Adana gezi rehberi – Adana’da gezilecek yerler

(0 oy) 0/5 22
Yorum Yaz


Adana’nın mevcut turizm potansiyeline bakıldığında turistik çekicilik yaratabilecek turizm kaynaklarının olduğunu söylemek mümkündür. Deniz, kum ve güneş turizmine uygun sahilleri, sağlık turizmine elverişli uzmanlaşmış hastaneleri, tarihi ve kültürel yapıları (mutfak kültürü, köprüleri, antik kentleri, cami ve kiliseleri) ve içeresinde önemli eserler bulunan müzeleri ile kültür, inanç, sağlık ve gastronomi açısından oldukça zengin turizm çeşitliliğine sahiptir. Bu nedenle Adana gezi rehberi – Adana’da gezilecek yerler adlı haberimizi sizlere kesinlikle tavsiye ediyoruz.

Adana Müzeleri

Adana Arkeoloji Müzesi

1924 yılında kurulmuş olup Türkiye’nin en eski ilk on müzesinden biridir. Müzede özellikle Gözlükule, Yumuktepe, Sirkeli ve Misis kazılarında çıkarılan, Çukurova’nın zengin tarihine ışık tutan özgün eserler yer almaktadır.

Etnografya Müzesi

1845 yılında inşa edilmiş ancak daha sonra terk edilmiş olan kilise binası, müze olarak düzenlenmiştir. “Eski Müze” adıyla da bilinen müzede, Çukurova köylerinde ve Toroslar’da yaşayan Yörüklere ait yöre kilimleri, giysiler, takılar ve bir çadır sergilenmektedir.

Adana Kuruköprü Anıt Müzesi ve Geleneksel Adana Evi

Seyhan İlçesi İnönü Caddesi Kuruköprü mevkiindeki yer alan müze 2011 yılında başlanan restorasyonlar sonucunda bina 2017 yılı içeresinde hizmete açılacaktır.

Atatürk Bilim ve Kültür Müzesi

Müze binası, 19. yüzyılda yapılmış geleneksel Adana evlerindendir. Kültür Bakanlığı’nca tescil edilmiş ve koruma altına alınmıştır. Ramazanoğulları’ndan Suphi Paşa’ya ait olan bu evde Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, 15 Mart 1923’te eşi Latife Hanım’la birlikte misafir olmuştur. Bina, 1981 yılında ziyarete açılmış olup kurtuluş savaşı sırasında Adana ve çevresinin mücadelesi ve 19. yy. Adana yaşantısı hakkında etnografik bilgiler yer almaktadır.

Misis Mozaik Müzesi

1956 yılında Misis Höyüğü’nden çıkan mozaikleri korumak amacıyla kurulmuş olup, Bizans devrine ait bir kilisenin zemininde yer alan bu mozaiklerde, Hz. Nuh’un tufan esnasında gemisine aldığı hayvan türleri betimlenmiştir.

Adana’da Görülmesi Gereken Antik Kentler

Anavarza (Dilekkaya Köyü) Antik Kenti

Adana’nın Ceyhan ilçesi, Dilekkaya köyü yakınındadır. Çukurova’nın ortasında birdenbire yükselen büyük bir kaya kütlesinin önünde kurulmuştur. Roma İmparatorluğu döneminde “Anazarbus” olarak anılmıştır. Kilikya Krallığı döneminde, M.Ö. 1. y.y da, Kral I. Tarkondimotos tarafından kurulduğu zannedilen kent, Severus’un M.S. 194 yılında galip gelerek imparatorluğun tek hâkimi olmasından sonra en parlak dönemini yaşamıştır. M.S.204-205 yılında Kilikia, İsauria ve Likaonia eyaletlerinin metropolisi, 408 yılında ise antik Kilikia eyaletinin başkenti olmuştur. Şehrin Kalesi, Roma ve İslami dönemlere ilişkin izler taşımaktadır. Günümüzde açık hava müzesi olarak faaliyet göstermektedir.

