Aksaray gezi rehberi – Aksaray gezisi

(0 oy) 0/5 18
Yorum Yaz


İç Anadolu’nun güzide şehirlerinden bir tanesi Aksaray ilimiz. Orta Anadolu ile Akdeniz arasında bir geçiş yolu üzerinde bulunan bu ilimiz sadece doğal güzellikleri ile değil çeşitli kültürlerin bıraktığı tarihi eserleriyle de gezilmeyi ve görülmeyi hak ediyor. Bu yazımızda Aksaray gezisi yapacaklara mutlaka görülmesi gereken Aksaray kültürünü tanıtmaya çalışacağız. İşte Aksaray gezi rehberi ve Aksaray gezisi:

Ziga Kaplıcaları:

Jeotermal kaynak Güzelyurt ilçesine bağlı Yaprakhisar köyünde yer almaktadır. Kaynak suları bazalt kütleleri ve tüfler arasındaki çatlaklardan çıkmaktadır. Kalınacak oteli de bulunan bu kaplıcanın suyu 51ocdir. Su sıcaklığı oldukça ideal olup minarel bakımından oldukça zengin bir kaynak olan Ziga Kaplıcaları adeta bir şifa deposudur. Ziga Kaplıcaları, kükürtlü ve sülfürlü termal sulara sahiptir. Ziga sıcak suları birçok mineralin birleşiminden oluşmuş ve içerisinde bol miktarda kalsiyum ve sodyum ile klorür iyonu ve hidrokarbonat iyonu bulunması sebebiyle tortu bırakmaktadır.

Narlıgöl (Acı Göl):

Acı Göl maarı – krateri, yaklaşık 100 metre çap ve 50 metre derinliğinde, asitik özellikte, dairesel görünümlü, kuvaterner yaşında bir maardır. Aksaray-Niğde sınırında yer alan ve bir maar gölü olan Acı Göl termal kaynakları, çevresindeki tesisler tarafından kullanılır. Bahsi geçen gölün içindeki kaynak suları kaplıçalarda kullanılır. Gölün yakınına yaklaştığınızda kükürt kokusu oldukça keskin bir şekilde hissedilmektedir.

Ihlara Vadisi

Aksaray il sınırları içerisinde yer alan Ihlara Vadisi, Ihlara kasabasından başlayarak Selime kasabasına kadar uzanır. Dik yamaçların yer aldığı bu vadi içerisinde Aksaray ilinin en önemli su kaynağı olan Melendiz Çayı akmaktadır. Melendiz Çayı, Melendiz Dağı’ndan kaynağını alır ve Ihlara Vadisi’nin içinden geçtikten sonra güney-kuzey doğrultusunda devam eder, önce yapay bir göl olan Mamasın barajına, buradan da Tuz Gölü’ne boşalır. Melendiz Çayı, Hasan Dağı’nın ve Melendiz Dağı’nın püskürttüğü volkanik malzemeleri aşındırarak vadiyi oluşturmuştur. Melendiz Çayı, milyonlarca yıllık bir sürecin sonunda, 14 km uzunluğunda ve yüksekliği yer yer 110 m’ye ulaşan kanyon görünümlü bu vadiyi meydana getirmiştir. Ihlara Vadisi içerisindeki Yaprakhisar, Selime, Ihlara ve Belisırma yerleşim alanları idari olarak Güzelyurt ilçesine bağlıdır. Bu yerleşim alanları Aksaray’ın en önemli turizm alanlarını kapsar. Güzelyurt kiliseler yanında türbeler, yeraltı şehirleri ve höyük gibi birçok turizm değerinin yanında pek çok doğal çekiciliğe de sahiptir.

