3 Mayıs 1808 tablosu ve Goya

(0 oy) 0/5 105
Yorum Yaz


Francisco Goya’nın en önemli eseridir 3 mayıs 1808 kurşuna dizilenler tablosudur. Bu tablonun özelliklerini ve içerisinde bulunduğu psikolojiyi size aktarmaya çalışacağız. 3 Mayıs 1808 tablosu ve Goya adlı yazımızı ilginize sunuyoruz.

1808 yılı

Saraya soylularına ait resimlerinin yapıldığı dünya, 1808 yılında çöktü. Fransa orduları İspanya’ya girdiğinde Kraliyet ailesi Napolyon tarafından tahttan indirildi ve tahta Napoleon’un kardeşi Joseph Bonaparte geçti. Bu ortam halkın Fransız istilacılara karşı ayaklanmasını beraberinde getirdi. 2 Mayıs 1808’de Madrid’liler şehirlerini istila eden Fransızlara karşı ayaklandılar. Ertesi gün 3 Mayıs 1808’de Fransızlar misilleme yaptı, Napolyon’un askerleri İspanyol protestocuları kurşunladı ve toplu katliam ıssız bir tepede bir kilisenin tanıklığında gerçekleşti. 2-3 Mayıs’ta İspanyolların Fransız istilacılara karşı başlattığı ayaklanmalar Joseph Bonaparte tahttan çekilinceye ve İspanya özgürlüğünü kazanıncaya kadar altı yıl boyunca sürmüş ve kanlı olaylara sahne olmuştur.

Goya’nın içinde bulunduğu Psikoloji

Goya, yaşadığı bunalımların şiddetiyle ruhu kavrulurken, Alba Düşesi ile ilişkisinin ortaya çıkması ve Fransız askerlerinin İspanya’yı işgal etmesi sonucu yeni ruhsal travmalar geçirdi. Her İspanyol olduğu gibi, savaştan sonra çıkan açlık ve sıkıntılar Goya’yı da etkiledi. Reforma, aydınlanmaya ve İspanya’ya olan bağlılıklar çıkmaza girdi. Vatanseverlerin merhametsizce kendilerini korumaları, en az Fransızların vahşeti kadar onu şaşırtıyordu. Cesaret ve vatanseverlikte aynı derecede ümitsiz ve acınacak durumdaydı. Şiddet ve kötülük bir o kadar dehşet verici idi. Ve Goya, pek çok sanatçıya göre şiddeti en iyi anlayanlardandır, çünkü bu şiddeti içinde yaşar. Bir yandan Napoleon savaşlarındaki kurbanların acılarını, ta yüreğinde duyarak resmederken, öte yandan bir saray ressamı olarak Joseph Bonaparte’ın adamlarına hizmet vermek zorundadır. Goya, bir saray ressamıydı ama günümüzde Goya’yı, saray resimlerinden çok savaşın acımasızlığını anlatan“2 Mayıs” ve özellikle de “İsyancıların Kurşuna Dizilenler-3 Mayıs” adlı yapıtlarıyla tanırız.

2 Mayıs ve 3 Mayıs tablosu

Madrid halkının General Murat yönetimindeki Memluklere saldırısını tasvir eden “2 Mayıs” ve resim tarihinin en etkileyici resimlerinden biri olan “İsyancıların Kurşuna Dizilişi- 3 Mayıs” tablosu 1808’de yaşanan acıların, Goya’ya etkisinin bir sunumu niteliğini taşımaktadırlar. Olağanüstü bir serbestlik, canlılık, hareketin var olduğu iki büyük resmi, İspanya yüreğine has canlı bir özgürlük duygusunu barındırırlar içlerinde.

2 Mayıs’ da, işgalci Fransız ordularına ve General Murat’ın Mısır’dan getirttiği Memluk süvarilerine karşı ayaklanan Madrid halkının direnişini betimlerken yurtseverlik duygularını öne çıkarmaz. Ne bir duvar önünde sıkıştırılıp atlarından alaşağı edilerek hançerlenen düşman süvarilerini lanetler ne de ayaklanan halkın cesaretini yüceltir. Tek bir kahraman yoktur tabloda, sadece savaşın korkunçluğu vardır. Eyleme katılanlar topluca değil, kendi adlarına ve sırf öldürmek için mücadele eder gibidirler. Tablo, Madrid halkının kahramanlık destanı değildir.

