Ağrı Doğubayazıt gezi rehberi

(0 oy) 0/5 7
Yorum Yaz


Doğubayazıt kenti, sahip olduğu doğal güzellikler, tarihi ve kültürel eserler bakımından turizm açısından önemli bir potansiyele sahiptir. Özellikle Ağrı Dağı, Balık Gölü, Meteor Çukuru, Buz Mağarası, İshakpaşa Sarayı, Nuh’un Gemisi, Bayezid Camii, Bayezid Kalesi, Keşiş Bahçesi ve Ahmedi Hani Türbesi kentin turizm fonksiyonunu destekleyen önemli yerlerdir. Bu yazımız Doğubayazıt gezi planı yapacak olan okurlarımız için olacak.

Ağrı Dağı

Kentte bulunan Ağrı Dağı turizm bakımından önem taşıyan doğal kaynakların başında gelmektedir. Ağrı Dağı tarih boyunca Bayezid kentinin simgesi olmuştur. Kente gelen seyyahlar bu dağa olan hayranlıklarını gizleyememiş ve seyahatnamelerinde Ağrı Dağı’nı uzun uzun anlatmışlardır.

Ağrı Dağı, 5137 metrelik yüksekliğiyle Anadolu’nun hatta Avrupa’nın en yüksek doruğu olup 4000 metreye kadar bazalt, daha sonraki kısımlarda Andezit lavlarından oluşan volkanik bir dağ özelliği göstermektedir. Dağın doruğu sürekli buz örtüsüyle kaplıdır. Dağın doğu yüzeyinde Serdar Bulak Yaylası ve 3896 m yükseklikteki Küçük Ağrı Dağı yer almaktadır. Ağrı Dağı yüksekliği, buzulları, kendisine özgü görünümü, çeşitli ve rengarenk olan çiçekli çayırları ile adeta bir doğa harikasıdır. Bu güzelliğinin yanı sıra Ağrı Dağı, Tufan’dan sonra Nuh’un Gemisi’ne ev sahipliği yaptığı inanışından ötürü efsanevi kimliğiyle de ön plana çıkan bir dağdır.

Ağrı Dağı başlıca üç nedenden dolayı kutsal ve önemli kabul edilmektedir.

  1. İlki Ağrı Dağı adının Tevrat ve İncil’de geçmesinden dolayı Hıristiyan ve Museviler tarafından kutsal sayılması;
  2. İkinci ise Ermenilerin bu dağa yükledikleri kutsiyet dolayısıyla duydukları ilgi;
  3. Üçüncü olarak da İslâm dünyasında Hz. Âdem ve Havva’nın yaşadığı İrem Bahçeleri’nin, bu dağın yakınlarında bir yerde bulunduğuna olan inançtır.

Balık Gölü

Doğubeyazıt kentinde turizm fonksiyonunu destekleyen doğal kaynaklardan biri de Balık Gölü’dür. Sinek Yaylası üzerinde yer alan göl, Taşlıçay’ın kuzeyine düşmektedir. 2241 m yükseklikte yer alan bu krater göl, bir vadinin önünü lavların kapamasıyla çevrede bulunan birçok kaynak suyun birikmesiyle oluşmuştur. Gölün dört bir tarafı dik dağlarla çevrilidir. Dağlardan inen kaynak sularıyla beslenen gölün suyu oldukça berrak ve tatlı iken; gölde yaşayan kırmızı pullu (Kızıl Alabalık) alabalık ise çok ünlüdür. Gölün kuzey tarafında üzerinde tarihi kalıntılar bulunan 4 dekar genişliğinde küçük bir ada vardır. Adaya motorlu ve kürekli kayıklarla gitmek mümkündür. Balık Gölü, özellikle ilkbahar ve yaz mevsimlerinde doyumsuz bir güzelliğe kavuşmaktadır. Kış mevsiminde gölün üzeri tamamen donmaktadır. Kalınlığı 20 cm olan buz tabakasının üzerinden hayvanlar hatta arabalar geçmektedir. Burası buz üzerinde yapılan kış sporları için oldukça elverişlidir. Gölün güney kısmında plaj sitesi ve turistik tesisler bulunsa da çoğu tahrip edilmiş ve kullanılmaz haldedir.