Ihlara Vadisi Kapadokya sınırları içerisinde yer almaktadır. Bu alan oldukça eski bir yerleşme dokusuna sahiptir. Kapadokya ve çevresinde Hititlerin, Medlerin, Perslerin, Romanın, Bizansın Arapların, Selçukluların, Osmanlı’nın izlerini görmek mümkündür. Özellikle Hristiyanlık dinin ortaya çıkması ve etki alanını genişletmeye başlaması Anadolu’da da birtakım yankılar oluşturmuştur. Pagan olan devletler bu alanda baskı ve zorlamala yaparak Hristiyanlığın yayılmasını engellemeye çalışmıştır. Roma İmparatorluğu’nun IV. yüzyılda kültürel ve dini anlamda yaşadığı kriz dünya tarihinin en önemli olaylarından biridir. Eski pagan kültür, IV yüzyılın başında Konstantin zamanında resmen tanınan ve aynı yüzyıl içerisine Büyük Theodoisos tarafından devletin resmi dini olarak ilan edilen Hritiyanlıkla çatıştı. Ancak vadideki en önemli yerleşme izleri Hristiyanlık dönemine aittir. Ihlara Vadisi Anadolu’da erken Hristiyanlık döneminde en önemli inanç merkezlerinden biri haline gelmiştir. Korunaklı yapısı, işlenmesi kolay olan volkanik malzeme su kaynaklarının varlığı, bitki örtüsünün çeşitli ve gür olması, besin ihtiyacının rahat karşılanması gibi nedenlerle Ihlara Vadisi kiliseler için kuruluş yeri olarak belirlenmiştir. Kuruluş yerinin belirlenmesinde rol oynayan şartlar günümüzde de dinlenme amaçlı kullanılmaktadır.

Hasan dağı:

Aksaray ilinde Hasan Dağı etekleri, Ekecik Dağı etekleri ve Güzelyurt ilçesi bu anlamda yayla turizmine elverişli sahaları oluşturmaktadır. Hasan Dağı etekleri Aksaray gezi planı yapan sakinleri tarafından yaz aylarında otlak ve dinlenme yeri olarak kullanılır. Bu alanda soğuk su kaynakları, yeşil bitki örtüsü ve antik kent kalıntıları turistleri çekebilecek düzeyde çekicilikler sunmaktadır.

Âşıklı Höyük:

Gülağaç’ın eski bir geçmişe sahip olduğunun en büyük kanıtı Kızılkaya köyü yakınlarında yer alan Âşıklı Höyük’tür. Âşıklı Höyük günümüzden yaklaşık 11 bin yıl önce Melendiz Çayı kenarına kurulmuş bir yerleşmedir. Âşıklı Höyük’te yaşayan halk ilk beyin ameliyatını, ilk madencilik faaliyetlerini, ilk tarım faaliyetlerini yaparak tarihe adlarını yazdırmayı başarmışlardır.

Aksaray Gezi Acem Höyük:

Küçük çaplı sayılabilecek bu orta kalkolitik çağ (kal. C14 M.Ö. 5200­4750) kaya üzeri yerleşmesi, kentleşme öncesinin, sosyoekonomik ve sosyopolitik devinimleri hakkında, önemli verileri barındırır. Asur ticaret kolonisi tarafından kullanılan bir yerleşmedir. Höyük, Aksaray Merkez ilçesine bağlı Yeşilova kasabasında yer almaktadır. Aksaray’a yaklaşık 18 km uzaklıkta bulunan höyüğe gün içinde ulaşım sağlamak mümkündür.

Zinciriye Medresesi:

Söz konusu medrese il merkezinde ismini verdiği Zincirli sokağında yer almaktadır. Medrese Anadolu’da ikinci beylikler dönemindeki en güçlü beyliklerden bir olan Karamanoğulları döneminde yaptırılmıştır. Bina 14. yy’da Karamanoğlu Yahşi Bey tarafından yaptırılmıştır

Bedriye Medresesi de Zinciriye Medresesi gibi il merkezinde yer almaktadır. Medrese Taşpazar mahellesinde Cıncıklı Mescid karşısındadır. Medrese birinci beylikler döneminde Danişmedliler tarafında yaptırılmıştır. Bedriye Medresesi’ nin banisi Danişmend Beyi Bedreddin Yusuf’tur. Tarihi kayıtlara göre tahrip olan medrese 1327 yılında onarılmıştır. Medresenin onarımını Kadızade İbrahim Efendi yaptığı için Bedriye Medresesi Kadıoğlu Medresesi olarak da bilinir.