Şar (Şar Köy) Antik Kenti

Toros Dağları üzerinde, Adana’ya 210 km uzaklıktaki Tufanbeyli İlçesinin 20 km kuzeydoğusundaki Şar Köyü’nde yer almaktadır. Şar, Hitit döneminde “Komana” adıyla bilinen önemli bir merkezdir. Ayrıca Roma devrinden kalma açık hava tiyatrosu, Bizans devrinden kalma kilise ve mermer bloklardan inşa edilmiş 6 m. boyundaki “Ala Kapı” görülmeye değerdir.

Misis (Yakapınar) Antik Kenti

Misis antik kenti, Ceyhan Nehri kenarında, tarihi İpek Yolu üzerinde kurulmuş, Adana’dan sonra gelen ikinci bir geçit durumundadır. Misis’i Truva kahramanlarından Mopsos’un kurmuş olduğu söylenmektedir. Hitit, Assur, Makedonya ve Seleukosların eline geçmiş, Roma ve Bizans devirlerinde de önemli bir merkez olmuştur. M.S. 8. yüzyıldan itibaren Abbasiler döneminde yeniden imar edilmiştir. 1517 yılından sonra Osmanlı Devleti’nin hâkimiyetine girmiş olan Misis’te bugün M.S. 4. yüzyıla ait bir bazilikanın mozaik taban döşemeleri, dokuz gözlü bir taş köprü, akropoldeki surlar, açık hava tiyatrosuna ait basamaklar, sukemerleri ve hamam kalıntıları ile Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinden kalan Havraniye Kervansarayı ve tek kubbeli mescit bulunmaktadır.

Magarsos Antik Kenti

Adana’nın sahil ilçesi Karataş’ta, Dört Direkli mevkiinde bulunmaktadır. Antik Kilikya’nın önemli kentlerinden olan Mallos’un dini merkezi olan Magarsos, tapınaklarıyla tanınmış, özellikle Büyük İskender’in dua ettiği Athena Tapınağı ile ün kazanmıştır. Bölgede arkeolojik kazı yapılmadığından Magarsos hakkında aslında birçok şey bilinmemektedir. Magarsos’un günümüze kadar gelebilmiş en sağlam yapısı açık hava tiyatrosu olmakla beraber arkeolojik kazı yapıldığı takdirde şehir surları, stadyum, kilise ve hamam kalıntılarının yüksek ihtimalle ortaya çıkacağı düşünülmektedir.

Ayas (Aigaiai – Yumurtalık) Antik Kenti

Kurulduğu tarih tam olarak bilinmese de 2000 yıldan daha eskilere gittiği tahmin edilen Ayas (Aigaiai) antik kenti, Helenistik devirde Bergama’daki gibi dünyanın üç asklepieion (dünyanın ilk hastaneleri sayılan) tapınağından biriyle ünlüdür. Roma imparatorluk döneminde gelişmesini devam ettiren Ayas, Ortaçağ’da doğunun Akdeniz’e açılan en önemli liman kentlerinden biri olmuştur.

Özellikle Ceneviz ve Venedikli tüccarlar Aigaiai Limanı’nda koloniler kurmuşlardır. Ünlü seyyah Marco Polo Çin seyahati için 1268 yılında bu limandan karaya çıkmış, seyahatini tamamladıktan sonra yine bu limandan gemiye binip Venedik’e dönmüştür. Ayas ve Atlas kaleleri, Kanuni Sultan Süleyman döneminde yaptırılan üç katlı gözetleme kulesi, Osmanlı ve Roma hamamları kentin tarihi zenginliğini artırmaktadır.

 Akören Antik Kenti

Adana’nın Aladağ ilçesinin bir beldesi olan Akören, yeni tespit edilmiş bir ören yeridir. İki mahalleden oluşan ören yerinde, ayakta kalmış dört adet kilise, yapı kalıntıları ve caddeler bulunmaktadır. Yazıtların incelenmesinden, burasının Roma devrinden beri yayla olarak kullanıldığı anlaşılmıştır.

