Alanya gezi rehberi – Alanya’da gezilecek yerler

(0 oy) 0/5 35
Yorum Yaz


Bu yazımızda Türkiye’deki turizm sektörünün önemli destinasyonlarından olan Alanya’da gezilecek yerler hakkında sizlere bilgi vermek istiyoruz. Sizler için alanya gezi rehberi olacak bu yazımızda Alanya gezisi ile ilgili olarak yapabileceğiniz aktiviteler hakkında bilgiler sunulmaya çalışılacaktır.

Alanya’nın Tarihçesi

“Korakesion” olarak bilinen kent, bazı kaynaklarda Kilikya bazılarında ise Pamfilya bölgelerine ait şehirlerden biri olarak belirtilmektedir. Kente farklı isimler verilmiştir: Bizanslılar Kalonoros, Ermeniler, Venedikliler, Cenevizliler ve Kıbrıslılar Candelor, Scandelore, Galanorum ismini vermişlerdir.

Alanya, tarihte korsanların ve Roma İmparatorluğu arasındaki savaşlara konu olmuştur. Şehir, Roma İmparatorluğu’nun bölünmesiyle Bizans İmparatorluğu’nun hakimiyetine girmiştir. Alanya Kalesi bu dönemde inşa edilmiştir. Daha sonra Selçuklu Sultanı Alaeddin Keykubat tarafından ele geçirilmiştir. Kızılkule ve Tersane bu dönemde yapılmıştır. Osmanlı Sultanı Fatih Sultan Mehmet döneminde Osmanlı İmparatorluğu sınırlarına dahil olmuştur. Selçuklu döneminden Cumhuriyet dönemine kadar adı Alaiye olarak kullanılmıştır

Antik Kentler

Syedra, Alanya-Gazipaşa Karayolunun 20.km.sinde, Seki Köyü sınırları içerisindedir. Sütunlu cadde, Bazilikla, hamam, tapınak ve sulama havuzları önemli yapılarıdır. Alanya’nın 30 kilometre kadar kuzeydoğusunda yer alan Colybrassus antik kenti, Güzelbağ Kasabası, Bayırkozağacı Köyü sınırlarındadır. Hamaxia, Alanya’nın 6 km. kuzeybatısındaki Elikesik Köyü’nde Antik Pamfilya bölgesi sınırları içindedir. Halk arasında Sinek kalesi olarak bilinmektedir. Laertes, Toros Dağları üzerinde, Dim Vadisi ağzında yükselen Cebel-i Reis dağının eteğine kurulmuştur. Alanya’nın 25 kilometre uzağındadır. Iotape (Aytap) Antik Kenti, Alanya’nın 33 km. doğusunda ve Akdeniz kıyısında yer almaktadır. Selinus, Alanya’nın 45 km. doğusunda küçük bir yarımadanın yamacında kurulu antik çağ kentidir. Kentin tarihi MÖ.6.yy.’a kadar uzanmaktadır. Nephelis, Alanya’nın 55 km. doğusunda Muz Köyü sınırları içinde denize doğru uzanan yüksek bir tepenin üzerindedir. Adanda-Lamus, Alanya’nın 55 km. doğusundadır. Kent yüksek ve sarp bir dağın zirvesini oluşturan iki tepenin üzerinde kuruludur. Antiocheia Ad Gragum, Alanya’nın 60 km. doğusundadır. Antik çağda dağlık Kilikya olarak bilinen bölgede ve Akdeniz kıyısındadır. Pisarissos (Esentepe), Alanya’nın Karaboynuzlar Köyü sınırları içerisinde Hisartepe denilen mevkide yer almaktadır. Küçük bir yerleşim niteliğindeki antik kent surlarla çevrilidir. Marassos (Büyükpınar), Alanya’da Demirtaş Beldesi Büyükpınar köyü yakınlarında Asartepe mevkiinde yer almaktadır. Justinianopolis (Karaburun), Alanya’ya 40 km. uzaklıkta ve Alanya-Antalya karayolu ile deniz arasında yer almaktadır. Ptolemaios (Fuğla), Fuğla olarak adlandırılan yarımada üzerinde kurulmuştur. Roma dönemi antik kentlerinden birisidir. Augae (Konaklı), Antalya-Alanya devlet karayolunun hemen sağ tarafında yol ile deniz arasındadır. Geç Roma döneminde kurulmuştur. Naula (Mahmutlar), Mahmutlar Beldesi Öreardı mevkiinde bulunan ve Alanya-Gazipaşa karayolunun kuzeyinde kuruludur.