Balık Gölü’ne Taşlıçay merkezden, Aşağı ve Yukarı Toklu köy yolundan veya Doğubeyazıt, Suluçem, Musun yol ayrımı üzerinden gidilmektedir. Doğubeyazıt kent merkezine yaklaşık olarak 64 km uzaklıkta bulunan bu göl, kentin arazi kullanımı açısından önem arz etmese de turizm fonksiyonu açısından önemlidir.

Meteor Çukuru

Meteor Çukuru Doğubeyazıt’ın 35 km doğusunda, Gürbulak Sınır Kapısı’nın 2 km kuzeydoğusu ile Sarı Çavuş (Gülveren) Köyü arasında bulunmaktadır. Alaska’daki Meteor Çukuru’ndan sonra dünyanın en geniş meteor çukuru olma özelliğini taşımaktadır. Kentteki Meteor Çukuru 1892 yılında kente düşen bir göktaşı sonucunda oluşmuştur. Genişliği 35 m, derinliği 60 m olan çukurda toprağa gömülü bulunan gök taşının üzeri bir toprak tabakasıyla örtülüdür.

Buz Mağarası

Kentteki Buz Mağarası ise küçük Ağrı Dağı’nın güney eteğinde, Hallaç Köyü’nün yaklaşık 3 km kuzeydoğusunda yer almaktadır. Mağara, yaklaşık 100 m uzunluğunda, 50 m genişliğinde, 8 m derinliğinde elips biçimli bir çukurdur. Mağaranın ağzı esas çukura göre biraz yüksektir. Mağaranın içinde bazalt lavlar, kayalar ve bu kayaların üzerinde saf ve temiz suların donmasıyla oluşmuş buz tabakaları bulunmaktadır. Mağara; kayaların üzerinde renk renk görünen temiz buz tabakası, sarkıt ve dikitleri ile mevsimlere göre değişkenlik gösteren havasıyla dikkat çekmektedir. Mağarada hava akımının etkisiyle tavandan damlayan suların donmasıyla sarkıt ve dikitler oluşmuştur. Yöre halkının “Buzluk”, “Buzhane” olarak da adlandırdığı bu mağara, yakın çevresindeki yerleşim birimlerinin su ihtiyacını karşılaması yönüyle de ayrı bir öneme sahiptir.

Nuh’un Gemisinin Kalıntıları

Doğubeyazıt’ta bulunan bir başka turistik yer ise Nuh’un Gemisi’nin kalıntılarının bulunduğu yerdir. Nuh’un Gemisi’nin kalıntıları olup olmadığı kesin olarak bilinmese de bu yer inanç turizmi açısından oldukça önemlidir. Hıristiyanlar, Museviler ve Müslümanlar için kutsal sayılan Nuh’un Gemisi, Ağrı Dağı’nın güneyindeki Telçeker ile Üzengili köyleri arasında bulunan doğal bir anıt niteliğindedir. Bu anıt daha çok gemi biçiminde bir şekil veya iz (siluet)’dir. Nuh Tufanı sonucunda karaya oturan geminin burada olduğu söylenmektedir.

İshakpaşa Sarayı

Doğubeyazıt kentinde turizm bakımından önem taşıyan beşeri kaynakların başında İshakpaşa Sarayı gelmektedir. Belediye sınırları içinde yer alan İshakpaşa Sarayı, turizm fonksiyonunu destekleyen ve kente turist çeken önemli bir yapıdır. Bu yapı saraydan çok bir külliye şeklindedir. İstanbul Topkapı Sarayı’ndan sonra Osmanlının son zamanlarında yaptırılan sarayların en ünlüsü olarak bilinir. Bu saray Doğubeyazıt’ın 7 km güneydoğusunda yer alan eski Doğubeyazıt yerleşmesinin bulunduğu yerde kayalık bir zemin üzerinde inşa edilmiştir. Sarayı yaptıran paşa ya da paşalar hakkındaki bilgilere, yapı üzerinde bulunan kitabeden ulaşılmaktadır. Sarayın ne zaman yaptırıldığına dair bilgiye de bu kitabeden ulaşmak mümkündür. İshakpaşa Sarayı’nın ikinci avlusuna bakan harem girişi üzerinde bulunan sekiz satırlık bu kitabenin orta kısmında yer alan bir mısrada Çetin’in de belirttiği gibi Osmanlı Türkçesi ile “Bin yüz ile doksan dokuz oldu buna tarih, İshak’a merâm üzere kerem kıl dü cihânü” ifadesinden sarayın Hicri 1199, Miladi 1784 yılında yaptırıldığı anlaşılmaktadır.