Ceyhan-Sirkeli Muvattali Kabartması ve Antik Kenti

Eski Misis-Ceyhan karayolu üzerinde yer alan Sirkeli köyünde, Ceyhan Nehri kenarında bir kaya kütlesinin üzerinde bulunmaktadır. Hitit İmparatoru Muvattali, Mısır Firavunu Ramses ile yaptığı ünlü Kadeş Savaşı’na giderken buraya uğramış ve bu olaydan sonra Hititler tarafından bu yerin kutsallığına inanılmıştır.

Tepebağ Antik Kenti

Adania Antik kenti bugünkü Adana’nın bir mahallesi olan Tepebağ’da kurulmuştur. Tepebağ’da henüz kapsamlı bir arkeolojik kazı yapılmaması nedeniyle kentin kuruluş tarihi tam olarak bilinememektedir. Ancak kentin Adana’ya özgü cumbalı, ortasında bahçesi olan evleriyle de 19. yüzyılı günümüze taşıyan otantik bir yerleşim yeridir. Özellikle de Seyhan nehri kenarında bulunan yalı tipi evler ilgi çekicidir.

Sis (Kozan) Antik Kenti

Kent Adana’nın Kozan ilçesinde merkez civarındadır. Yakın zamana kadar Sis ismiyle Osmanlı’ya vilayet olarak hizmet etmiş Sis’in, Hititler döneminden bu yana varlığı bilinmektedir. Antik kentten geriye; 200 m yüksekliğe kurulmuş bir kale ve kalenin hemen altında, içinde eskiden manastır bulunan ikinci bir sur kaldığı görülmektedir. Bu manastır; bir zamanlar Sis’te kurulmuş olan Ermeni Prensliğinden kalma kilise, kütüphane ve keşiş odalarını içermektedir. Ancak daha sonraları manastırın bu bölümleri yıkılınca geriye sadece sur kalıntıları kalmıştır.

Adana’da Görülmesi Gereken Kaleler

Yılan Kale

Misis ile Ceyhan arasında, ovaya hakim bir tepe üzerindedir. Kale’nin tam olarak kimler tarafından yapıldığı bilinmemesine rağmen, MS 1097 yılında, Boullion komutasında haçlı ordularının Çukurova’ya girdiklerinde yapmış olma olasılığı bulunmaktadır. İç Anadolu’dan gelip Gülek Boğazı yoluyla Adana, Misis, Payas ve Antakya’dan geçen tarihi istila ve kervan yolunun üzerinde bulunan kale, dağ kaleleri zincirinin ilk halkasıdır. “Şahmeran Kalesi” olarak da bilinen kalede, Şeyh Meran adlı bir kişinin yılan yetiştirip terbiye ettiği söylentisi yaygındır.

Tumlu (Adamodana) Kalesi

Ceyhan’ın 17 km. kuzeybatısında, Sağkaya bucağının Tumlu (Dumlu) köyünün batısında ve 75 m. kadar yükseklikteki sert kalkerli bir tepededir. 12. yüzyılda yapıldığı sanılan kale 800 metre olup sekiz burçludur. Kale içerisinde yapı kalıntıları ve sarnıçlar yer almakta, tepe etrafında kaya mezarları görülmektedir. Kaleden, Yılan Kale ve Anavarza Kalesi görülebilmektedir.

Anavarza Kalesi

Anavarza Antik Kenti’nin yakınında bulunan bir tepenin üzerine kurulmuştur. Antik döneme ait kale, MS 17’de Romalılara geçmiş; sonra sırasıyla Bizans, Ermeni, Arap ve Türk restorasyonları görmüştür. Kale’ye Anavarza Antik Kenti’nde çıkışı sağlayan, kayalara oyulmuş merdiven bulunmaktadır. Kaleyi kuşatan surların, yalnız doğuya bakan cephesi bile 1500 metredir. Her 70 metre de bir burçla takviye edilen kalenin dört kapısı vardır. Anavarza kalesi; Toprakkale, Bodrum Kale, Tumlu Kalesi, Kozan Kalesi ve Yılan Kale’yi izleyebilecek bir konumdadır.