Diğer Tarihi Eserler

Alanya Kalesi

Kale, Selçuklu döneminde Sultan Alâeddin Keykubad tarafından inşa edilmiştir. Daire şeklindeki kalenin toplam uzunluğu on bir bin yüz adımdır. Kalenin doğu tarafı limana doğru girmektedir. Üç yüz altmış sarnıç bulunmaktadır. Arap Evliyası denilen küçük kilise, surlarda bulunan bazı yuvarlak kaleler ve Cilvarda Burnu üzerinde bulunan manastır harabeleri bu dönemden kalmaktadır.

Kızılkule

Limandadır. Kentin sembolü olan sekizgen planlı yapı 13.yüzyıl Selçuklu eseridir.1226 yılında Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat tarafından Sinop Kalesi’ni yapan Halepli yapı ustası Ebu Ali Reha el Kettani’ye yaptırılmıştır. İnşaat sırasında belli bir yükseklikten sonra taş blokları kaldırmak güç olduğu için üst kısmı pişmiş kırmızı tuğlalarla yapılmış ve bu nedenle Kızılkule adını almıştır. Kule duvarlarında antik çağdan kalma mermer bloklar görülmektedir. Kulenin ortasında bir sarnıç bulunur. Kule denizden gelecek saldırılara karşı limanı ve tersaneyi korumak amacıyla yapılmış ve yüzyıllar boyunca askeri amaçla kullanılmıştır. 1950’li yıllarda onarılan kule 1979 yılında ziyarete açılarak birinci katı Etnografya Müzesi’ne dönüştürülmüştür.

Tersane

Birinci Alaettin Keykubad tarafından yapılmıştır. Kemerli beş gözden oluşan tersanenin denize bakan cephesi 56,5 metre, derinliği 44 metredir. Alanya Tersanesi Selçuklular’ın Akdeniz’deki ilk tersanesidir. Denizden teknelerle ya da Kızılkule’nin yanındaki surlardan yürüyerek ulaşılan Tersane’ye giriş ücretsizdir.

Tophane

Tersane’nin bitişiğinde denizden 10 metre yüksekliğinde bir kayaya tersaneyi korumak amacıyla yapılan Tophane vardır. 1227 yılında kesme taştan inşa edilen üç katlı ve dikdörtgen planlı yapıda aynı zamanda savaş gemileri için top döküldüğü bilinmektedir. Tersane ve Tophane’nin Kültür Bakanlığı ve Alanya Belediyesi tarafından bir Denizcilik Müzesi’ne dönüştürülmesi için çalışmalar sürmektedir. Ayrıca Tophane de 2 adet butik otel restore edilmiştir.

Ehmedek

İsmail Hakkı Konyalı Ehmedek’i tepenin kuzey kesimindeki sur olarak tanımlamaktadır. Eski Selçuklu öncesi kale duvarlarının bitimini gösteren Helenistik bina kalıntılarının üzerine inşa edilmiştir. Kuzey-batı köşesinde 1.50 metrekarelik küçük mustakik kubbeli bir bölüm vardır. Konyalı’ya göre bu bölüm hamamdır. Ehmedek ile İç Kale arasında Süleyman Camii bulunmaktadır. Eski Selçuklu kalıntıları üzerinde 16. yüzyılın ortalarına doğru inşa edilmiştir.

Bedesten

Kale içinde, Süleymaniye Camisi yakınındadır. 14.yy da 15.yüzyılda Karamanoğulları döneminde çarşı veya han olarak yapıldığı sanılmaktadır. Kesme taştan dikdörtgen planlı bir yapıdır. 26 odası vardır ve 13 metre genişliğinde 35 metre uzunluğunda bir avluya sahiptir. Tarihi bina günümüzde otel, restoran ve kafeterya olarak kullanılmaktadır. Bedesten’in batısında Akşebe Sultan Mescidi yer almaktadır.

