Anadolu Selçuklularda astroloji

(1 oy) 5/5 3471
Yorum Yaz


Anadolu Selçuklu döneminde şüphesiz kendisinden önceki kültürlerin yaşadığı coğrafyanın, asyetik geçmişin ve genetik hafızanın bir arada harmanlanmasıyla oluşan kültür içerisinde astrolojinin yeri yadsınamazdı. Bu dönemde astroloji konulu birçok el yazması eser ortaya konulmuştur. El yazmalarının birçoğunda gök haritaları, gezegenlerin hareketleri, konumları güneş ve ayın durumlarının her birinin çizili olduğunu görüyoruz. Bunlardan Süleymaniye Yazma eserler Kütüphanesi, Hasan Hüsnü Paşa 1288 no’lu yazmasında dört köşesinden melekler tarafından tutulan burçların konumlarını gösteren bir çizim, bir diğer minyatürde yine dört köşesinde meleklerin tuttuğu burçlar kuşağı resmedilmiştir. Farklı bir minyatürde ise ayın menzilleri çizilmiş. Yine Ahkamü’l-Kevakip yazmasında yer alan minyatürde gezegenlerin durumu ve burçların şekilleri resmedilmiş, güneşin menzilleri gösterilmiştir. Keşfü’l –Kına’fi Resmi’i erba, Hulasatü’l-hey’e, Serhu’l-Mülahhas Fi’lhey’e adlı yazmalarda da, yine Ayın ve Güneşin menzillerinin resmedildiği görülmektedir. Bunlardan da anlaşılacağı üzere yapılan ayrıntılı gök rasatları ile ilgili oldukça geniş bilimsel araştırmalar yapılmış. Bunlarla ilgili birçok yazma eser ortaya konulmuş.  İnanç çevresi, İslamiyet, Anadolu coğrafyası gibi birçok unsur sanatta kendisini hissettirirken bu etkiler astronomi ve astroloji konusunda da tesirli olmuştur. Dönemin bilim adamlarından olan Sühreverdi’nin araştırmaları ile ortaya koyduğu gökyüzü ve yıldızların dönüşleri ile ilgili bilgiler, sonrasında İbnü’l Arabî ile gelişmiştir. Beyhan Karamağaralı’ya göre dönemin mimari eserlerinde, çini programlarında dönüş hareketleri ile bazı kırık çizgilerin yer alması bu iki filozofun Konya’da yaydığı fikirlerin ürünü olabilir. Aynı zamanda Mevlana ve yaşadığı dünya görüşü için de aynı şey söylenebilirdi. Mevlevi sanatındaki dönüş hareketi ile gökyüzündeki âlemin dönüşü ifade edilmektedir.

İslam düşünce sistemi onların kültür politikasını şekillendirmiş ve Anadolu’da yaşayan halkın oluşturduğu farklı bir kültür ortamı geliştirmiştir. Yıldızların hayatlarına yön veren olaylarda etkili olduğunun düşüncesi, gökyüzünde gerçekleşen her şeyin aynı zamanda yeryüzünde de gerçekleşeceğine olan inanç, farklı tarikatlar ve felsefeler ile Anadolu Selçuklu motif repertuarını zenginleştirerek farklı bir kültür ortamı oluşturmuştu. Bu ortam içinde gelişen simgeler ile evreni yeniden yorumlamışlar, anlamlar yüklemişlerdir.

 Bunlar dışında Anadolu’da pek çok rasathanenin varlığı yazılmaktadır. Örneğin Kırşehir Cacabey Rasathanesi, Kütahya Vacidiye Medresesi gibi. Rasathanelerin dışında, rasathanelere bağlı zengin vakıflar da kurulmuştu. 16. yy. dan sonra cami çevrelerinde muvakkithane adlı kuruluşların varlığı 19. yy. a kadar devam eder. Bu kuruluşlar zamanla uygulamalı astronomi ve matematik akademileri haline gelmiştir.

Astronomi alanında gelişmeler her ne kadar çoğalsa da zaman içinde ister istemez bu ilgi ve çalışmalar astrolojiye dönüşmüştür. Birçok hükümdar önemli kararların alınmasında yıldızların konumlarını esas tutmuş, yapılan rasatlar sonucunda zayiçeler düzenlenmişti.

Anadolu’da farklı mezheplerin farklı sembolleri kullandıklarını görmekteyiz. Tahtacılar ve Anadolu’daki diğer Alevi gruplarında astral bir üçlemeye rastlanmıştır. Onlara göre Güneş Hz. Muhammet’i, Ay Hz. Ali’yi, çoban (Zühre) yıldızı da Hz. Fatma’yı sembolize etmektedir. Mimaride görülen bu astrolojik motiflerin oluşmasında şüphesiz dönemin tarikat ve mezheplerinin de etkisi büyük olmalıydı. Aynı zamanda dönemin sultanlarının desteği de bu gelişmeyi hızlandırmıştı. Bunlara verilecek en güzel örneklerden biri Kılıç Aslan dönemidir. Kılıç Aslan ve oğlu Rukneddin döneminde görülen yazarlar arasında Şerafeddin Hubays el Tiflisi, Kılıç Aslan ile oğlu Rukbettin için tıp, astroloji, düş yorumculuğu ve edep konularında derlemeler yapmıştır .

13.yy.ın ortalarından 14.yy. sonuna kadar Babailik, Abdallık, Hurufilik, Kızılbaşlık, Kalenderilik ve Haydarilik gibi birçok Bâtıni mezhep ve tarikat ortaya çıkmıştır. Türklerin eski inanç ve adetleri Anadolu’da da yaşamaya devam etmiştir. Bektaşi ve Aleviler arasında bu inanç bazen olduğu gibi devam etmiş, bazen de yeni bir kisveye bürünmüştür. Yine İslam kozmoloji inançları içinde madenlerin, sayıların astrolojiyle ilgileri nasılsa, rüyaların da gezegenlerle ilgili olduğu düşüncesi savunulmuştu. Rüya tabircilerine göre gezegenlerin rüyalar üzerinde etkileri vardı ve tabirciler de bunları bilmek zorundaydı. Ayrıca gezegenlerin günler üzerindeki etkilerine de inanılıyordu. İnsanların üzerinde haftanın günlerine göre iyi ya da kötü etkiler, hâkim olmaktaydı. Örneğin Satürn’ün günü cumartesi olup, olumsuz etkilerinin olduğu gündür. Bunun gibi Venüs’ün günü cumadır ve bu günde olumlu etkiler ağır basar. Anadolu’da günleri uğurlu uğursuz olarak ayırırlar ve yapılacak yada yapılmayacak işleri bu dilimlere bakarak kararlaştırırlardı.(İlknur Erbaş-DT)

loading...
loading...