40 sayısının anlamı

(5 oy) 4/5 3771
Yorum Yaz


Sevgili okurlar 40 sayısı özellikle Yahudilikte ve İslamiyette çok önemli bir sayı. 40 sayısının gizemi bir yana tarihte çeşitli olayların anlatılmasında kullanılmış bir sayıdır. Kırk sayısı Kuranda da yer almakta ve bu yönüyle İslamiyette önemli bir sayı olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu nedenle burclar.net olarak 40 sayısının sırrını sizlere sunmak istiyoruz. İşte 40 gün 40 gecenin kırk sayısının anlamı:

Mezopotamyada 40 sayısı

40 sayısı, sayılar arasında en büyüleyici sayı olarak karşımıza çıkmaktadır. Babil Tanrısı Ea ve Sümer Tanrısı Enki’nin sayısı olarak kabul edilmekteydi. Eski Babil’de gözlemlendiği gibi Ülker’in (Süreyya burcu) 40 gün boyunca gözden kaybolmasıyla ilişkiliydi. Bu aynı zamanda yağmurlu mevsimlerin süresidir ki bilindiği gibi Nuh Tufanı’na neden olan yağmurlar da 40 gün sürmüştü. Ülker sürgününden döndüğünde Babilliler Yeni Yıl Şenliği yaparlardı. Bugün bile bu kurala göre 40 günlük tahmini yapılır. Bu inanca göre: Eğer belli bir gün yağmur yağıyorsa, ondan sonraki 40 gün de yağmurlu olacak demektir.

Yahudilikte 40 sayısı

Yahudi geleneğinde 40 sayısı büyük önem arz etmektedir. Eski Ahit Tufan’ın 40 gün ve 40 gece sürdüğüne İsrailoğullarının çölde 40 yıl dolaştığına Musa’nın ve Elyasa’nın inzivaları 40 gün sürdüğüne işaret etmektedir. 40 sayısı, başlangıçtan beri kaderle ilgili bir sayı olmuştur. Eski Ahit, insan hayatının ideal uzunluğunun 3×40 (120) yıl olduğunu ileri sürer ve İsrailoğulları krallarının çoğunun, Hz. Süleyman ve Hz. Davud da dahil 40 yıl hükümdarlık yaptığı söylenir. Mısır’dan çıkış ile mabet yapımı inşası arasında her biri 40’ar yıllık tan 12 kuşak geçtiği söylenir.(480 yıl) İslami gelenekte olduğu gibi Yahudi geleneğinde de 40 gün arınma dönemine işaret eder. Doğumdan sonra kadınlar 40 gün yataktan çıkmazlar. İslam ve Hristiyan geleneğinde olduğu gibi Yahudi geleneğinde de bu sayı yas vaktiyle ya da sabırla beklemeyle bağlantılıdır. Örneğin tasavvufi gelenekler Tanrı’nın Âdem’in çamurunu 40 günde yoğurduğunu ileri sürerler. Dünyanın sonu yaklaştığında Mehdi’nin 40 yıl yeryüzünde kalacağı, yeniden dirilişte göklerin 40 gün dumanla kaplanacağı ve ayrıca dirilişin 40 yıl süreceği düşünülür.

İslamiyette 40 sayısı

İslami gelenekte 40 sayısı önemli bir rakam olarak karşımıza çıkmaktadır. Kur’an-ı Kerim’de kırk sayısı dört yerde geçmektedir. Hz. Musa’nın Sina Dağı’nda kırk gün tutulduğu, yoldan çıkmış bir kavme mukaddes yerlere girmelerinin kırk yıl haram kılındığı,  Hz. Musa’ya Sina dağında verilen kırk günlük süreye değinilir ve kişinin kırk yaşına geldiğinde olgunlaşacağından bahsedilir. Yahudi – Hristiyan geleneğinde olduğu gibi bu sayı yas vaktiyle ya da sabırla beklemeyle bağlantılıdır.

İslam geleneğinde, Tanrı’nın Âdem’in çamurunu 40 gün yoğurduğu, dünyanın sonu yaklaştığında Mehdi’nin 40 yıl yeryüzünde kalacağı, yeniden dirilişte göklerin 40 gün boyunca dumanla kaplanacağı ve ayrıca dirilişin 40 yıl süreceği ne inanılır. İslam mistisizmine göre; Hz. Muhammed’in isminin (Arap harfleriyle yazılışında) başında ve ortasında bulunan ‘Mim’ harfininin sayısal değeri 40’dır. İslam mistisizminde yine sufinin 40 günlük inzivaya katlanması şarttır.

Bektaşilik’te 40’lar vardır. Bunların kim oldukları adlarıyla kesin olarak söylenemez ya da pek bilinmez. Ancak varlıklarına ve kutsallıklarına inanılır. Kutlu kişiler arasındaki bu dereceli kümelerden halkın geleneğinde en çok anılan Kırklar’dır. Herkese nasip olmayan, bir mutluluğa erişen kimi insanların ölmediğine, Kırklar’a karıştığına inanılır. Birçok sözlü anlatımlara göre ünlü hikaye kahramanı Köroğlu ölmemiş, Kırklara karışmıştır. 40 sayısı ayrıca kırklama; lohusanın kırkı; kırk gün beklemeyi gerektiren, hastalıkların bulaşmamasını sağlayan korunma tedbirler (karantina), vb. hallerde de önem taşır. Halk hekimliğinde ot, baharat gibi kırk çeşit nesneden yapılan ilaçlar; kimi törenlerde kırk çeşit yiyeceğin bulunması şartı; debdebeli düğünlerin, şenliklerin anlatılmasında (özellikle masallarda) kullanılan “kırk gün, kırk gece” değimi de bu sayının önemini belirten örneklerdendir.

Halk arasında çeşitli amaçlarla ziyaret edilen türbe, ziyaret gibi kutsal sayılan yerlerin etrafında tutulan dileğin gerçekleşmesi için kırk defa dönme ya da bir şeyin kırk defa söylendiğinde gerçekleşeceğine dair inanışlar vardır. Yağmurun yağması ve fazla yağan yağmurun kesilmesi için yapılan ritüellerde kırk sayısı kullanılmaktadır. Kuru bir dereden kırk adet taş toplanır, toplanan taşlar okunarak torbaya konur. Bu torba dere veya çayda suya atılırsa yağmur yağar. Yağmur çok yağarsa, çakıl taşı torbasının sudan çıkarılması ile yağmur kesilir. Başka bir törende uzunca bir iplik alınır, her defasında bir kelin adı söylenerek bir düğüm atılır. Düğümler atılırken dua okunur. Kırk kelin adı sayıldıktan yani kırk düğüm atıldıktan sonra iplik saklanmak üzere sandığa konursa yağmur kesilir.(Hakan ferah-YLT)

loading...
loading...