İshakpaşa Sarayı; bazı bölümleri tek, bazı bölümleri iki, bazı bölümleri bodrumlarla birlikte üç katlı olmak üzere başlıca iki avlu çevresinde oluşturulan bölümler ile ana kütleyi oluşturan harem bölümünden oluşmaktadır. İshakpaşa Sarayı’nın bulunduğu bölge doğudan batıya doğru gidildikçe alçalmaktadır. Bu nedenle sarayı belli bir eksene yerleştirmek için kuzey ve güney batı yönlerinde dolgular, yüksek teraslı duvarlar ve bodrumlar yaptırılmıştır. Siyah yontma taşlarla alttan yukarıya doğru düzgün bir meyille örülen terasların yüksekliği 15 metreyi bulmaktadır. Sarayın kapladığı alan 7600 m2 olup mimarisinde Osmanlı, Fars ve Selçuklu medeniyetlerinin ortak etkisi görülmektedir. Başka bir ifadeyle saray bu üç medeniyetin ortak izlerini taşımaktadır.

Bayezid Camii

Belediye sınırları içinde yer alan diğer bir yapı ise Bayezid Camii ‘dir. Cami-i Gevher-i Digar olarak da bilinen bu cami Eski Doğubeyazıt’ta Bayezid Kalesi’nin hemen yanında bulunmaktadır. Merkezi kubbeli ve tek minareli olan caminin yer aldığı yamaç düzeltilip duvar örülerek düz bir teras oluşturulmuş ve bu alan üzerine camii inşa edilmiştir. Kesme taştan yapılan camii, 15-20 x 15-20 m boyutlarında kare planlı ve tek kubbelidir. Bayezid Camii kubbesinin çökme tehlikesinin olması nedeniyle günümüzde ziyaret ve ibadete kapalıdır.

Bayezid Kalesi

Belediye sınırları içinde yer alan ve Eski Doğubeyazıt’ta bulunan beşeri güzelliklerden biri de Bayezid Kalesi’dir. Doğubeyazıt kentinin 7 km güneydoğusunda “Belle Burç” denilen bir konumda, sarp bir kayalık üzerinde kurulmuş olan ve günümüzde harabe durumda olan kalenin ilk olarak ne zaman ve kimler tarafından yapıldığı kesin olarak bilinmemekle birlikte kalenin Urartular zamanında inşa edildiği düşünülmektedir. Ancak kaledeki Urartu kaya mezarları ve antik çağlara ait kalıntılar, buranın antik bir yerleşme olduğu izlenimini vermektedir. Bayezid Kalesi tarih boyunca yağmalamalara ve istilalara açık olan Bayezid kentini koruma görevi üstlenmiştir.

Ahmedi Hani Türbesi

Özellikle yerli turistleri Doğubeyazıt kentine çeken kültürel değerlerden biri de Kürt filozofu Ahmedi Hani’nin türbesidir. Yöre halkının “Xanî Baba” adını verdikleri ve üzerine yeminler edilen Ahmedi Hani’nin, 1651 yılında dünyaya geldiği ve 1707 yılında Bayezid kentinde vefat ettiği ileri sürülmektedir. İnanç turizmi açısından oldukça önemli bir yere sahip olan bu türbe her yıl binlerce yerli turist tarafından ziyaret edilmektedir. Nubihara Pçûkan (Çocukların Taze Baharı- 1683), Aqideya İmane (İmamın Akideleri-1687) gibi eserleri bulunan Ahmedi Hani’nin en meşhur eseri ise 1695’te kaleme aldığı Mem û Zîn’dir. Eserlerini Kürtçe kaleme alan Ahmedi Hani, Kürt dili ve edebiyatı alanında oldukça önemli bir düşünür ve yazardır.

Doğubayazıt Gezi Keşiş’in bahçesi

Kentte bulunan Keşiş’in Bahçesi is e Sarıgül Mahallesi ile e ski Doğubeyazıt yerleşmesinin arasında kalan bir yerde adeta vaha görünümünde büyük yemyeşil bir bahçedir. 16. yüzyılda kurulduğu düşünülen Keşiş’in Bahçesi; günümüzde varlığını koruyarak, açık hava kafeteryası olarak kent halkına aynı zamanda kente gelen yerli ve yabancı turistlere hizmet vermektedir.