Alan Turing Kimdir? Turing Deneyi nedir?

(0 oy) 0/5 13
Yorum Yaz


Alan Mathison Turing 23 Haziran 1912’de Londra’da doğmuştur. İkinci dünya savaşı sırasında kriptograf olarak çalışmıştır. Alan Turing günümüzde en çok kullanılan makinelerden biri olan bilgisayarların ilk temel fikirlerini geliştirmiştir. Yapay zekanın temellerini atmış ve onun zamanında var olmayan makinelerin insansı zekalarını test etmemizi sağlayacak Turing Testi’ni geliştirmiştir. Bu yazımız bu önemli bilim adamanın yaşamı ve deneyleri üzerine olacak. İşte Alan Turing Kimdir? Turing Deneyi nedir?

Alan Turing’in Yaşamı

14 yaşındayken Sherborne Okulu’na başlamış ve bu okul hayatındaki dönüm noktalarından biri olmuştur. Sherborne’dan sonra Cambridge’de Kings College’a katılmış ve burayı onur öğrencisi olarak bitirmiştir. 1936 yılında Hesaplanabilir Sayılar: Karar Verme Probleminin Bir Uygulaması (On Computable Numbers, with an Application to the Entsxheidungs problem) makalesini yazar. Bu makalede kendi icadı soyut bir düzenek olan Turing Makinesi kavramını ortaya atar. Bu kavram bilgisayar bilimlerinin doğmasına ön ayak olmuştur.

Alan Turing ve Enigma

1939-1945 yılları arasında sürekli Alman şifreleme makinesi Enigma ile ve diğer kriptolojik araştırmalarla meşgul olur. Enigma, Almanlar tarafından kırılamaz kabul edilen bir şifreleme sistemidir. Makinenin temel aldığı kodlama sistemi her gün Alman ordusu tarafından değiştirilmektedir. Şifreleme sistemin her gün değiştiriliyor olması o zamanlar sadece insanlardan oluşan ekiplerin makinenin çalışma mantığını kırmak için 24 saatlerinin olması demekti. Ancak hiçbir insan bunu bu kadar kısa sürede çözemiyordu. Turing bir insan yerine çözümü bir makinenin yapabileceğini hayal etti ve onların kırılamaz dedikleri Enigma’yı neredeyse tek başına çözdü. Bu başarısı Turing’i 2. Dünya Savaşı’nın gidişatını değiştiren bir figür haline getirdi. 1948 yılında Manchester Üniversitesi’nde çalışmaya başlamıştır.

Alan Turing ve Yapay Zeka

1949 yılında, Bilgisayar Mekanizması ve Zeka isimli ünlü makalesini yazmıştır. Bu makalede özellikle yapay zeka konularına değinen Turing, bir makinenin akıllı sayılabilmesi için gereken standartları belirleyen bir deney tasarlar. Turing testi adı verilen bu test makinenin karşısındaki deneğin, görmeden iletişime geçtiği şeyin makine mi insan mı olduğu esasına dayanmaktadır. Eğer denek karşısındakinin makine olduğunu anlayamazsa makinenin bir nevi düşünme yetisine sahip olduğu söylenilebilir. Günümüzde esası Turing testine dayanan ve Captcha adı verilen bir uygulama internetteki kullanıcıların insan mı yoksa makine mi olduğunu anlamakta kullanılıyor.

Alan Turing 7 Haziran 1954’te evinde ölü bulunmuştur. Yanında yenilmiş bir elma vardır, otopside siyanür zehirlenmesi sonucunda öldüğü sonucuna varılmıştır.

Alan Turing’in önerdiği taklit oyunu günümüzde hala kullanılmaktadır. Alan Turing, Turing testini ortaya atmış ve bir yapay zekanın zeki olup olmadığının anlaşılabilmesi için bu testin kullanılmasını önermiştir.

Turing Testi

Alan Turing, bilgisayarların düşünüp düşünemeyeceği problemine cevap aramak için bir taklit oyunu önermiştir. Turing, Computing Machinery and Intelligence isimli makalesinde bir makinenin düşünmesinin mantıksal olarak mümkün olup olmadığını açıklamıştır.