Kozan Kalesi ve Manastırı

Asurlular tarafından yaptırılmıştır. Kozan Kalesi (Sis) tarihi yol üzerinde stratejik yönden önemli bir konumdadır. 9. yüzyılda Abbasilerin, 11. yüzyılda Selçukluların ve daha sonra Haçlıların eline geçmiştir. Her üç yılda bir yapılan vaftiz yağı çıkarma törenleri nedeniyle, Hristiyan dünyasının önemli merkezlerinden olmuştur.

Karesis Kalesi

Kozan Baraj Gölü’nün kuzeyinde bulunan, yüksek bir tepenin üzerine kurulmuştur. Yaklaşık 2300 yıllık bir tarihe sahip olduğu zannedilmektedir. Seleukos dönemine ait olan kale; aynı dönemde yapılan benzerlerine göre iyi durumdadır. Kozan Kalesi’nin gözetleme alanı içerisindedir. Kale; dış ve iç surları, sarnıçları, halkın “Saray” olarak adlandırdığı bir yapı ve üç katlı askeri binasıyla dikkat çekmektedir.

Feke Kalesi

12. y.y. da yapıldığı zannedilen kale Bizans yapımı olduğu düşünülmektedir. Sekiz burcu olan kale dikdörtgen biçiminde olup gözetleme amacıyla kullanılmıştır. Kalenin hemen dışında büyük bir Bizans kilisesi ve güneybatı eteklerinde Kastalavn Manastırı bulunmaktadır.

Kalekilise

Adana’nın Saimbeyli ilçesinde bulunmaktadır. Bir dönem Amerikan misyoner okulu olarak da kullanılmış olan bir yapıdır. Saimbeyli’nin sırtını dayadığı yüksek bir tepeye kurulmuş, MS 1198-1199 yıllarında inşa edildiği düşünülen yapıya; 1554 yılında kilise eklenince Kalekilise ismini almıştır.

Anahşa Kalesi

Adana’nın Pozantı ilçesi yakınlarında, Anahşa Dağı’nın üzerine kurulmuş bir garnizon kalesidir. Bizanslılar döneminde yapıldığı düşünülmektedir. 1671 yılında Anahşa’yı gören ünlü gezgin Evliya Çelebi “Mamur bir kale” olarak tarif ettiyse de günümüzde epey tahrip edildiği gözlenmektedir.

Adana’da Görülmesi Gereken Köprüler

Adana Taşköprü

Roma İmparatorluğu Hadrianus tarafından, MS 117-138 yılları arasında yaptırıldığı zannedilen, taştan inşa edilmiş bir köprüdür. Taş köprü yapılmadan da orada ahşaptan yapılmış bir köprü olma olasılığı vardır. En az 2000 yıldır beri kullanımda olan köprü, dünyanın hala kullanılan en eski köprülerinden biridir. Muhtemelen de en eskisidir. Aslı 21 gözlü ve 317 metre olan köprünün bir kısmı; Seyhan Nehri’nin doldurulması sırasında toprağın altında kalmış ve 7 gözü eksilmiştir. Zaman içerisinde birkaç kez restore edilen köprü, en son 2006 yıllında dönemin valisi tarafından restore edilmiştir.

Misis Köprüsü

Taşköprü’yle benzer bir mimaride olan köprünün, 4. y.y. da Doğu Roma İmparatoru Flavius Julius Constantinos tarafından yaptırıldığı zannedilmektedir. Aynı Taşköprü gibi, 6. y.y. da Justinyanus tarafından onarılmıştır. Antik Adana’yı; İç Anadolu ve Ortadoğu’ya bağlayan önemli yolların geçiş yeri olan köprü, dokuz gözlüdür. Adana yöresinde çok yaygın olan Lokman Hekim’in ölümsüzlüğe çare bulmasıyla ilgili efsane; Misis Köprüsü için anlatılmaktadır.