Baş (Kızıl Minare) Köprü:

Baş Köprü Uluırmak üzerinde yer alır. Uluırmak üzerinde yer alan ikinci köprü özelliği taşımaktadır. Bu kemerli köprü Aksaray’ın en büyük ve en muhteşem köprüsüdür. İki küçük ve bir büyük gözü vardır. Evliya Çelebi, bu köprünün Sultan Alaeddin tarafından yaptırıldığını söylüyor. Dolayısıyla bu köprüyü Aksarayı kuran, Archelasi Aksaray yapan Sultan İkinci Kılıçarslan tarafından yaptırıldığını kabul etmek gerekir.

Kılıçarslan Hamamı:

I Kılıçarslan tarafından yaptırılan hamam il merkezinde Sofular mahallesinde Uluırmak kenarında yer alır. Yapı günümüzde kullanılmaz durumdadır. Yapının bakımsız kalması ve yapı ile ilgilenilmemesi tarihi değerlere olan yaklaşımın en belirgin örneklerindendir. Kılıçarslan Hamamı tarihin çeşitli dönemlerinde farklı amaçlar ile kullanıma sahne olmuştur.

Paşa Hamamı:

İlde yer alan nadir Osmanlı yapılarından biri Paşa Hamamı’dır. Tarihi hamam II. Abdülhamit döneminde yaptırılmıştır. Paşa Hamamı 6 kubbeden meydana gelmekte olup erkek ve kadınlara ayrı alanlarda hizmet vermektedir. Restorasyonu aslına sadık kalınarak tamamlanmış olan yapı günümüzde iyi bir durumdadır.

Ağzıkara Han:

Söz konusu han, Aksaray-Nevşehir karayolunun 15. km’sinde yer almaktadır. Yaz mevsimi ve kış mevsimi için ayrı bölümleri bulunan handa çeşme, gözetleme kulesi, mescit ve imaret bölümleri vardır. Mescit Ağzıkara Han’ın avlusunun orta kesimindedir. Ağzıkara Han tarihi kaynaklarda Hoca Mesud Han’ı olarak da bilinir.

Ağzıkara Han – Hoca Mesud Kervansarayı; hamamı, imareti, yazlık ve kışlık yeleri, çeşmeleri ve gözetleme kulesi ile tam teşekküllü bir kervansaraydır. Bu kervansaray aynı zamanda müstahkem bir askeri konak ve sığınaktır. Kervansaray, muhtemelen, XIX. yüz yıldan itibaren kullanılmaz hale gelmiş ve kendi kaderine terk edilmiştir.

Sultanhanı:

Anadolu Selçuklu Devleti döneminde Alaaddin Keykubat tarafından 1228­1229 yılları arasında Aksaray-Nevşehir kara yolunun 40. km’sinde yaptırılmıştır. Han ve kışlık olmak üzere iki kısımdan oluşur. Han içerisinde odalar, mescit, salonlar, hamam ve ambar bulunur. Mescit hanın avlusunda orta kesiminde yer alır.

Kılıçarslan Köşkü:

Köşkün 13. yy’da yapıldığı tahmin edilmektedir. Köşk il merkezinde Ervah sokak yakınında Ervah Kabristanlığı’nın üzerinde yer alan tepede bulunur. Şehre hakim bir noktada yer alması nedeniyle köşkün kuruluş yeri olarak seçilmesinde etkili olmuştur. Tam olarak ne zaman inşa edildiği bilinmeyen yapının işlevi üzerine de tartışmalar söz konusudur. Günümüzdeki tartışmalar tarihi binanın Anadolu Selçuklu Devleti köşkleri ile 12. ile 15. yy’lar arasında yapılan zaviye ve benzeri işleve sahip eserlerle ilişkileri üzerinde yoğunlaşmaktadır.

