Anadolu kültüründe hayat ağacı

(3 oy) 5/5 648
Yorum Yaz


Ağaç kültü bakımından çok zengin olan Anadolu’da birçok bitkilerin ve ağaçların kutsal olduğu bilinmektedir. Anadolu mitolojilerinde sayısız ağaca dönüşme efsaneleri, bize ağacın kutsallığını ve önemini kanıtlamaktadır. Bu bitkilerin ve ağaçların kutsal olmasının özünde, insanoğluna sağladığı yarar ve zararlar bulunmaktadır. Bazı bitkilerin faydalı ya da zararlı olması, insanlar tarafından kutsal kabul edilmiş ve büyük bir saygı görmüştür.

Anadolu’da büyük ağaçlar kutsal olarak görülmüştür. Bu kutsal ağaçlar içinde kayın, meşe, çam, kavak, kestane ve çınar önemli bir yer tutar. Bu büyük ağaçlar, eskiçağlarda tanrısal nitelik taşıyan varlıklardı. İsmet Zeki Eyuboğlu, “Tanrı Yaratan Toprak Anadolu” adlı kitabında “Her tanrının bir ağacı vardı ve onlara totem olarak tapınılıyordu. Trabzon iline bağlı Pulutane, (Akçaabat) ilçesi adını çınar anlamına gelen platanus ağacından almaktadır.

“Ormanların, ağaçların ve bitkilerin perilerine Dryad denirdi. Ağaç sevgisi o denli büyüktü ki, ozanlara defne dalından taç, başarı kazanmış atletlere ise zeytin dalından çelenkler takılırdı. Anadolu şimşirinden, bütün ilkçağ boyunca Mısır, Filistin, Suriye, Yunanistan ve İtalya’da kutsal heykeller, marangoz aletleri, flütler ve taraklar yapılırdı.” Divan edebiyatında çınar ağacı yaprağı, tanrıya açılan ve dua eden bir el olarak yorumlanmıştır. Çınar ağacıyla ilgili olan bu düşüncenin kökeninde çok eski inançlar vardır. Anadolu halk inançlarında, çınar ağacının baharda yeşermesi ilkbahar tanrısının gelişiyle, sararıp solması ise gidişiyle ilgili sayılmaktaydı. Çınar ayrıca yüceliğin ve ululuğun bir simgesi olarak karşımıza çıkmaktadır.

İşlevselliğinden dolayı kutsal sayılan ağaçlardan biri de kayın da denilen gürgen ağacıdır. Hititler de bu ağacın kutsallığına inanmışlardır. Ayrıca çınar ağacı, dağ ve orman tanrıları tarafından sevilip korunan bir ağaç olmuştur. Anadolu’da kutsal olarak kabul gören ağaçlardan bir diğeri şimşir denilen çok sağlam, dayanıklı ve kesilip işlenmesi güç bir ağaçtır. Bu ağaçtan yapılan eşya ve araçlar uğurlu sayılmıştır. Gürgen ve şimşir ağaçlarının sevilip uğurlu sayılmasının kaynağında, bu ağaçların işlevsel ve dayanıklı olmaları yer almaktadır Anadolu’da çam ağacının ladin ve sarıçam denilen türleri de kutsal olarak kabul edilmektedir. Yıl boyunca daima yeşil olan ve yaprağını dökmeyen çam, diriliğin ve ölümsüzlüğün simgesi sayılmaktadır. Hititler, Urartular, Luviler ve Hurriler çamı sevmiş ve ona özel bir ilgi göstermişlerdir. Çam ağacı, Hititlerin orman ve dağ tanrılarınca da önemli bir yere sahipti.

Urartuların inanç sistemlerinde yaşam ağacı oldukça kutsaldı. Bazı araştırmalardan Urartu sanatında yaygın olarak kullanılan hayat ağacı motifinin Asur-Urartu kültür etkileşiminin bir sonucu olduğu düşünülmektedir.