Akdeğirmen Köprüsü

Adana’nın Karataş ilçesine ait Kızıltahta Köyü’nün hemen yanında, Ceyhan Nehri’nin ortasındaki değirmene ulaşımı sağlayan Köprü’nün; Taşköprü ve Misis Köprüsü’nün mimarisine benzemesi, Roma dönemine ait olduğu izlenimini vermektedir.

Yavuz Selim Köprüsü

Köprü Adana’nın Pozantı ilçesi sınırlarındadır. Kitabenin kaybolması nedeniyle, köprü hakkında çok fazla bilgi elde edilememekle beraber, Osmanlı İmparatoru Yavuz Sultan Selim’in Mısır seferi sırasında (1517) inşa ettirdiği konusunda birçok araştırmacı fikir birliği içindedir. Taştan yapılmış olan bu köprü, 1991 yılında meydana gelen sel baskını sırasında hasar görmüş ve sonradan tekrar onarılmıştır.

Demirköprü

Adana içinde bulunan, tarihi Berlin-Bağdat demiryolunun Seyhan’ı geçebilmesi için; tamamen demirden inşa edilmiş bir köprü olup dünyanın en eski demiryolu köprülerinden biridir. İnşa edilirken kaynak kullanılmaması ve sadece punta ve cıvatalardan imal edilmesi nedeniyle özgündür.

Alman – Varda Köprüsü

Demirköprü gibi Berlin-Bağdat demiryolunun geçtiği bir köprüdür. Karaisalı’nın Hacıkırı tren İstasyonu’nun hemen yanında olup, 1905 yılında yapılmış bir köprüdür. Taş bir yapı olan köprü; 95 metre yüksekliğinde, 250 metre uzunluğundadır.

Adana’da Görülmesi Gereken Kervansaraylar

Kurtkulağı Kervansarayı

Ceyhan-Yumurtalık yolu üzerinde bulunan Kurtkulağı beldesindedir. İlk yapım tarihi kesin olmasa da; 1704 yılında, Hüseyin Paşa tarafından Adana-Halep yolu üzerinde kurulmuş bir Osmanlı Menzil Hanı’dır. Menzil Hanı’nın anlamı ise, konaklamanın yanında haberleşmenin yapıldığı, at ve görevlilerinin de bulunduğu konaklama yerleri için kullanılır. Dolayısıyla bir tür posta işletmesi işlevini de görmektedir. Kervansaray kale gibi korunaklı yapıldığı için, günümüze de kadar sağlam bir şekilde geldiği görülmektedir.

Tuz Hanı

Adana merkezde olan bu Han 1497 yılında, Ramazanoğlu Halil bey zamanında; Ramazanoğlu Konağı’nın hemen yanında, selamlık (erkek misafirlerin karşılandığı bölüm) olarak yapılmıştır. Daha sonraları han olarak kullanılan yapı; tuz ticaretinin de yapıldığı bir yer olması nedeniyle, Tuz Hanı ismini almıştır. Günümüze; han avlusu ve avlunun köşesinde, küçük bir mescitle bir hamam kalmıştır.

Adana’da Görülmesi Gereken Camiler

Ulu Cami ve Külliyesi

İldeki sivil mimari eserlerinin en önemlilerindendir. 1513 yılında Ramazanoğlu Halil Bey tarafından yapımı başlatılmış, 1541 yılında Halil Bey’in oğlu Piri Mehmet Paşa tarafından bitirilerek ibadete açılmıştır. Cami, Selçuklu, Memluk ve Osmanlı mimari özelliklerini taşıdığı görülmektedir.

Hasan Ağa Camisi

Ali Dede Mahallesi’nde bulunan Hasan Ağa Camii, Adana’nın Osmanlı devri klasik mimari tarzını taşıyan tek cami olması bakımından önemlidir. Ulu Cami’nin inşaatı için Ramazanoğulları tarafından gözetmen olarak atanan Hasan Kethüda; rivayete göre Ulu Cami’den artırdığı malzemeleri ve Ulu Cami’deki ustaları kullanarak bu camiyi yaptırmıştır. Tam olarak inşası 1558 yılında tamamlanmıştır.