Karamanoğlu Ulu Cami:

Aksaray ilinin merkez ilçesinde yığma bir tepe üzerinde Aksaray Belediyesi’nin yakınında yer almaktadır. Günümüzde, Ulu Cami veya Karamanoğlu İbrahim Bey Camii olarak bilinen yapının adı, kullanılan 3 mufassal, 3 vakıf, 1 muhasebe-icmal defterde, Karamanoğlu Mehmet Bey b. Alaeddin Camii olarak geçmektedir.

Somuncu Baba (Şeyh Hamid-i Veli) Külliyesi:

Külliye ile ilgili bilgilendirme yapmadan önce Somuncu Baba ismi ile tanınan Şeyh Hamid-i Veliyi tanımak gerekir. Somuncu Koca, Ekmekçi Koca Hamîd-i Kayseri, Şeyh Hamîd-i Velî, Somuncu Baba ve Hamîd-i Aksarayî olarak da bilinen ulemalardan biridir.

Babası Türkistan’dan gelip Kayseri’ye yerleşmiştir. Babasının ismi Şeyh Musa’i Şemseddin’dir. Şeyh Hamid-i Veli (Somuncu Baba) Hicri 750 yılında Kayseri’de doğmuş, hicri 815. Miladi 1412 yılında Aksaray’da vefat etmiştir.

1412 yılında vefat eden Somuncu Baba, Aksaray’da Hacı Bayram-ı Veli tarafından cenaze namazı kıldırıldıktan sonra bugünkü türbesinin olduğu yere defnedildi. Somuncu Baba ülkemizce kabul edilen saygın bir evliya olduğu için yaşadığı iller mezarının nerede olduğu konusunda anlaşamamıştır. Bursa, Malatya ve Aksaray şehirlerinde bu durum söz konusudur. Ancak hayatının son dönemlerini Aksaray şehrinde geçirmiş olması türbesinin de bu şehirde olma ihtimalini güçlendirmektedir. Ayrıca en tanınmış öğrencilerinden Hacı Bayram Veli’nin de Ankara’da yaşamış olması ve cenaze namazını da kıldırması türbenin Aksaray’da olduğunu kanıtlar.

Kılıçarslan Türbesi:

I. Kılıçarslan 1113-1192 yılları arası yaşamış Anadolu Selçuklu Devleti hükümdarıdır. II. Kılıçarslan döneminde Aksaray en parlak günlerini yaşamıştır. Şehir Anadolu Selçuklu Devleti’nin adeta ikinci başkenti olmuştur. II. Kılıçarslan ölmeden önce sağlığında ülkeyi 11 oğlu arasında bölüştürmüştür. Ancak bu uygulama daha II. Kılıçarslan hayattayken iç çatışmalara neden olmuş ve kardeşler arasında savaş çıkmıştır. II. Kılıçarslan oğulları arasında çıkan taht kavgası nedeni ile ömrünün son yıllarını savaşarak geçirmiştir. Oğlu Kutbeddin Melikşah’ı Aksaray’a kadar takip ederek şehri kuşatan II. Kılıçarslan kuşatma sırasında ölmüş ve buraya defnedilmiştir.

Eğritaş Kilisesi:

Ihlara kasabasında yer alır. Ihlara Vadisi’nin en eski kiliselerinden biridir. Kilise araziye oyularak yapılmıştır. Bu anlamda vadideki kiliselerin imar tarzları birbirine benzemektedir. Bu kilise de diğer kiliseler gibi korunaklı bir alana inşa edilmiştir. İçerisindeki işçilik kilisenin son derece özen gösterilerek inşa edildiğini kanıtlar. Yapı 10. yüzyılın başına tarihlenmektedir. Kilisenin Meryem’e ithaf edildiği, doğu duvarındaki bir kitabede belirtilmiştir. İsa’nın hayatı, mucizelere çok fazla değinilmeden anlatılmaktadır. “İki melek arasında oturan İsa”, “iki melek ve altı piskopos arasındaki Meryem”, “Yusuf’un rüyası”, “Mısır’a kaçış”, “vaftiz”, “Kudüs’e giriş” gibi tasvirlerin yer aldığı freskler oldukça yıpranmış olmalarına karşın, frekslerdeki boyaların çok renkli ve canlı oluşu dikkat çekmektedir. Bu yıpranmada doğal süreçler kadar insanlar da etkili olmuştur. Fresklerdeki renklerin canlılığı ve başarılı çizimler sanat alanda ne denli gelişme kaydedildiğini göstermektedir. Kilisenin etrafına insanlar tarafından duvarlar çizilerek birtakım yazılar yazıldığı görülür. Bu durum kiliselerin yeterince korunmadığını ve savunmasız bırakıldığını yansıtır. Bu tarihi kilise her yıl Ihlara Vadisi’ndeki diğer kiliseler gibi ziyaret edilir.

