Altın oran nedir?

(4 oy) 5/5 516
Yorum Yaz


Altın oran ne anlama gelir?

Altın Oran En yalın anlamıyla “göz nizamının oranı” olarak tanımlanır. Altın oranın elde edilmesi için çok sayıda yaklaşım ve yöntem bulunmaktaysa da, en genel formül şudur: Bir doğru parçası öyle iki parçaya ayrılmalıdır ki, küçük parçanın büyüğe oranı, büyük parçanın bütüne oranına eşit olsun. Bu durumda yaklaşık 1,618 değeri bulunur.

Görsel açıdan bakıldığında; bir dikdörtgenin göze estetik görünmesini sağlayan uzun kenarı ile kısa kenarı arasındaki orandır. Yine benzer olarak, bir doğru parçasının ikiye ayrıldığında göze en hoş gelen ikiye bölünme oranıdır. Altın oran, dikdörtgen ve doğru yanında, birçok geometrik cisimler ve yapılar için kullanılır.

Belirli bir sayının, birbirinden bağımsız olan hem matematik hem estetik bilimlerinde ilgi çekici olması, insanı şaşırtan bir husustur. Bunun yanında, Altın Oran, insanların tasarımından kaynaklanmaksızın Doğa’da da ortaya çıkması olayı daha da ilginç kılar.

Altın Oran için Kepler şöyle söylemektedir:

“Geometrinin iki büyük hazinesi vardır: Bunlardan biri Pythagoras kuramı, öteki de bir çizginin aşıt ve ortalama orana bölünmesidir. Birincisini bir ölçek altınla kıyaslayabilir, ikincisine de değerli bir mücevher diyebiliriz.“

Altın Oranın Tarihsel Süreçteki Yeri

Rönesans’ın en popüler kuramcılarından Luca Pacioli, “De divina proportione” adlı kitabında, her şeyin ölçüsünün insan olduğunu öne sürer. Pacioli, eski mabetlerin insan bedeni esas alınarak inşa edildiğini (daire, kare ve dikdörtgen), çünkü Tanrı’nın suretinde yaratılan insanın Evren’in aynası olduğunu ifade eder. Pacioli’ye göre, İlâhî Oran, bütünün büyük parçaya olan oranını büyük parçanın küçük parçaya olan oranına eşit kı­lan Altın Bölüm’ün ortaya çıkardığı Altın Oran’dır. Daha sonraki devirlerde de birçok kuramcı, Altın Oranın ‘mükemmmel’ oran olduğunu, ifade ederler.

Altın oranın tarihine bakıldığında, matematikte ve fiziksel evrende ezelden beri var olduğu fakat insanlar tarafından tam olarak ne zaman keşfedilip kullanılmaya başlandığına net dair bilgi bulunmamakla beraber tarih boyunca birçok kez yeniden keşfedilmiş olabileceği düşünülmektedir.

Altın oranın ağırlıklı olarak ilk kullanıldığı yerler mimari yapılardır. Gardner’in “Art Through the Ages, 1970” adlı kitabının içeriğine göre, İsa’dan önce 2650 yıllarında yapıldığı varsayılan karbon – 14 testi sonucu ile anlaşılan Mısır’daki Keops Piramidi olduğundan bahsedilir. Bu veriye dayanarak altın oranın dört bin altı yüz yıldan beri kullanıldığı kabul edilmektedir.

Diğer bir kaynak olan Altın oran üzerine kitap yazan Funck-Hellet göre; İsa’dan önce 447-432 yıllarında Atina’nın Akropolis’inde inşa edilen Partenon Tapınağı ile, İtalya’da yer alan ve İsa’dan 460 yıl kadar önce yapılmış olan yine Yunan uygarlığına ait olan Poseidon Tapınağı’nda da altın oranın uygulandığı görülür. Aynı şekilde Yunanistan’da İ.Ö. 430 yada 440 yılları arasında tanrıça Athena için inşa edilen Pantheon’da da altın oranın yer aldığı görülmektedir. Tapınağın uzunluğu genişliğinin 5 katı olan bir dikdörtgen üzerine inşa edilmiştir. Ortaçağda 1163 – 1245 yılları arasında Paris’in Norte Dame Katedralinde ve Milano Katedralinde altın oranın kullanıldığını ifade etmektedir. Rönesans sanatçıları da altın oranı tablolarında ve heykellerinde denge ve güzelliği elde etmek amacıyla kullanıp ifade etmişlerdir.

Güneş etrafındaki gezegenlerin yörüngelerinin eliptik yapısını keşfeden Johannes Kepler (1571- 1630), Altın Oranı “ Geometrinin iki büyük hazinesi vardır. Biri Pythogoras’ın teoremi, diğeri bir doğrunun altın orana göre bölünmesidir.” Şeklinde ifade etmektedir. 1970’lerde Roger Penrose, o güne kadar imkansız olduğu düşünülen “yüzeylerin beşli simetri ile katlanmasını altın oran aracılığıyla bulup uygular.

İnsan vücudunda altın orana baktığımızda; bel bölgesi ile ayak bölgesi arasındaki mesafe “1” birim olarak kabul edilirse, insan boyu 1,618’e denk gelmektedir. Vücudumuzda yer alan diğer altın oranlar; parmak ucu – dirsek arası / El bileği – dirsek arası, omuz hizasından başucuna olan mesafe / Kafa boyu, Bel – Başucu arası mesafe / Omuz hizasından başucuna olan mesafe, Bel – diz arası / Diz – ayakucu arası. Ayrıntılı, detaylarda, insan eli, insan yüzü ve akciğerlerde altın oran görülebilmektedir.

Estetik uzmanı Dr. Steven Marchalman 25 yıl süren araştırmasında altın oranın DNA’larımıza işlendiğini ve her insanın vücut yapısında bir estetik orana sahip olduğundan bahseder. Ayrıca kalp atışında DNA nın en ve boy uzunluğunda yine altın oran görülür.