Mezopotamyada astroloji

(2 oy) 5/5 435
Yorum Yaz


Babillilerin yerleşim alanları, Irak topraklarında yani Fırat ile Dicle nehirleri arasında bulunuyordu. Bunlar tarımla uğraşıyor, Çin, Hint, Yunan ve Mısır ile ticaret yapıp kültür alış verişinde bulunuyorlardı. Babilliler, M.Ö. 2000’li yıllarda çok sayıda yıldızın konumunu gözlemlemişler ve bunları kaydetmişlerdir. Bu durum Mezopotamyada astrolojinin temelini oluşturmuştur.  Gökyüzünü, yıldızların biçimlerine, konumlarına göre çeşitli bölgelere ayırarak bunlara hayvan ve eşya isimleri gibi adlar takmışlardır. Günümüzde de gözlemlediğimiz takımyıldızlarının bir çoğu Babilliler tarafından isimlendirilmiştir. Merkür ve Venüs’ü gözlemlemişler ve Venüs’ün evre gösterdiğini bulmuşlardır. Bu Venüs’ün evre göstermesi olayı ancak M.S. 1610 yılında teleskopla Galileo tarafından gözlenmiştir. O dönemde bu gökyüzü olayının Güneş ışığının yansımasıyla alakalı olduğunu tespit etmişler ve Venüs’ün Güneş çevresinde yörünge hareketi yaptığını ortaya çıkarmışlardır. Eski putperest toplumlarda astronomi ve astroloji sözcükleri eş anlamlıydı. Gözlemleri de genelde astroloji amaçlı olduğundan Babilliler, gezegenlerin hareketleriyle ilgili konum gözlemleri de yapmışlardır.

Babiller ve yıldızlar

Babilliler başlıca yedi yıldızı Tanrıça kabul ederlerdi. Bu yıldızların adlarına putlar yapılarak onlara takdis ve takdimde bulunarak tapınırlardı. Herkesin kendine ait bir mabedi ve o mabette putu vardı. Buralarda buhurlar yakılır, dualar okunur ve çeşitli mistik hareketler yapılarak bu putların yakınlığı kazanılmaya çalışılırdı. Bu şekilde yıldızlarla Tanrılar arasında ilişki olduğuna inanılması nedeniyle bu çağlarda astrolojiye karşı çok büyük bir yöneliş oluşmuştur.

Astrolojinin ortaya çıkışı

Babillilere göre kral ile dünyanın durumu bir birine bağlı idi. Bu nedenle, hava koşulları, tarım ürünleri ve krallığın genel durumu ile de yakından ilgilenirlerdi. Babilliler M.Ö. beş ve altıncı yy. da astronomi konusunda en üst düzeye ulaşmışlardır. Ay ile Güneş tutulmalarının dönemli olduğunu, bir tutulmanın 18 yıl 10 gün (gerçeğinden sadece bir gün sapma var) sonra tekrar oluşacağını hesaplamışlardır. Bu bilgiler Antik Yunan astronomisinin temelini oluşturmuştur. Babilliler astrolojinin temelini oluşturarak insanlığa olumsuz yönde etki yapmışlardır ancak yaptıkları gözlemlerle de astronominin temelini oluşturarak insanlığa çok büyük katkı sağlamışlardır. O dönemin din adamları, gök cisimlerinin hareketine ve bulundukları duruma bakarak kralın yazgısı, kaderi hakkında yorumlar yaparlardı. Ay ve Güneş tutulmasını, kuyruklu yıldızları, kurban edilen hayvanların iç organlarının koşulları şeklindeki işaretleri yorumluyorlardı. Din adamları karaciğerin durumu ile dış dünya arasında ilişki kurmuşlardır. Denklik ilkesi veya benzerlikler yasası böyle oluşmuştur. Bu benzerlikler yasası yalnızca sakatat okumada değil başka nesne veya nesnenin içinde yer aldığı koşullarla dış dünya arasındaki ilişkiyi görebilmede kullanıldı. Gökyüzü ve gökyüzünde meydana gelen olaylar okunarak dünya arasında ilişkiler kurulması gibi. Bu ilkenin temelinde benzerlikler yatmaktadır. Örneğin balık suda yaşar. Denklik ilkesi yardımıyla balık, Zodyak’a göre burçlar kuşağı sembollerinden biri olan balık burcuyla ilişkilendirilir. Böylece balıklar su işaretli olur.

Babilliler astronominin temelini oluşturmuşlarsa da modern astronominin temelini de Mezopotamyalılar oluşturmuşlardır. Mezopotamyalılar mitolojiye ve dini inançlara dayanan astronomiden matematiksel astronomiye geçişi sağlamışlardır.

loading...
loading...