Yağ Cami ve Külliyesi

Yağ Camii, önceleri “Eski Cami” adı ile anılmaktayken, hemen yanında kurulu yağ çarşısı nedeniyle daha sonraları bu adı almıştır. 1501 yılında Ramazanoğlu Halil Bey’in emri ile kiliseden camiye çevrilmiş, Piri Paşa tarafından camiye bazı ek binalar yaptırılmıştır.

Yeni Cami

1724 yılında yaptırılan cami Arap mimarisi özelliklerini taşımaktadır. İki sıra halinde, 10 küçük kubbeyle örtülü caminin minaresi ise; 1729 yılında hayırsever bir kişi tarafından yaptırılmıştır.

Kemeraltı Camii

1548 yılında inşa edilen küçük bir camidir. Eskiden Adana surlarının batı kapısı olarak bilinen, Tarsus Kapısı’nın kemerlerinin hemen yanında yapılması nedeniyle; Kemeraltı Cami olarak anılır.

Mestanzade Camii

Adana merkezde bulunan cami 1682 yılında yaptırılmış olup, mimari açıdan; Adana’daki diğer camilerden ayrılır ve Osmanlı’nın batıya açılması dönemini yansıttığı görülmektedir.

Hoşkadem Camii

Kozan ilçesinde, Mısır Kölemen Sultanı Abdullah Hoşkadem tarafından 1448 yılında yaptırılmıştır.

Sabancı Merkez Camisi

Seyhan Nehri kenarına, Taşköprü yakınına inşa edilmiş olan cami, kentin her tarafından görülebilmektedir. 33 bin metrekarelik alan içerisinde, 6600 metrekarelik bir yer kaplayan binanın inşaatına 1988 yılında başlanmış; 1998 yılında, Sabancı Vakfı’nın mali katkılarıyla bitirilmiştir. Dört tanesi üç, iki tanesi de iki şerefli olmak üzere altı minaresi olan cami; Türkiye’nin en büyük camisi olup toplam ibadet kapasitesi 28.000 kişidir. Mimari olarak klasik Osmanlı tipi bir yapı olan cami, ana kubbe etrafında dört yarım ve yarım kubbeler etrafında toplam 12 yarım kubbe şeklinde olan tavan örtüsüyle özgündür. Ayrıca; caminin içini süsleyen çiniler, kubbeleri süsleyen yazılar ve pencereleri süsleyen vitraylarda sanat taşıyan diğer ögelerdir.

Akça (Ağca) Mescit

Adana’nın en eski Türk yapısı olarak bilinen Akça mescit, Ulucami Mahallesinde, Ulucami’ye 60 metre mesafede bulunmaktadır. Ağca Bey isminde bir Türkmen ağası yaptırmıştır. Ebcet denilen tarihlendirme Akça Mescitte görülmektedir. Eserin 812 Hicri (1489) yılında yapıldığı tahmin edilmektedir.

Yeşil Mescit

Adana merkezde bulunan cami, 1751 yılında Ramazanoğulları tarafından yaptırılmış olup kubbesinin yeşil olması nedeniyle Yeşil Mescit denilmektedir.

Adana’da Görülmesi Gereken Diğer Yapılar

Bebekli Kilise

İtalyan Katolik kilisesidir. 1880-90 yılları arasında yapılan kilisenin esas ismi Saint Paul’dür. Kilisenin tepesinde Meryem Ana’nın 2.5 metrelik tunç heykeli bulunmaktadır. Heykelin bebeğe benzemesi nedeniyle halk arasında Bebekli Kilise olarak bilinmektedir.

Ramazanoğlu Konağı

Ramazanoğlu Halil Bey tarafından 1495 yılında yaptırılmıştır. Üç katlı olup kesme taştandır. Adana’nın ve Türkiye’nin en eski ev örneklerindendir.