Turing Testi olarak bilinen bu oyunda:

Bilgisayarlar, insan ve hakem olmak üzere üç oyuncu bulunmaktadır. İki haberleşme kanalı üzerinden hakem rolünde olan kişi insan ve bilgisayarla iletişim halindedir. Burada bilgisayarın düşünebilir olduğu varsayılmaktadır. Verilen cevapların tuşlar aracılığıyla aktarıldığı bu oyunda, hakem cevapları inceleyerek bu cevapların sahibinin makine mi insan mı olduğunu anlaması amaçlanmaktadır. Burada merak edilen bir makinenin insan kadar anlamlı yanıtlar verebileceğinin mümkün olup olmayışıdır. Oyunda hakem istenilen soruları verebilir. Dolayısıyla insan, insan olduğunu ispatlamakta, bilgisayar da insan düşüncesinin mümkün olduğu kadar iyi taklidini yapmaya çalışmaktadır. Birkaç soru cevaplaması sonunda hakem insanı bilgisayardan ayırabilirse insan kazanmış olmaktadır. Burada programı yapan kişi istatistiki verilere dayanarak sorular tekrarlandıklarında nasıl cevaplanacağını programlayabilir ancak hakemin farklı sorularının tümünü kestirebilmesi mümkün değildir.

Turing testinde diğer açık nokta ise deneye tabi tutulan kişinin kimliğidir. Bu, küçük bir çocuksa cevaplar genellikle evet, hayır ya da bilmiyorum biçimindedir. Yetişkin ve eğitimli bir insanın cevapları daha açık bir şekildedir ve bilgisayar programlarından son derece anlamlı yanıtlar beklemek zordur.

Anlaşıldığı gibi belli bir uzmanlık alanıyla ilgili istatistiki verilere dayanarak, Turing testini kısmen geçebilen programların yazılması da mümkündür.

Turing testinin her koşulda işe yaramayacağını düşünenler olmuş ve bu konuda da başka bir test olan Çin odası deneyi önerilmiştir. Çin odası deneyinin Turing testine göre daha kolay ve anlaşılabilir olduğu öne sürülmüştür.

Çin Odası Deneyi

Turing testine göre eğer makine hakemi kandırabilirse düşünen makine olarak tanımlanabilir. Bu teste karşılık bazı eleştiriler mevcuttur. Bu eleştiriler genel olarak insan bilincinin sadece dışsal davranış ile ilgili olmadığı yönündedir. Örneğin bir bebek veya köpek Turing Testine alındığında testi geçemeyecektir ama bu bebeklerin ve köpeklerin bilinçli olmadığı anlamına gelmemektedir. Bu durumda ‘Bilinçli olmak yönetilen sorulara sadece belirli hesaplamalar ve algoritmalar doğrultusunda cevap vermek midir?’ sorusu sorulabilir. Bunun karşısında John Searle 1980 yılında Çin Odası Deneyini önermiştir. Burada Çin odası deneyinin ortaya atılmasının temel sebebi Turing testinin makinenin zeki olup olmadığını tam olarak belirlemediğine inanılmasıdır.

Testi kısaca açıklamak gerekirse:

kapalı bir odada Çince bilmeyen birisi üzerine Çince yazılmış tabelaları ve bu tabelaları açıklayan bir kural kitabı bulundursun. Kurallar Çince’yi tamamen biçimsel olarak yani söz dizilimlerine göre açıklamaktadır. Sonra kapının altından soru biçiminde Çince yeni tabelalar itilmektedir. Bunlara yanıt olarak hangi tabelanın dışarıya verilmesi gerektiğini var olan simgeleri karıştırarak bulunabilir. Odadaki kişi dışarıda bulunanlar tarafından sanki Çince biliyormuş gibi anlaşılabilir. Bu deneyde Searle’nin ispatlamak istediği şey odada bulunan kişinin iletişim sağlamak için bir algoritma kullanmasının onu zeki yapmadığıdır. Bilgisayarda da insanda olduğu gibi açıklanmamış Çince simgeleri içeren biçimsel bir program vardır ve bir dili anlamak yalnız biçimsel simgeleri ve yapıları bilmek değildir. Yani Searle’nin düşüncesi yapay zekanın asla bir insan gibi düşünemeyeceğidir.(Tuğay Çoban-YLT)