Selçuklu Hamamı

Alaeddin Keykubat tarafından yaptırıldığı sanılan, iç kalenin doğusundaki burçların yanında, kırmızı tuğla ve harçla yapılan tek kubbeli ve sekiz yüzlü hamamdır. Şimdi çökmüş olan 5 metre çapındaki kubbesi ile tonozla örtülü küçük bir odası olduğu anlaşılmaktadır. İç kale tarafında yer almaktadır. Kalenin güneyinde, denize dik inen yamaç üzerinde Deniz Feneri bulunmaktadır.

Darphane-Manastır Kompleksi

Yarımadanın ucunda, uzunluğu 400 metreyi bulan sarp kayalıklardan oluşan Cilvarda Burnu üzerindeki yapılardır. 11. yüzyıldan kalma taş yapılardan biri küçük bir kilisedir, diğerlerinin ise manastır olarak kullanılma olasılığı yüksektir. Küçük kilisenin kubbesi ayakta durmaktadır. Kayaların üstünde bir de sarnıç vardır. Cilvarda Burnu’ndaki yapılar topluluğuna İç Kale’den kayalara oyulmuş basamaklarla bir yol bulunmasına karşın yol günümüzde kullanılamaz durumdadır. Denizden çıkış ise zor ve tehlikelidir.

Sitti Zeynep Türbesi

 Kale’ye çıkan yol üzerinde, büyük bir kayanın üzerindedir. Selçuklu ya da Osmanlı döneminden kaldığı tahmin edilmektedir. Yapı, kare planlı ve kubbenin iki odadan ibarettir. Odalardan birinde uzunca bir sanduka vardır; diğer oda boştur. Evliya Çelebi, binanın Bektaşi tekkesi olduğunu yazar. Sitti Zeynep hakkında kesin bir bilgi yoktur. Türbede mezarı bulunan kişinin bir eren olduğu sanılmaktadır. Yapının hiçbir yerinde inşa tarihini, yaptıranı gösteren bir kitabe bulunmadığı gibi sandukada da ölünün adını ve ölüm yılını gösteren hiçbir kazılı ve yazılı vesika yoktur.

Adam Atacağı

Kalenin kuzeydoğusunda 250 metrelik uçurumun üstünde 15 metre derinlikte bir zindanın bulunduğu yerdir. Bölgede anlatılan bir rivayete göre “Bizans devrinde iki suçlunun buradaki zindandan bir süre sonra çıkarılarak son bir şans tanındığı, eline verilen üç taştan birinin denize atıldığı yerdir. Atılan taşın hava akımı ve yerçekimi nedeniyle denize düşürülmesinin çok zor olduğu bir yerde günümüzde bu rivayetten kaynaklanan dilek tutarak taş atma geleneği yabancı ve yerli turistler tarafından sürdürülmektedir.

Alanya gezi – Müzeler

Alanya Müzesi

Alanya Müzesi, Ankara’daki Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nden getirilen Tunç Çağı, Urartu, Frig ve Lidya dönemine ait eserlerle 1967 yılında Damlataş Caddesi üzerinde açılmıştır. Sonraki yıllarda, bölgedeki kazı çalışmalarından çıkan eserlere müze genişlemiş ve zenginleşmiştir. Müzenin arkeoloji bölümünde eski Tunç Çağı’ndan itibaren eski dönemlere ait tarihi eserler sergilenmektedir. En önemli eser Herakles’in heykelidir. Ayrıca, etnografya bölümünde Alanya çevresinden derlenen ve bölgenin folklorik özelliklerini yansıtan, Yörük kilimleri, heybeler, giysiler, işleme örnekleri, silahlar, takılar, el yazmaları ile eski bir Alanya evine ait günlük oda sergilenmektedir. Ayrıca, müzenin bahçesinde de Roma, Bizans ve İslami dönemlere ait taş eserler vardır. Yapılan düzenlemeler nedeniyle 2012 yılı içerisinde ziyarete kapanmıştır.

Atatürk Evi Müzesi

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün 18 Şubat 1935’te Alanya’ya yaptığı ziyaret sırasında bir süre kaldığı evdir. Ev sahibi Tevfik Azakoğlu tarafından Kültür Bakanlığı’na bağışlanarak 1987 yılında müze haline getirilmiştir.19.yüzyıl Türk mimarisinin özelliklerini yansıtan bahçe içinde üç katlı binanın giriş katında Atatürk’ün kişisel eşyaları, fotoğraflar, Atatürk’ün Alanyalılara gönderdiği telgraf ve diğer tarihi belgeler sergilenmektedir. Üst katın odaları ise geleneksel bir Alanya evinin eşyalarıyla donatılmıştır.

