmeye çalışılmıştır. Buna göre dokuzuncu gök dönerken diğer felekleri ve dolayısıyla yıldızları da beraberinde döndürür. Bu sayede yıldızların birbirine yaklaştığı ve uzaklaştığı olur. Bazen de bir burçta birleştikleri olur. Eski astronomi telâkkisine göre bu durum, insanların kaderine tesir eden bir olay olarak yorumlanırdı. Yine bu telâkkiye göre insan, doğduğunda hangi yıldızın tesirinde kalırsa, buna göre bahtı açık veya kapalı olurdu. Uğurlu bir yıldızın tesirinde doğmuşsa “yıldızı yüksek, yıldızı parlak” gibi tabirler kullanılırken, uğursuz bir yıldızın tesirinde doğanlar için de “yıldızı düşkün” gibi ifadeler kullanılırdı.”

Osmanlı’da burçlara şu isimler verilmektedir:

Hamel: 21 Mart – 21 Nisan

Cevza: 22 Mayıs – 21 Haziran

Seretan: 22 Haziran – 23 Temmuz

Esed: 24 Temmuz – 23 Ağustos

Sümbüle: 24 Ağustos – 23 Eylül

Mizan: 24 Eylül – 23 Ekim

Akreb: 24 Ekim – 22 Kasım

Kavs: 23 Kasım – 22 Aralık

Cedy: 23 Aralık – 20 Ocak

Delv: 21 Ocak – 19 Şubat

Hut: 20 Şubat – 20 Mart)