13. Burç

(5 oy) 4/5 3007
Yorum Yaz


Yaygın olarak bilinenin aksine Astrolojinin temel çalışma kaynağı olarak, Yıldızsal Zodyak değil, Mevsimsel Zodyak kullanılmaktadır. Yıldızsal Zodyak burçlarla ilgili olarak aslen Hint Astrolojisi’nin çalışma disiplininin temelini oluştururken, Mevsimsel Zodyak’ın temeli “zaman bölünmesi” ilkesine dayandırılmaktadır. Örneklerle açıklanarak anlatılacak olursa: burçlar için, “Güneş Koç Burcu yörüngesinde seyir halinde” ya da  “İkizler Burcu’na geçiş yaptı” gibi astrolojik deyimler, aslen Güneş’in izlediği ekliptik düzlemin takımyıldızları içerisinden geçmesidir. (Dünyanın güneş çevresinde dönerken takip ettiği elips biçimindeki yola yörünge, bu yörüngenin oluşturduğu yörünge düzlemine ekliptik denir) Özetle Güneş, “İkizler Burcu takımyıldızından geçti” diye tabir edilir.  Buna bağlı olarak Güneş’in bu takımyıldızları yörüngesinden geçmesi, mevsimsel bazı geçişleri de tetiklenmesine neden olmaktadır. Tüm bu hareketlere ve bu hareketlerin tetiklediği duruma Mevsimsel Zodyak adı verilmektedir. Burçlar üzerinde doğrudan etkili olan Güneş hareketlerinin, takımyıldızları ile olan ilişkisi atmosfer olaylarını da etkilemektedir.  Hava sıcaklığındaki değişimler, toprak üzerindeki hareketler doğrudan Mevsimsel Zodyak’ın doğurduğu sonuçlardır.

Güneş takımyıldızları arasından geçerken, o takımyıldızlarını oluşturan bütün ana yıldızlar ile doğrudan ya da dolaylı olarak bir ilişki içerisindedir. Bu ana yıldızlar, burçları oluşturan sabit yıldızlar olabileceği gibi, ekliptik düzlemi üzerindeki yansımaları dahi olabilmektedir. Örnek olarak: Miraç, Hamel, Sharatan, Sedir, Alpheratz, Menkar gibi yıldızlar, Koç Burcu’nu oluşturan sabit yıldızlardır. Ancak sıra Yay Burcu’na geldiği zaman, yakın zamanlarda bulunduğu söylenen yeni bir takımyıldızı teorisi (13.Burç) astroloji bilimi ile ilgili mevcut bilgileri revize eder nitelikte ortaya atılmıştır. Bu durum zamansal yapının değişmesi gerektiğini ve mevcut burçlar listesine yeni bir burç daha eklenmesi gerektiği gibi sonuçların doğmasına neden olmuştur.

Fakat bu konuda değerli bir uzman olan Öner Döşer, bir makalesinde muamma niteliği taşıyan 13. burç konusunu, şu şekilde açıklığa kavuşturmaktadır:

“Mevsimler her zaman dört tanedir ve on iki ay vardır. Bölümleme mükemmel bir biçimde yapılmıştır ve makro kozmosu, evreni, bütünselliği simgeleyen 12 rakamını işaret etmektedir. 12 sayısı bölünebilirliği açısından da Zodyak dairesi için mükemmeldir. 13 takımyıldız olması, 13 burç olması gibi bir gereklilik doğurmaz. Üstelik astrologlar, spekülatif haberde verilen yanlış bilginin tam tersine, kadim zamanlardan bu yana Güneş’in takip ettiği yol üzerinde (Ekliptik) 13 takımyıldız olduğunun farkındadırlar. Hatta ek bir bilgi vermek gerekirse, bilinen en eski Babil Zodyak’ında on sekiz takımyıldız bulunmaktaydı: Bugün kullandığımız on ikinin on tanesi ve bunlara ek olarak da Pleiades, Hyades, Orion, Perseus, Auriga, Praesepe ve Güneyli ve Kuzeyli Balık. On sekiz burçlu Zodyak, M.Ö. 6.yy’da hala kullanılmaktaydı. Daha sonraları, M.Ö. 600’de, Zodyak’ın on iki takımyıldızını oluşturmak için bunlardan bazıları birleştirildi ve bazıları da çıkarıldı. Burçlar kuşağını 12 eşit parçaya bölenler matematikte çok ilerlemiş bir uygarlık olan Babiller’dir ve bunu zaman hesaplarını kolaylaştırmak için yapmışlardı. Zira takımyıldızların kapladığı alanlar eşit değildir. Babiller bu 12 eşit parçadan her birine, o tarihte arka planda denk gelen takımyıldızların adını vermişlerdi. Fakat daha sonra arka plandaki takımyıldızların yerleri kayma nedeniyle değişti, ama burçlar halen bu adlarla anılmaktadırlar.”

Alıntılanan bu yazıdan da anlaşıldığı üzere özetle, günümüz mevcut astroloji sistemi, yeni bulunduğu iddia edilen takımyıldızı sisteminin üzerine kurulalı zaten yüzyıllar olmuştur. Burçların adı, sıralaması değişmediği gibi, 13. burç teorisi ise, somut delillere dayalı olmayan bilim dışı bir iddiadır.

loading...
loading...