“2 Mayıs” resminin devamı olarak resmedilmiş olan “3 Mayıs” resmi Goya denilince ilk akla gelen resimlerden en önemlisidir. Goya ruhundaki isyancı yönünü ortaya çıkararak tarihteki vahşi olaylardan birini tuvale aktarmıştır. Sanatçının, Fransız askerlerinin İspanyol vatandaşlarına yaşattığı zulüm ve acıları hissederek daha da karanlık bir karaktere büründüğü resim de, Madrid’in dışındaki Principe Pio tepesinde kurşuna dizilen İspanyol ayaklanmacılar anlatılmaktadır. Resim, İspanyol direnişçilerin cesaret ve acılarını ölümsüzleştirmeyi amaçladığı kadar, insanlığın kanlı tarihinin de bir belgesi olma özelliğine sahiptir. Korkutucu ve ana bir noktaya değinir. Sahnenin yapısı akıllara durgunluk vericidir. Kurbanlarda en az öldüren kişiler kadar neredeyse itici resmedilmiştir. İnsanlık dışı saydığımız tutumlar insani bile gelebilir. Olduğu yerde donup kalmış kişinin çizimindeki başarı ölçülemez ve bu başarı Goya’dan sonra gelen ressamlar Manet ile Picasso’yu da etkilemiştir. Üniformaları ile bir duvar oluşturan Fransız askerleri bireysellikten yoksun, insanlıklarını yitirmiş, taşlaşmış birer heykel olarak resmedilmiştir. İspanyol vatanseverlere nişan almıştırlar. Tüfeklerinin ucundaki süngüler ışıldar. Yerde, çizmelerin dibine konmuş fenerden vuran ışık, ellerini çarmıha gerilmiş gibi iki yana açan yurtseverin beyaz gömleği ile sarı pantolonunu aydınlatır. Işık figürün içinden fışkırır gibidir. Daha önce kurşuna dizilenler kan içinde yatarken, sırasını bekleyenler kahır ve çaresizlik içinde elleriyle yüzlerini kapatmıştırlar. Amaç, kurban ile celladın çelişmesini, savaşın barbarlığını, hiçbir şeyi affetmeyen o korkunç yüzünü göstermektir. İnsanoğlunun trajik yazısı bir yıkım ortamında dile gelmiş, sanat yapıtına dönüşmüştür. Resmin tam ortasındaki, önü açık beyaz gömleği, sarı-kahverengimsi pantolonu içinde, koskoca ellerini V şeklinde zafer işareti verircesine havaya kaldırmış, gözlerinde korkulu bir merak ve gelecek umudunun ışıkları dolu olan, kurşuna dizme mangasına meydan okurcasına son sözlerini haykırarak duran bu köylüyü görüp de yaşam boyu unutmanız mümkün değildir. Bu köylünün “2 Mayıs” resminde atın üzerindeki figür olduğunu ileri süren eleştirmenler de bulunuyor. Biraz daha yaklaşır ve İsa’casına göğü kucaklayan avuçlara dikkatle bakacak olunursa, nasırlar farkedilir. Dramatik ışık tekniği ve kontrastlarının belirlediği öldüren-ölen-izleyen şahitler üçgeni ile Goya, şiddet, haklar için ölme cesaretini ve inançlarını resmederken, kan gölü içinde yerde yatanlar (geçmiş zaman), ölmeye hazır elleri açık köylü (şimdiki zaman) ve sırada ölmeyi bekleyenlerle olayın şahidi (gelecek zaman) içinde, bu resmin aslında zamanın ötesinde olduğunu ve sevgi ve barışın kaçınılmazlığını vurgulamaktadır.

Ciddi renklere bir tek aydınlatıcı unsur ilave edilmiştir: odak noktası olan gömleğin beyazlığı ve anlamlı kullanılışı ile kırmızı rengi. Dehşet duygusu, şiddetli ışıkla ve kurbanların cellatlara yakınlığı ile verilmiştir. Ayrıntılara değinilmeden çizilen askerler, üniformaları ve silahları ile bütünleşmiş tarafsız kuvvetler durumundadır. Buna tezat olarak kurbanların tutumunda çok çeşitli insancıl tepkiler vardır. Goya’nın olaya bizzat şahit olup olmadığı şüphelidir ama yeniden yaratmasındaki dramatik etki tartışılmaz. “Savaşın felaketleri” dizisinde olduğu gibi, bu resimde savaşın vahşi yüzünü gösteren eşsiz bir eserdir.