Hayriye Hanım Konağı

Seyhan ilçesi, Reşatbey Mahallesinde bulunmakta ve Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde yapılmıştır.

Tepebağ Evleri

Eski Adana evleri, aynı adlı Tepebağ Höyüğü’nün üzerinde ve eteklerindedir. Evler, Tarihi sur içindeki Adana şehrinin yüzlerce yıllık kültürünü göstermektedir. Tepebağ Evleri’nin çoğu 18. yüzyılda yapılmıştır.

Büyük Saat Kulesi

Adana’nın Ulu Cami Mahallesi’nde bulunmaktadır. Tarihi Ulu Cami Külliyesi içinde, 1882 yılında Vali Abidin Paşa tarafından yaptırılmıştır. Kesme taştan dikdörtgen kesitli 32 m. yükseklikte bir kuledir. Resmi dairelerin zamanlarını ve ezan vakitlerini göstermek için yapılmıştır.

Bahri Paşa Çeşmesi

Adana’da, 1898-1907 yılları arasında valilik yapan Bahri Paşa tarafından; 1901 yılında, Kuruköprü Meydanı’nda yaptırılmıştır. Mimari açıdan çok görkemli olan ve fonksiyonel açıdan da önemi bulunan çeşme; maalesef, 1952 yılında yapılan imar çalışmaları sırasında yıkılmıştır. Birçok mimarisinin Adana’daki nadir örneklerinden biri olan çeşmenin bir kopyası; 1993 yılında, Vali Recep Birsin Özen tarafından, Atatürk Parkı’nın içine yaptırılmıştır.

Atatürk Anıtı

Atatürk Parkı’nın içeresinde bulunan ve 1935 yılında yapılmaya başlanan anıt; 1937 yılında Atatürk’ün katılımıyla açılmıştır. Anıt, iki havuz arasına inşa edilmiş olup, merdivenle çıkılan büyük bir kaide üzerinde, Atatürk’ü ve Kurtuluş Savaşı’nı anlatan heykeller topluluğudur. Bu heykellerin her biri sanatsal açıdan önemli değerlere sahip olduğu söylenebilir.

Adana’da Görülmesi Gereken Doğal Güzellikler

Kapuzbaşı Şelaleleri

Adana’nın Aladağ ilçesinde bulunan bu şelaleler Kayseri bölgesinden çıkmasına rağmen, çıktıktan hemen sonra sularını Adana’ya doğru akıtıp Seyhan’ı oluşturan Kapuzbaşı Şelaleri’nin; dünyanın en yüksekten düşen şelalelerinden biri olduğu söylenir. Birçok şelaleden oluşmuş Kapuzbaşı, kayaların yüzünü yalayarak dantel gibi dökülen birinci şelalesi, görsel bir şölen oluşturmaktadır. Yöre halkında, kaynağını Torosların zirvelerinde bulunan Yedigöller’den aldığı inancı vardır.

Obruk Şelalesi

Adana’nın Saimbeyli ilçesinde bulunan şelalenin suları, Seyhan Nehri’nin çıktığı bir başka yerdir. Obruk Şelalesi’nin suları Seyhan’ın bir kolu olan Göksu’ya dökülmektedir. Asırlık çınar ağaçlarının gökyüzünü bir çatı gibi örttüğü bölgede, neredeyse her taşın altından akan suyun melodisi, ziyaretçilere görsel zevkin yanı sıra duysal bir tat da vermektedir. Şelale bölgesinde, piknik yapmak için masa ve mangallar; ayrıca bu doğal güzellikleri yüksek bir yerden izleyebilmek için, ahşap platformlar bulunmaktadır.

Yerköprü

Adana’nın Karaisalı İlçesi’nde, Seyhan Nehri’nin kollarından Çakıt’ın, önce toprağın altına girip biraz ilerdense geri çıktığı; bir doğal cennettir. Yerköprü’ den sonra serbest olarak akan Çakıt; daha sonra Kapıkaya denilen yerde, görkemli bir kanyonun içinden geçerek Çukurova’nın bereketli topraklarına ulaştığı görülmektedir. Yerköprü ve Kapıkaya arasında, herkesin rahatlıkla yürüyebileceği bir trekking parkuru bulunmaktadır.