Herbaryum – Kültür evi

Alanya Belediyesi tarafından geleneksel Alanya evi özelliklerine uygun olarak Alanya Kalesi’nde restore edilen Kültür Evi ve Herbaryum Müzesi 18 Şubat 2012 tarihinde hizmete açılmıştır. Alanya’ya özgü bitki fotoğrafları, eski Alanya fotoğrafları ile eski eşyalar sergilenmektedir.

Mağaralar

Alanya’nın sahip olduğu doğal varlıklardan en önemlilerinden biri mağaralaradır. Alanya ve çevresi, mağara oluşumu yönünden oldukça elverişlidir. Bu nedenle de Alanya’da birçok mağara bulunmaktadır. Görsel zenginliklerinin yanı sıra tedavi edici fonksiyonları da bulunmaktadır. Alanya’da turizm amacıyla kullanılan mağaralar şunlardır:

Damlataş Mağarası

 1948 yılında, taş ocağı olarak işletilen kalker yamaçta, atılan bir dinamitin ateşlemesiyle, mağara ağzı meydana çıkarak bulunmuştur. Sarkıt, dikit ve kolonlar güzel bir görünüm sunmaktadır. Yerli ve yabancı turistlerin ziyaret ettikleri mağara ayrıca astım hastalarının tedavi için de kullanılmaktadır. Damlataş Mağarası, Alanya’nın batı kısmında ve deniz kıyısında bulunmaktadır.

Dim Mağarası

Alanya’nın kuzeyinde bulunan Cebelireis dağının batı yamacında Kuzyaka Köyü yakınlarında bulunmaktadır. Mağaraya ulaşım Dim çayı vadisinden veya Yaylalı köyü üzerinde sağlanabilmektedir. Mağaranın ormanlık alanda yer alması, Dim Çayı yakınında bulunması ve burada yapılan rafting gibi aktivitelerin yapılması gibi avantajlara sahip olması mağara turizmi amacıyla değerlendirilmesini destekleyici faktörlerdendir.

Dim Mağarası, Türkiye’nin ziyarete açılan ikinci büyük mağarasıdır. Dim Mağarası işletmesi 24 Ekim 2002 tarihinde Uluslararası Turizme Açık Mağaralar Birliği’nin “International Show Caves Association (ISCA)” üyeliğine kabul edilmiştir. Dim Mağarası, Türkiye’de özel teşebbüs tarafından turizme açılıp, işletilen ilk mağarasıdır. Mağaranın bir bölümü tarih öncesi ve tarihi devirlerde insanlar tarafından yaşam alanı olarak kullanılmıştır.

Alanya’nın deniz mağaraları şunlardır:

Korsanlar Mağarası

Tarihi devirlerde korsanların soygunlarından elde ettikleri malları ve ganimetleri sakladıkları mağara olarak bilinmektedir. Teknelerle mağaranın içine girilebilmektedir. Mağaranın tavanı renkli taşlarla kaplıdır ve deniz dibindeki kayalarla dikkat çekmektedir.

Aşıklar Mağarası

Yarımadanın güneybatı yönünde yer almaktadır. Ancak, bir insanın girebileceği kadar büyüklüğe sahip olup, mağaranın derinliğine gidildiğinde yarımadanın diğer tarafına geçilebilmektedir.

Fosforlu Mağara

Damlataş Mağarası tarafındaki üçüncü mağaradır. Küçük bir kayıkla içine girilebilen bu mağara, yapı ve görüntü itibariyle jeolojik değeri olan ilginç bir tabii güzelliktir. Geceleri içi çok aydınlık olan mağaranın fosfor parıltıları gündüzleri de fark edilmektedir.