Sağlamlığı ve dayanıklılığından dolayı kutsal kabul edilen ağaçlardan biri olan karaağaç, orman tanrılarının barınağı durumundaydı. Bu ağaç da eşya ve araç yapımında kullanılmıştır. Karaağacın kabuğundan iplik yapılır ve boya çıkarılırdı. Karaağacın dokusu sık olduğu için özüne su işleyip çürütemez. Onun bu doğal yapısı eskiçağda orman tanrılarının özel ağacı olduğu ve onlarca korunduğu anlamında yorumlanırdı. Anadolu’da ve Hititlerde karaağaç’tan düşmek uğursuzluk olarak sayılmaktaydı. Bu ağacın kutsallığı ile geyik arasında bir bağlantı bulunmaktadır. Anadolu’da kızılağaç sulak ve bol otlu topraklarda yetişir. Kızılağaçların altı otlu olduğu için buraları geyiklerin otlandığı yerlerdi. Ağaç kutsallığı ile hayvan kutsallığı arasında görülen yakınlığın nedeni bu olabilir. Gölgesinde yatmanın insana uğursuzluk getirdiği söylenen ceviz ağacı da kutsaldır. Ceviz ağacı, mobilyacılıkta kullanılan önemli ağaçlardan biridir. Ceviz ağacının kabuğundan ve meyvesi yeşilken kozalağından boya yapılır, bunun insana ve eve uğur getirdiğine inanılmıştır. Ceviz boyası keten, pamuklu ve yünlü kumaşlarda da kullanılmaktadır. Kiraz da ayrı bir kutsallığı olan önemli ağaçlar arasındadır. Daha çok Doğu Karadeniz bölgesinde yetişen bu ağaç, bir totem olarak görülmüştür. Yapraklarından boya, gövdesinden ise pencere çerçevesi yapılan, kestane ağacı, uzun ve düzgün yapısıyla eskiçağlardaki tanrı ve tanrıçalar tarafından sevilmiş ve korunmuştur. Kestane, meyvesinden dolayı kutsal sayılmakta ve saygı görmektedir. Ağaçlara karşı duyulan saygının özünde onların tanrılar ve tanrıçalarla olan gizli ilişkilerinin etkisine inanılmıştır. Özellikle orman tanrıları ve perileri ağaçlara dokunulmasını yasaklamışlardır. Bu yüzden ağacın korku ile sevgi karışımı bir kutsallığı vardır. Bu kutsallık yüzünden ağaçların ve özellikle yaş ağacın kesilmesi pek uğurlu sayılmaz

Meşe ağacının dayanıklılığı onda tanrısal bir gücün bulunması ile açıklanmaktadır. Her tanrının, yada tanrıçanın ayrı bir ağacı, çiçeği ve bitkisi vardır. Bu kutsal varlıklar tanrıların birer görüntüsü ve görünümü niteliğindedir. Meyvesiyle kutsal sayılan ağaçlardan biride çitlembik ağacıdır. Diğer kutsal ağaçlarda olduğu gibi çok eski çağlarda ona da adaklar sunulur ve saygı gösterilirdi. Ardıç, Doğu Karadeniz kıyılarında Taflan (defne) denilen ağacın kutsallığı da ayrı bir önem taşımaktadır. Ardıç da zeytin gibi barışı simgelemektedir. Kutsal ağaçlar arasında insan acısının, ayrılığın ve özlemin yansıtıcısı olan söğüt özellikle salkım söğüt, hemen hemen bütün Akdeniz dinlerinde kutsal sayılmaktaydı. Sevgili burclar.net okurları  ağacın kutsallığı çevreden çevreye değişmekle birlikte bu kutsallığın, çevrede yetişen ağaçla ilgili olduğu görülmektedir. Bir çevrede yetişmeyen ve o çevre toplumunca bilinmeyen bir ağacın o çevrede kutsal sayıldığı da bilinmemektedir. Ağaçlar, ölenlerin ruhları onlarda barındıkları için kutsal sayılır. (evrim kılıç-ylt)