Aladağlar Milli Parkı

Aladağlar Milli Parkı tam anlamıyla bir jeomorfolojik açık hava müzesidir. Yörenin belli başlı jeomorfolojik karakteri, vadilerle derin bir şekilde parçalanmış olmasından kaynaklanmaktadır. Yöre, iklimsel olarak kendine has özelliklere sahiptir. Yazları sıcak, kışları soğuk ve kar yağışlı olarak tanımlanabilecek olan bu yapı, yörenin yüksek kesimlerinde kalıcı karların bulunmasına imkân sağlamaktadır. Yörede gece ile gündüz sıcaklık farkı oldukça fazla olduğu görülmektedir.

Aladağlar Milli Parkı, bitki örtüsü açısından da zengin olup genel olarak bulunan türler karaçam ve kızılçamdır. Ormanın üst sınırından itibaren başlayan çayırlar yer almaktadır. Milli parkın yaban keçisi, ayı, vaşak, sansar, su samuru ve yırtıcı kuşlar gibi nesli tükenmekte olan hayvanlardan oluşan zengin bir faunası vardır. Milli park içerisinde kamp alanları, günübirlik alanlar, doğa yürüyüşü ve tırmanma güzergahları bulunmaktadır. Milli parkta “Yaban Hayatını Koruma Bölgesi” ayrılmış olup bir üretme istasyonu kurulmuştur.

Yumurtalık Tabiatı Koruma Alanı

Karataş ilçesi sınırları içerisinde yer alan 16,430 ha. büyüklüğündeki koruma alanı, Karataş ilçe merkezine 35 km olup Yumurtalık ilçe merkezine 30 km mesafededir. Seyhan-Ceyhan nehirleri deltası, göl lagünleri, kıyı kumulları, barındırdığı bitki ve hayvan türleri, tarihi ve kültürel değerleri ile çok yönlü bir yapıyı oluşturmaktadır. Sulak alan kompleksi, kuş göç yolları üzerinde bulunmaktadır. Sınırlarında yer alan Akyatan ve Ağyatan gölleri barındırdığı kuş türleri açısından Türkiye’deki “A sınıfı” niteliğindeki 19 sulak alandan ikisini oluşturmaktadır. Ayrıca nesli tükenmekte olan iki tür deniz kaplumbağası “Caretta caretta” ve özellikle “Cheloria mydas”ın Akdeniz’de varlığını sürdürebilmesi açısından da bu alanlar oldukça önem taşımaktadır.

Seyhan Gölü Doğal Alanı

Adana, yüksek debili Seyhan Nehri’nin etrafına ve bu nehrin suyunun toplanmasıyla oluşan Seyhan Gölü’nün kuzey kenarına kurulmuştur. Seyhan Nehri’nin ve Gölü’nün etrafı yeşil alanlar ile kaplı olup adeta bir doğal harikadır. Aynı zamanda bu sulak alan, bazı göçmen kuşlar tarafından gelip geçerken ara konak olarak kullanıldığı yerdir. Göl’ün çevresinde, Akdeniz’e özgü bitki örtüsü ve çam ormanları bulunmaktadır. Göl ve Nehrin kenarında spor yapılabilecek yürüyüş yolları ve koşu alanları mevcut olup ayrıca kano, yelken ve su kayağı gibi sporlar yapılabilmektedir.

Adana Portakal Çiçeği Festivali

Portakal çiçeklerinin açmasıyla güzel bir kokunun ortaya çıktığı Nisan ayında 2013 yılından itibaren düzenlenen ve çeşitli etkinliklerin gerçekleştirildiği bir karnavaldır. Bu karnaval ayrıca Türkiye’nin ilk karnaval özelliğini de taşımaktadır.