Turizm değeri olan mağaraların dışında Dereköy’de Soğukdelik Mağarası, Değirmendere Köyü yakınlarında Kadıpınarı Mağarası, Değirmenönü Köyü yakınlarında Sugözü Mağarası, Kargı Çayı vadisinde Taşatan Mağarası, Karamanlar köyü yakınlarında Dedetepedipsizi Mağarası, Üzümlü köyü yakınlarındaki Sugözü Mağarası, Güzelbağ kasabası yakınlarında Uluçukur mağarası, Hasbahçe mahallesinde Hasbahçe mağarası bulunmaktadır.

Plajlar

Alanya plajları geniş kumsallardan oluşur ve Mavi Bayraklıdır. Mavi bayrak, yüzme amacıyla kullanılan deniz sularının temizliğini, plaj standartlarını belirleyen ve bunları denetleyen uluslararası bir uygulamadır. Aranan niteliklere uyan plajlara 1 yıl geçerli olmak üzere Mavi Bayrak verilir. Her 15 günde bir suyun mikrobiyolojik ve fiziko kimyasal analizleri yapılır. Alanya’da deniz suyunun rengi kıyıda maviden turkuaza dönüşür. Alanya kent merkezinin tarihi yarımadaya göre batı ve doğu kıyısı plajdır. Batıda Damlataş ve Kleopatra, doğuda Keykubat ve Portakal plajları vardır. Kent dışında ise Ulaş, Konaklı, Fuğla, İncekum, Mahmutlar plajları bulunmaktadır.

Yaylalar

Alanya yaylaları, 1330 metre yüksekliğindeki Göktepe’nin yamaçlarındadır. Türbelinas, Gedevet, Türktaş, Söbüçimen, Mahmutseydi Alanya’nın önemli yaylalarıdır. Bu yaylalara turistik amaçlı jip konvoyları ve safari turları düzenlenmektedir. Gündoğmuş sınırında Gökbel yaylası Akdağ Kış Sporları ve Kayak Merkezi’nin yapılması düşünülmektedir. Alanya’ya 41 kilometre uzaklıktaki Sapadere Kanyonu Alanya Kaymakamlığı tarafından yapılan çalışmalarla ziyarete açılmıştır. Alternatif turizm aktivitelerinin geliştirilebileceği imkanlara sahiptir.

Yamaç Paraşütü

Son dönemlerde yapılan araştırmalar, Kaş’ın yamaç paraşütü için yeryüzü şekilleri ve iklim açısından Türkiye’nin en uygun yerlerinden bir tanesi olduğunu göstermiştir. Bunun yanı sıra Alanya’da da yamaç paraşütüne yönelik faaliyetler yoğun şekilde yürütülmektedir. İlçenin arkasında yükselen dağ silsilesi hemen dikkati çekmektedir. Bu dağ, 350 m. yükseklikte ve güney rüzgarlarına açık bir konumdadır. Atlayışta sonra şehrin üzerinde uçuş yapılması, atlayıştan sonra plaja veya şehir içindeki uygun açıklık alanlara iniş yapılması nedeniyle tecrübeli atlayıcıların tercih ettiği bir parkur olmaktadır.

Dalış

Alanya dalış için uygun bir yerdir. Dalışlar, Alanya’nın doğusu ve batısını ikiye bölen Alanya Kalesi civarında yapılmaktadır. Bu kale birçok farklı bitki ve balığa ev sahipliği yapmaktadır ve bu da aynı zamanda dalmayı heyecanlı hale getiren unsurlardan bir tanesidir. Daha tecrübeli dalgıçlar için bir diğer imkan da derin deniz dalışıdır. Tüm yıl boyunca Alanya’da dalış yapmak mümkündür ve dalış güvenliği oldukça iyidir. Fiyata dahil olarak sunulan modern malzemeler, İngilizce ve Almanca bilgisine sahip eğitmenler vardır. Alanya sualtı turizminin en önemli özelliği, dalış yerlerinin şehir merkezinde ve kale etrafında yer almasıdır. İlginç bitki örtüsü, çeşitli sualtı canlıları, özellikle sualtı mağaraları ve kovuklar, Alanya’yı gözde bir dalış bölgesi haline getirmiştir. Alanya’da bulunan dalış noktaları şöyledir: Akvaryum, Anfora, Korsan, Dilvarda Doğu, Dilvarda Batı, Kırıktaş, Teras, Orta Mağara, Aşıklar Mağarası, Fosfor, Tünel, Rambo’ dur. (Ayşe G. Özdemir -YLT)