Karagedik (Saint Ermolaos-Çanlı) Kilisesi:

Güzelyurt ilçesinde Belisırma köyünde yer almaktadır. XI. yüzyıl Bizans üslubunda yapılmış büyük bir kilise olup, Çanlı  Kiliseyi andırmaktadır. Kilise bir tepe üzerinde dik bir kayaya sırtını dayamış şekilde inşa edilmiştir. Ancak bundan dolayı tepeden düşen kaya parçaları Karagedik Kilisesi’ne zarar vermiştir. Kilise kesme taşlardan ve tuğladan inşa edilmiştir.

Sofular Vadisi Tarihi Yerleşim Alanı

Aksaray ilinde görülmeye değer başka bir kültürel unsur ise Sofular Vadisi’dir. Vadi, Gülağaç ilçesinde Sofular kasabasında yer alır. Bu vadi Aksaray’ın ne denli köklü ve gelişmiş bir tarihi geçmişe sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Özellikle kiliseler açısından son derece zengin olan bu tarihi alan turistik çekicilikler arasında oldukça önemli bir yere sahiptir. Vadinin bulunduğu alanda Sofular kasabası yer almaktadır. Vadi ismini de bu kasabadan almaktadır. Vadi içerisinde taş evler, kaya oyması şeklinde yapılan evler, kiliseler, manastır, yeraltı şehri ve mezarlar bulunur. Vadi içerisinde özellikle taş evler hala eski yapısal şeklini korumaktadır. Bu yapılar görülmeye değerdir. Ancak bu evler dışında kalan diğer unsurlar oldukça tahrip edilmiştir.

Saratlı Kırkgöz Yeraltı Şehri:

Saratlı Yeraltı Şehri Aksaray İlinin en önemli tarihi ve turistik sahalarından biridir. Yeraltı şehrinin önemi ve farkındalığı 1960 yılından itibaren bilinmektedir. Gülağaç ilçesinin Saratlı köyünde yer alan yeraltı şehri, Saint Mercurius olarak da bilinmektedir. Saratlı Kırkgöz Yeraltı Şehri adını şehirde keşfedilen kırk odadan almıştır. Saratlı Kırkgöz Yeraltı Şehri toplamda 7 kattan oluşmakta ancak bu 7 katın 3’ü turizm alanında kullanılmaktadır. Saint Mercurius yeraltı şehrinin Roma İmparatorluğu döneminden kaldığı düşünülmektedir. Yeraltı şehrinde kilise ve mezarlar, 40 oda, salonlar, tuvalet, banyo, tarım ürünlerini saklamak için depolar, ahır, tandır, kuyu, havalandırma kanalları, Ocak gibi alanlar bulunmaktadır. Bu alanların dışından önceden kullanılan iç kullanım mekanlarının da olabileceği tahmin edilmektedir. Yeraltı şehirlerinde silindirik sürgü kapılar vardır. Bu kapıların dizaynı içeriden açılabilecek şekilde yapılmıştır. Saint Mercurius yeraltı şehrini her yıl binlerce turist ziyaret etmektedir. Kış mevsiminde saat 08.00-17.00 saatleri arası, yaz döneminde ise 07.00-19.00 saatleri arası ziyaretlere açıktır.(Ferit Tümer-YLT)